Beklenmeyen Emir

33 18 0
                                    

“Çabuk olun kadın ağır yaralı, hala nabzı var!”
Doktorlar Ömer’i ve annesini hızla ambulansa bindirdiler. Zeynep kendine geldiğinde komşuları olan Arif amcanın kollarındaydı. Arabaya binerek ambulansı takip ettiler. Sirenler ile yollar açıldı ve tez bir vakitte hastaneye yetişildi. Kapılar açılıp sedye istendi. “Acil ameliyathaneye alıyoruz.” Zeynep ağlayarak annesinin ve abisinin arkasından koştu. Adımları küçük, çığlıkları ve yakarışları hastaneyi kaplayacak kadar büyüktü. Arif amca Zeynep’e koşarak sarıldı. Kucağına aldı. “Ağlama kızım ikisi de iyileşecek. Eskisinden daha iyi olacaklar. Abin tekrar senin yanında olacak. Annen tekrar  saçlarını okşayacak. Lütfen ağlama kızım!”
Zeynep’in hüznü bir yılan gibi Arif amcanın yüreğine dolanmıştı. Arif amcanın eşi Zeynep’e sarıldı ve ameliyathanenin önünde saatlerce beklediler. Doktor ameliyathanenin kapısını açtığında hepsi birden ayağa kalktı. Doktorun bakışları pek umut verici değildi. Zeynep heyecanla öne atıldı. “Doktor amca annem nasıl iyi mi, yaşayacak mı?” Doktor Zeynep’in başını okşadı.  Teselli ederek “Annen hep yaşayacak kızım. Annen sizlerin içinde hiç bir zaman ölmeyecek.” dedi. Ardından Arif amcaya yöneldi. “Başınız sağ olsun, onca müdahalemize rağmen bıçak şah damarına denk gelmiş. Maalesef kurtaramadık”.
Arif amca Zeynep’e sımsıkı sarıldı. Onların hiç çocuğu olmamıştı ve bundan sonrası için Allah onlara iki tane  tertemiz evlat vermişti. Artık Arif amca ve Gülsüm teyze onların ailesi olacaktı.
Olanlara uzaktan şahit olan Semih yine o asık suratıyla hastaneyi terk etti. Bir baba olarak vicdanı hiç sızlamamıştı. Tek çırpıda ailesinden vazgeçebilmişti. Hangi acı bir insanı bu kadar acımasızlaştırırdı ki? Hangi baba acısına binaen baba olmaktan vazgeçebilirdi? O adamın insafı kan dondurucu, yürek yakıcı ve çokça zalimceydi.
Arif amca bundan sonrasında kızı bildiği Zeynep’in  küçük kollarının belini sarmasıyla ağlarken hastanenin diğer kapısı açıldı. İlk olarak doktor çıktı ve bakışlar nefes almaksızın doktora yönelmişti. Ardından ağır adımlarla doktorun koluna girmiş olarak Ömer çıktı. Zeynep heyecan ve mutlulukla abisinin kucağına atladı. Ömer bakışlarında annesini aradı hastanenin dört bir ucunda. Arif amca Zeynep’in konuşmasına fırsat vermeyerek Ömer’in kelimelerini daha ağzından çıkmamışken işitti ve Ömer’e doğru yaklaştı. Ömer tam “Annem...” derken Arif amca “Annen kriz geçirdi ve farklı bir hastaneye kaldırdılar evladım sen şimdilik dinlenmene bak annen en kısa zamanda yanında olacak.” dedi. Ömer ısrarla annesini istese de ne Arif amca ne de bir başkası annesini getirebilirdi. Artık Ömer’in annesi en huzurlu yerdeydi. Onca küfürden hakaretten ve kavgalardan uzak cennet bahçelerindeydi. Doktor Arif amcaya doğru yürüdü. “Ömer’in hastanede kalması lazım aşırı derecede kendini yıpratmış, siz babası mı oluyorsunuz?” Arif amcanın kalbi sanki o an atmadı. Sanki onun için zaman o anda orada durmuştu. Gerçek babasının böylesine zalim olması içler acısıydı. Arif amca kendinden emin bir şekilde “Evet ben babasıyım.” dedi.
Bundan sonra onun babası Arif amcaydı. O büyütecekti Ömer'i kendi evladı gibi sahip çıkacaktı. Oyunlar oynatacak, maçlara götürecekti. Öz evladından ayrı etmeyecekti onu.
Doktor Ömer'in üstünde ki darbe izlerini sorunca Arif amca arkadaşıyla kavga ettiğini ve bunun için Ömer’i cezalandırdığını evden dışarı çıkma yasağı verdiğini anlattı. Doktor da Ömer’in depresif bunalım geçirdiğini ve rahat etmesi gerektiğini aksi takdirde kendini fazla sıkarsa felç kalabileceğini söyledi.
Doktorun söylediklerini dikkatle dinledi Arif amca ve bir haftalık müddet ile hastanede müşahede altında tutulmasına karar verildi. Ömer tekrar yatağına yatırıldı ve son kez suyu içirildi. Arif amca Ömer’in başını okşayarak son kez  şefkatle baktı Ömer’e. Ardından Zeynep le birlikte eve doğru yola koyuldular.  Tam hastaneden çıkmak üzereydiler ki polis arkalarından geldi.
“Üzgünüm Arif bey sizi tutuklama emri aldık. Hakkınızda ihbar var”
Gülsüm teyze olanlara hayretle polislere seslendi.
“Onun bir suçu yok biz sadece...”
Derken gözyaşları sözlerini esir aldı nefesi tutuldu, Yutkundu, Konuşamadı.
Polis merakla sordu.
“Buyurun hanım efendi siz sadece?”
Gülsüm teyze başını aşağı eğdi ve sözlerine devam etti
“Biz bugüne kadar hiç ailesi olmamış o çocukların ailesiyiz.”
Bu gece de hüsran ile nihayet bulmuştu. Kim ne hakkında ihbar etmiş olabilirdi ki Arif amcayı?
O sadece kimsesizlerin kimsesi olmuştu.
Arif amca sadece bir baba olmak istemişti ve buna bu sefer gerçekten inanmıştı. Er ya da geç hakikatler ortaya çıkacak ve Arif amca serbest kalacaktı. Şimdi onlar için sadece sabretme vaktiydi.

Sen de Ö(z)lüyor musun? Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin