1k okumayı geçtiğini gördüm hikayenin ve mutluluktan öldüm sanırım! Okuyan herkese çok teşekkür ederim, gerçekten birilerinin yazdığınız şeyler, okumak için vakit ayırmasının nasıl bir his olduğunu anlatamam :D
Bölümü okuyan herkesten yegane ricam ne düşündüğünüzü bana bildirin, gerçekten bu ilerlemem için gerekli olan en önemli şey! Eğer beğenirseniz de köşedeki yıldız tuşuna basarak bu hikayenin daha çok kişiyle buluşmasına yardımcı olabilirsiniz...
Neyse efendim, uzun uzun girizgah döşedim, hemen son veriyorum. Umarım beğenirsiniz, iyi okumalar dilerim...
Jett
Böylece on beş dakika sonra kendimi otobüsün güzergâhında buldum. İşte, otobüs de tam karşımdaydı. Tottenham’a giden yolda uzun binalar yerlerini yavaş yavaş, minik tek katlı evlere bırakmış, pahalı mağazaların ve müzelerin yerini, marketler ve küçük işletmeler almıştı.
Sonunda ışıkları geçince otobüs yavaşlayıp, durdu. Birkaç metre ötedeki, çiseleyen yağmurdan, turuncu saçlarını korumaya çalışan minik elleri görene kadar bekledim.
Etrafına hiç bakmadan, gereksiz bir çabayla saçlarını yağmurdan korumaya çalışarak yürümeye devam etti. O sırada zenci bir adamın, alaycı bir gülümsemeyle ona doğru yaklaştığını fark edip istemsiz bir refleksle gerildim. Ama Annie istifini bozmadan adam her ne dediyse hiç duymamış gibi yaparak yoluna devam etti. Bunu yapması şaşırtıcıydı. Yani en azından dönüp adamın suratına bakmasını beklerdim ancak o bunun aksine sanki böyle şeylere alışkınmış gibi istifini bozmadan üstesinden gelmişti. Belki de sandığım kadar tecrübesiz ve toy değildi…
Adam ilgisini kaybedip, başka birine yönelince kendime bir dakika olsun onun doğruyu söyleme ihtimalini, düşünme izni verdim. Ya gerçekten o paraya ihtiyacı varsa?
Ve çok acilse?
Çok saçmaydı…
Öylesine bir kızdı işte, niye kurcalamaya devam ediyordum? Hatta buraya neden gelmiştim ki?
Çünkü o, saçma derecede masum, taşralı, aptal kızlar ve pop şarkıcılarıyla takılan yardıma muhtaç bir kızdı…
Sapık dilencilere nasıl davranılacağını bilmesi onun kim olduğunu değiştirmezdi.
Gençlik heyecanı için torbacılık yapmasına izin vermeyecektim.
Çünkü ben de cesur, iyilerin dostu kötülerin düşmanı genç kızların koruyucusu asil şövalyeydim tabii, gelmesem olmazdı...
Onun ne yaptığı beni ilgilendirmiyordu. Ailesi, ya da ona bakan her kimse bununla ilgilenmeliydi.
Arkamda duran kilisenin aniden çalan çanı beni düşünce dünyasından gerçekliğe taşıdı. Bir dakika... Has siktir!
Annie neredeydi?
Onu bulmak için deli gibi sağa sola bakınmaya başladım. Kahretsin, hangi cehennemdeydi?
Gözlerimle hızlıca etrafı yoklamaya başladım... Marketin önü, otobüs durağı, dilencinin köşesi, yan sokak, karşı cadde…
Tottenham yuvası…
Kızıl parıltı, gri havada ateş gibi parlıyordu, işte Annie tam olarak yuvanın kapısından içeri giriyordu.
Bebek yuvasında ne işi vardı?
“Paraya ihtiyacım var…”
Ek iş yapıyor olmalıydı. Göğsümde ani bir ağrı hissettim. Üç kuruş para için, tüm gün lanet bebek bokları ve kusmuklarıyla boğuşuyordu. Kahretsin bundan daha iyisine layıktı. Buraların nasıl yerler olduğunu herkes bilirdi. Köle gibi gece yarısına kadar çalışa--
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaçak
AventuraKaçtığımı sanırken, aslında her adımım beni ona daha çok yaklaştırmıştı... Ve her bir adımı, yasak bir zevkle atmıştım...
