Ben bir katil, ben bir maktul ve ben o kanlı olay yeriyim. Sense bu hikayenin en masumusun. Kendini buna inandır.
Ve unutma; kendini inandırmazsan kimseyi inandıramazsın.
♜
❝Tarih tekerrür eder, hem de en kanlı haliyle.❞
yıldıza basarak oyunu vermeyi, satıra aralarına da düşüncelerini bol bol yorum atarak belirtmeyi unutma.
keyifli okumalar (:
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
melike şahin, hepsi geçti
kalben, kalp hanım
mahmut orhan, feel
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Elimdeki pembe renkli şampanyam ile iki tarafı su olan yolda yürürken gözlerim etrafı süzüyordu. Bulunduğumuz müze, daha önce görülmemiş türdendi. İstanbul'da böyle bir mekanın olduğunu bile bilmiyordum. Zaten bir yıl orta halli bir mahallede oturmuştum. Kuğular'dayken de Türkiye sınırları içerisinde böyle bir ortama girmemiştim.
Kısacası sergi müzesi alışılmadık türden büyük, karmaşık ve şatafatlıydı. İçindeki insanlar da müzeye ayak uyduruyordu.
Bu büyük müze, buram buram para dolu zihin kokuyordu.
İki tarafımızda bulunan suyun üzerinde heykeller bulunuyordu. Heykellerin gerdanları, parmakları, bilekleri ve bazılarının kulakları böbreğimi satsam karşılamayacak mücevherler ile doluydu.
Sanayide yüzü kararan çocuğun âhı burada yatıyordu.
Karabatak'ın burada olacağını düşünüyor ve gözlerimin atmaca gibi orospu çocukluğu kokan bir sıfat aramasına engel olamıyordum. Görmemiştim. Kurnaz bakan, sinsilik taşıyan gözlerle karşılaşmayı ummuştum. Karabatak'la bağlantısı olabilecek birisi götlük edecekmiş gibi bakabilirdi fakat yoktu işte. Hiçbir şey gözüme batmıyordu.
Zerafet Bale Okulu'nda kimsenin sahip olmadığı ama benim edinebildiğim ayrıcalıktan birisi okuyabilmekti. Genelde kızlar okul içinde eğitim alırken ben ve Aleyna üniversite okuyabilmiştik. O, okulunu bitiremese de ben bitirmiştim.