Siparişini yine diğer garson alırken Eiji'yi görmek için bakınmıştı etrafına ama yoktu. Belki de bugün çalışmıyordu, öyleyse boşuna oturmuş olacaktı.
Ama birkaç dakika sonra Eiji arka taraftan çıkıp Ash'i görünce arkadaşına bakmıştı. "Şurada oturan kişinin siparişini aldın mı?"
"Evet. Americano istedi." derken yapmış olduğunu belli edercesine elindeki karton bardağı gösterdi.
"Ben götürsem olur mu?"
"Tabii, al." Bardağı aldıktan sonra geçen gün verdiği kurabiyeden de aldı ve çocuğun yanına ilerledi.
Çocuk yanına gelince bakışlarını telefonundan çekip ona çevirmiş, o olduğunu görünce şaşırmıştı bir an.
"Hoşgeldin!"
"Merhaba."
Çocuk kahveyi ve kurabiyeyi önüne bırakırken "kurabiye istemedim." demişti yine.
"Ah şey, geçen gün yerken beğenmiş görünüyordun da..getirmek istedim." Ash şaşkınlığını gizlemeye devam ederken 'beni mi izlemiş?' diye düşünmeden edemedi ama hemen attı düşünceyi aklından. Sadece bir saniyeliğine görmüş olabilirdi, izlediğine dair bir şey dememişti ya.
"Bu sefer parasını ödeyeceğim."
"Gerek yok-"
"Ödeyeceğim." Eiji utançla başını eğerken Ash masadaki kitabı eline alıp ona uzattı. "Bitirdim, alabilirsin."
"Teşekkür ederim! Bitirdikten hemen sonra getiririm, zarar da vermem merak etme!" Çocuğun telaşlı sesi içinde gülme isteği oluştururken "sakin ol." demişti. "Zarar vermeyeceğini biliyorum."
Eiji kocaman gülümsemesiyle tekrardan teşekkür ettikten sonra içeri giren müşteriye bakmak için yanından uzaklaşmak zorunda kalmıştı. O gittiğinde kurabiyeyi eline alıp farkında olmadan gülümsedi Ash. Garip bir mutluluk kaplamıştı sanki içini.
Ağzındaki kurabiyeyi çiğnerken Eiji'yle göz göze geldiği için bir an heyecanlanmış, boğazına kaçtığı için öksürmeye başlamıştı. Eiji'nin yüzü endişeli bir hâl alırken yanına ilerleyecekti ki arkadaşının sipariş söylemesi üzerine gidememişti.
Kahvesi bittiğinde kalkıp kasaya ilerledi ve cebinden çıkarttığı parayı uzattı çocuğa.
"Ash, bana telefonunu verir misin?" Çocuk anlamamışcasına bakınca elini ensesine atıp güldü. "Yani, numaranı demek istemiştim."
Verip vermemek arasında kalsa da 'hayır' demek garip kaçacağı için "oh, tabii." demişti. "Sen kendininkini söyle, mesaj atarım kaydedersin."
Numarasını kaydettikten sonra adını yazdığı bir mesaj atıp cebine geri koymuş ve "o zaman, sonra görüşürüz." diye mırıldanmıştı.
"Görüşürüz!!"
Kafeden çıkıp biraz ilerledikten sonra durdu ve derin bir nefes alarak gökyüzüne çevirdi bakışlarını. Garip bir his vardı içinde, ne olduğunu anlamdıramıyordu ama hoşuna gitmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Querencia || AshEiji
FanfictionİÇERİK UYARISI: TECAVÜZ, ŞİDDET, KUSMA Querencia: ispanyolca; dünyada en güçlü hissettiğin yer, güvenli yuvan, evin.
