Evet gençler çok uzatmayacağım bu sefer orada burada eleştirel yazılar görüyorum, "Yazarlar çok uzatıyor kimse okumuyor hede hede hödö hödö" diye ama 50K olmamızı kutlamayacak da değiliz değil mi?
Nedense 50K deyince daha bir farklı geliyor kulağa değil mi ya?
Çoğalıyoruz yav! Sizden tek ricam şu bölümün altına hunharca eleştirinizi eksik etmeyin, şimdi biz bize olabiliriz ama ileri de büyüdükçe rezil olmayayım sonra. Ne saçmalıyorum ben ya yine jfdsj Neyse gençler ŞARKIYLA BİRLİKTE OKUYUN BU BÖLÜMÜ lütfen :D
Ve bir de ben her ne kadar gecikmiş olsam da doğum günün kutlu olsun Arzu ^-^ En yakın arkadaşın bana ulaştı ve ne yalan söyleyeyim bir sürpriz için benim hikayemi seçmesi beni acayip mutlu etti umarım sen de mutlu oluyorsundur geç de olsa biraz... Nice senelere :D
Şimdi hikayeye geçebiliriz herkese iyi okumalar umarım beğenirsiniz :D
"Lee." Şaşkın iniltim dudaklarımdan havaya nüfuz ederken karşımdaki oğlanın beni gördüğüne hiç şaşırmadığını hissediyordum.
"Annie… Annie ben... Olanlar için üzgünüm, gerçekten."
Ne?
Alkolden bulanıklaşmış görüşümü düzeltmek için gözlerimi kırpıştırırken, bir yandan da yanan midemden özür diliyordum.
Ağızımı bir şey demek için açtım ancak ne diyeceğim hakkında bir fikrim olmadığından tekrar kapattım. Ne oluyordu?
Sanki o minik tekila yudumları, birleştirmeye uğraştığım tüm yapboz parçalarını dağıtmıştı. Şimdiyse bulanık görüşümle her birini tanıyıp tekrar birleştirmeye çalışıyordum.
Işıklar gözlerimin içinde titreşirken ayaklarımın hareket ettiğini fark ettim. Kollarım terli bedenlere sürtünüyor, ter ve alkolün kokusu daha birçok insani esansla karışıp bir sis gibi üzerime siniyordu. Düşüncelerim yoktu. Yalnızca çığlık gibi tiz, anlamsız haykırışlar vardı.
Ardından bir şey tarafından çekiliyordum ama ne olduğu hakkına hiçbir fikrim yoktu. Daha da fenası umursamıyordum.
Daha sonra ne zaman durduğumu hatırlamıyordum ancak bir ara durmuş olmalıydım. Elime soğuk bir şey tutuşturulmuş ağızıma doğru ittiriliyordu. Komikti.
Kahkaham benim değilmiş gibi hissizce kulaklarımda çınlarken bardaktan bir yudum aldım. Has siktir. Daha fazla alkol.
Tükürürken midemdekileri de çıkartmamak için bir yandan yutkunuyordum. Nedense müziğin eskisi kadar rahatsız edici değildi. Daha boğuktu.
Aslında her ses boğuktu.
Ardından bir şıngırtı duyuldu. Fayans kaplı yere düşmüş bardak tuzla buz olmuştu. Fayans?
Neden zemin fayans kaplıydı?
Başımı kaldırıp hızla etrafa göz atarken aynadaki görüntümü fark edince bir anda dünya durmuştu. Gerçeklik bir kırbaç darbesiyle üzerimde şaklamıştı. Bağırmak, çığlık atmak istiyordum ama içinde bulunduğum dehşet hiçbirini yapmama izin vermiyordu.
Pisuarın üzerindeki yansımam çırçıplaktı…
Buraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Anılarım sanki hatırlamaya çalıştıkça daha da unuttuğunuz rüyalar gibiydi. Tek bildiğim iliklerime kadar korktuğumdu. Panik damarlarımda aside dönüşmüş içten dışa adım adım yakarak öldürüyordu beni.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaçak
AventuraKaçtığımı sanırken, aslında her adımım beni ona daha çok yaklaştırmıştı... Ve her bir adımı, yasak bir zevkle atmıştım...
