Dediğim gibi, gün içindeki ikinci bölümle Açelya karşınızda!
*************
Ertesi gün gece dörtte uyanmıştım. Karnım gurulduyordu. Dün akşam biraz atıştırmıştım ama sadece atıştırma elbette yeterli olmamıştı. Yine de bünyem açlığa alıştığı için bedenim bunu çok da dert etmiyor gibiydi. Yumuşak yatağımdan yavaşça kalkarken sol tarafımdaki komidinin üzerine koyduğum İblis'in notuna bir baktım. Çınar arabayı çok hızlı sürmüştü, İblis hangi ara buraya gelip notu yazıp kapımın önüne bırakmıştı?
"Belki de İblis değildir." diye mırıldandım ve yataktan kalkıp saçlarıma dokundum. Bu dokunma beni hoşnut etmemişti, fakat ne bekliyordum ki? Düzenli olarak banyo yapmıyordum, sadece ne zaman yağlı hissedersem o zamanın bir kaç gün sonrasında banyo yapıyordum. Ve şimdi kesinlikle banyo yapma zamanıydı. Sonra da doğru en üst kata, karnımı doyurmayaydı. Çınar bu saatte çoktan hazırlanmış, Ezel'in binasına doğru kahve içmek için adımlar atıyor olmalıydı.
*****************
Öğle vaktini iyice geride bırakırken siyah bir kazak, siyah dar bir pantolon ve siyah bir palto giymiştim. Pembe ama çok rahat olan çoraplarımı siyah botlarımla saklamayı düşünüyordum. Saçlarımı hızla tarayıp bir süre aynanın karşısına geçmiştim. Göz kalemi, pudra ve dudak kremiyle fena sayılmazdım. İyice uzamış ve yeni yıkanmış olan siyaha yakın saçlarımı biraz geriye atıp zayıflamış yüzümü iyice meydana çıkardım. Yeşil gözlerimin içindeki duygu selini resmen görebiliyordum. Önceki yaşantımda pek duygulara kapılan biri değildim, ya da duyguları çabucak değişen...Ama burada o kadar çok duyguya girmem gereken an yaşamıştım ki ben bile bazen kendime hayret ediyordum. Mesela dün...
Gözlerimi devirdim ve hem kendime hem de Çınar'a aynı anda sinir olmayı başardım. Neyseki kapım kısa süre içinde tıklatılmıştı da ben de kafayı sıyırmaktan son anda kurtulmuştum. Gerçi bu kafayı sıyırmamış halim ise sıyırdığım halim kesinlikle "çekilmez" olmalıydı.
Kapıya doğru yavaş, istemsiz adımlar attım. En sonunda kapıyı açtığımda Çınar tam karşımdaydı. Koyu sarı saçları hafif dağınık, yüz ifadesi donuktu. Lacivert gözleri suratımı çoktan incelemeye başlamıştı bile. Surat ifademden ne hissettiğimi anlamaya çalışıyor olmalıydı. Ama anlayamazdı, çünkü ben bile ne hissettiğimden emin değildim.
"Selam." dedim kuru bir sesle.
"Güzel çoraplar."
"Ah, çok yumuşaklar. Onları giymek ayaklarımı rahat hissettiriyor."
Siyah botlarımı elime alıp onları kapının önüne kadar götürdüm. Onları giymek için eğilirken saçlarım yüzümü kapatıyordu.
"Nasılsın?" diye sordu.
"Bilmem." diye kestirip attım. Botlarımın bağcıklarını bağlar bağlamaz doğruldum. Çınar'ın büyüleyici gözleri dairemin içine doğru bakıyordu.
"Komidinin üzerindeki kağıt da ne öyle?" diye sordu.
"Öylesine yazdığım bir kağıt." diye yalan söyledim. İtiraf etmeliydim ki bu yalanı güzel söylemiştim. Ona kesinlikle İblis'in yazdığı nottan bahsetmemeliydim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AÇELYA
Fantasía"Hiçbir ölümlü, seni benden alabilecek kadar kudretli değil." Etrafa korku saçan gizemli bir adamın rüyasına giren ve rüyasında ona sığınan bir kıza olan sonsuz sadakati Dünya'dan bağımsız bir yer olan Açelya'daki dengeleri altüst etmek için güzel...
