22. Bölüm |Zarar|

75.5K 2.7K 109
                                        

Keyifli okumalar! :)
.
.
.
.

Çınar'ı sarstım. Onu kendine getirmeliydim. Bana bir açıklama yapmak zorunda değildi. Sadece iyi olduğunu bilsem bana yeterdi. Bu yüzden sarsma eylemimi biraz daha güçlü bir şekilde yaparak devam ettirdim.

"Bunu nasıl yapabilir?" diye sordum kendi kendime. Bir kaç dakika öncesine kadar yaratıkların olduğu bir koridordayken şimdi papatyaların huzuru içerisindeydik.

"Beynin sinyalleri ile ilgili." dedi Çınar gözlerini açmadan. Onun iyi olduğunu kanıtlayan bu belirtiye derin bir nefes alarak karşılık verdim ve "Nasıl yani?" diye sordum.

"Biz hala o koridordayız. Sadece ikimizi de bayılttım hepsi bu. Burası rüyadan daha farklı olduğu için etrafı kendin seçebiliyorsun."

Lacivert gözlerini kısa süre sonra açtı. Kirli sakallarında ellerimi gezdirirken "Papatyaları seviyor musun?" diye sordum.

Kafasını iki yana hafifçe salladı. "Pek değil ama senin sevdiğini düşündüm."

Hala yere uzanmış bir biçimdeydik. Kalkmak için bir çaba sarf etmezken "Neden böyle düşündün?" diye sordum.

Güneş'in etrafa yaydığı ışığı beğenmiştim. Her ne kadar sahte olsa da.

"Çünkü kızlar papatyaları sever." dedi güzel sesiyle. Ona inanamayarak baktım. Sonra gülümsedim. Ellerimi hala sakallarında gezdirirken "Bu durumda ben kız değilim." dedim. "Pekala, genelleme yapmada hata etmişim." diye karşılık verdi. Bu sefer kumral saçlarında ellerimi gezdirmeye başladım. O kadar mükemmeldi ki onu övmekten kendimi alamıyordum. Ona yakışan mükemmel bir de kokusu vardı. Bu güzel kokuyu sadece Çınar'da alabiliyordum. Bu yüzden ne kokusu olduğunu bilmiyordum ama ferahlatıcı, yumuşak bir kokusu vardı.

Birden bir eliyle alnını ovuşturdu. Gözlerini kıstı. Dudakları bir çizgi halini alırken "Daha fazla ikimizi burada tutamam." dedi. Oturur bir pozisyona geldiğinde ben de onun gibi yaptım. "Nasıl ayılacağız?" diye sordum.

"Gözlerini kapat." dedi. Dediğini yaptım. Onun yanındayken kalbim hep heyecandan hızla atıyor, midemde siyah kelebekler uçuşuyordu. Siyaha pek bir takıntım yoktu. Hatta renkli kıyafetleri görünce onlara uzun uzun ve hayranlıkla bakardım ama tercih ettiğim renklerin ilkinde siyah geliyordu. Nedenini kelimelerle oluşturamasam da zihnimin bir köşesinde, belki de en derinlerinde siyaha karşı olan bir anım tutulmasıydı.

Bana sarıldı. Gözlerimi kapamaya devam ettim. O diyene kadar gözlerimi açmayacaktım. O buranın sistemini en iyi bilenlerdendi ve ondan başka güvenebileceğim biri de pek yoktu. Yine de güven konusunda ikinci sıraya az biraz Falcı Kadın'ı koyabilirdim.

Zihnim sanki kelime kelime parçalara ayrıldı. Bir boşlukta sonsuz bir hızla sürüklendim. Çınar gözlerimi açmamı söyleyene kadar en son uçurumdan düşüyormuş hissini yaşadım. Tuhaftı ama geçici bir tuhaflıktı. Her şey bir anda oldu ve bitti.

Etrafa bakındım. Koridor boştu ve biz aynı yerimizdeydik.

"Yaratıklar neden biz baygınken bize zarar vermedi?" diye sordum. Bu sırada soluk soluğa kalmıştım. Çınar cevap verecekken hiç beklemediği bir anda ona sarıldım. Bu yaptığımı ben bile beklememiştim.

"Ha?" dedi birden. Afallamıştı. Yüzümü görmediğini bilsem de gülümsedim. Onu afallatmak hoşuma gitmişti. Kollarımı ondan ayırdım ve şaşkın surat ifadesine baktım. Kendini toparlamaya çalıştı ve cevap verdi.

AÇELYABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin