2. Sezon - 2. Bölüm |Kopya|

60.6K 2K 143
                                        

Açelya hakkında sizleri biraz bilgilendirecek aynı zamanda da "iyi geceler" mesajı olarak atılan bir bölüm. :)

***************

Bir hafta sonra,

Bay Çivi müdireyle İblis hakkında defalarca konuşmasına rağmen müdireyi kararından döndürememiş, üstelik müdirenin Çınar'ı yetkileri konusunda tehdit etmesini sağlamıştı ama bu annesine karşı olan tavrından onu vazgeçiremedi.

Doğruyu itiraf etmek gerekirse ben aslında öylece durduğumda bile dengelerin merkezini sarsabiliyordum. Neyse ki Çınar'ın yetkilerine bir şey olmamıştı. Neyse ki düzen şimdilik bozulmamıştı ama bozulabilirdi.

Giriş binasının merdivenlerinde yalnız bir şekilde otururken ellerimi yumruk yapıp yüzümü o yumruklara yerleştirdim. Sonra da bir süre İblis'i düşünmek için kendime zaman tanıdım. Bir haftadan beri onu görmüyordum ve onun için düşünecek zamanı henüz buluyordum. Çünkü Çınar Kızılkaya ilk defa bencillik etmişti. Benim sadece onu düşünmem için bir sürü olay çıkartmıştı. En azından ben böyle düşünüyordum. İblis'le alıp veremediği daha büyük meseleler olduğuna adım gibi de emindim.

İblis'in adının gerçek mi yoksa sadece ona öyle mi seslendiklerini bile bilmiyordum. Bu en ufak ayrıntıyı bile bilmiyorken kendimi nasıl bilinmezliğin kaynar sularına atıp, ondan beni korumasını bekleyebilirdim? Bana görünen ya da görünmeyen kimseleri bir kenarıya bırakırsak gerçekten de nefret edilen biriydim. Üstelik Çınar'ın hayatına girmekten başka bir şey yapmamıştım ama bu işler aynı domino taşları gibiydi. Biri yıkılırsa sonrakiler de yıkılıyordu. Tabii Çınar'ın bu domino taşlarının en başında olmadığına emindim. En başında olsaydı eğer tüm taşlar yıkılacaktı ve bu herkesin benden nefret etmesi demekti. Ama herkesin benden nefret etmemesi Çınar'ın orta kısımlarda bulunduğunu ve sadece ondan sonra gelen taşları devirdiğini gösteriyordu.

Koridordan gelen sesler kısa süre içinde merdivenlerde hayat bulurken oturduğum yerde kenarı kaymak gibi bir çabada bulunmadım. İnen grup fazlaydı ve kısa süre sonra Zachary'nin sesi duyulunca kafamı sola çevirdim.

"Duru sen sınav olmayacak mısın?" diye sormuştu.

Gözlerimi devirdim. "Ne sınavı?" diye homurdandım. Buradaki ilk ve tek sınavım "sorunlu" kavramını koşarak geçmişti. Neyse ki bunu Çınar da biliyordu ve bu sayede benim sınava girmeme engel olacağını biliyordum. Kızılkaya'nın hayatında olmanın iyi yönlerinden biri de bu olsa gerekti.

"Ben sınava girmiyorum." diye cevap verdim ve sırıttım. Zachary tekti. Bizimkiler ya ondan önce gitmiş ya da biraz gecikiyorlardı.

"Kim demiş bunu?" diyen Çınar'ın sesi duyulduğunda kaşlarımı kaldırdım. Kısa süre içinde alt merdivenlerden yukarıya doğru çıkıp görünür hale geldiğinde "Yapma Kızılkaya, en son sınav zamanı ne olduğunu biliyorsun." diye homurdandım.

Çınar bu "tükenmiş" görünümüme bir süre öylece baktı ve "Bu sınav resmen okul sınavı. Rahatla biraz." diyerek göz kırptı. Yine de yüzünün neşeli olduğu söylenemezdi.

"Okul sınavı mı? Ordan bakılınca okul sınavlarını seviyor gibi görülmüyorum umarım. Ayrıca soruları bile bilmiyorum." dedim ve kollarımı önümde birleştirip bir süre Çınar'a odaklandım. Merdivenlerde artık sadece ben, Çınar ve Zachary vardı ve bu Çınar'ı inceleme fırsatı sunuyordu. Lacivert gözleri pencerelerden giren güneş ışığı sayesinde iyice parlıyordu, tıpkı koyu sarı saçları gibi. Kirli sakalı ise her zamanki boyutundaydı ve onda mükemmel bir hava yaratıyordu ama asıl dikkat çeken şey siyah takım elbisesiydi. Sanki birazdan bir baloya gidecekti ve tüm kızların gözdesi haline gelecekti.

AÇELYABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin