RADIA-33 ♦️ Bloody Hell

256 18 4
                                        

Bölüm şarkısı (Demons- Imagine Dragons)

Lucifer, beklediğim gibi değildi.

Kesinlikle değildi.

Sarayda aldığım dini derslere ve anlatımlara göre, Lucifer, kısaca şeytan ittiatsizliği sonucunda tanrı tarafından cennetten kovulmuş bir melekti. Cehennemde yanacak ve kibirinin cezasını çekecekti. O günden itibaren kıyamete kadar insanoğlunu rahatsız edeceğine ve onları kendi yoluna, yani kötülüğe sürükleyeceğine yemin etmişti. İnsan böyle bir seneryodan sonra onun, kırmızı, elinde üçlü çatal ve başında minik boynuzlar olan ufak tefek bir cüce olacağını falan düşünüyordu.

Tanrım, kesinlikle öyle değildi.

Güzelliği gerçekten ağlamama neden olacak gibiydi, o kadar somuttu ki onun varlığını ve gücünü kemiklerimde dahi hissediyordum. Uzun boylu fit bir adamın görüntüsüne sahipti, şu anda bir insan boyutunda olmasına rağmen ilahi bir görkemi vardı. Ayrıca zaman kadar yaşlı olan birine göre, gerçekten çok genç gösteriyordu. Kısa ve düzgünce kesilmiş saçları siyahın öyle mat ve koyu bir tonuydu ki, kendimi gece gökyüzünde kaybolmuş gibi hissediyordum. Teni rahatsız edici derecede pürüzsüz ve beyazdı, üzerindeki siyah gömleğin kolları sıvanmıştı ve beyaz pantolonunun paçaları kırmızı-bordo arası bir sıvıyla kaplıydı.

Ama hepimizin ağzını açık bırakacak görüntü, kanatları ve başının üzerindeki hale olmalıydı. Siyah, koyu gri, bordo ve kırmızı renkli tüylerin dalglar halinde yayıldığı devasa kanatları hepimizin iki katı boyundaydı. Kürek kemiklerinin arasından çıkıyor, siyah gömlek kumaşını yırtarak omuzlarından başını aşarak yükseliyorlardı. Siyah saçlarının üzerindeki parlak bulutsu hale, sanki kurşun kalemin ucunu kağıtta döndürüp durmuşsun gibi düzensiz halkaların bir araya gelmesiydi. Boynundan göğsüne doğru sallanan gümüş haç kolyesi, gerçekten bir çeşit şaka gibiydi,

Yaptığı büyüden sonra yorgun düşen Aquila dahi, savrulduğu duvarın dibinden bizim gibi şaşkın gözlerle meleği daha doğrusu şeytanı izliyordu. Lucifer, bizi umursamadan tozlu dizlerini silkip hafifçe öksürdükten sonra başını kaldırdı. Gözleri hepimizde gezindiğinde, alev rengi irisleri bizi olduğumuz yere sabitliyordu. Çok uzaklardan geliyormuş gibi gelen güçlü, etkili sesi kulaklarımızı doldurdu, "Selam gençler, görev işte, bilirsiniz!" deyip, kan bulanmış paçalarını ve parmaklarını gösterdi. Bu rahat tavırları, gerginliğimin biraz da olsa azalmasını sağlamıştı.

"Ee, beni cehhenemin dibinde çağırdığınızda, üç asi ruha işkence etmekle meşgul olguğumu belirtmem gerekiyor sanırım, ama bu konuda başka bir zaman konuşabiliriz. Benim gibi yoğun bir adamı rahatsız etmek için iyi bir sebebiniz olduğuna bahse girerim!" dedi ve hafifçe gülümsedi. Şeytani gülüşün sözlük anlamı, buruşturulup suratıma fırlatılmış gibi hissediyordum.

"Asla şeytanla bahse girmem," diye araya girdi Aquila, korku ve hayranlık arası bir ifadeyle Lucifer'a yeşil gözlerini dikmişti.

Şeytan, sanki bu laflara alışmış gibi gözlerini devirdi. "Birincisi, 'şeytan' gibi ön yargılı bir isimdense Lucifer'ı tercih ediyorum, yani kimse Micheal'a 'tanrının ordusunun komutanı' veya Gabriel'a 'tanrının sağ kolu' falan diye hitap etmiyor. Ben de kendi adımı hak ediyorum." dedi ve çenesini dikleştirdi. Bu sözleri karşısında hafifçe sırıttım, Aquila ise utanç içinde dudağını ısırıyordu.

"İkincisi, küçük hanım, siz kim oluyorsunuz?" dedi ve alevli gözlerini, kısa siyah saçlarını karıştıran kıza yöneltti. Aquila'nın mahçup halinin üzerine, araya girme dürtüsüne karşı gelemdim.

RADIABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin