Taşınma

29.1K 1.6K 248
                                        

Alp apartmanın önündeki merdivenlere kendini attı. Fazlasıyla yorulmuştu. Sabahtan beri eşya taşıyorlardı. Daha doğrusu Emrah kaçıyor, ikili taşıyordu. Emrah elindeki poşetten suyu çıkardı.

"Yiğido, yakala!"

Alp başını kaldırdı. Ona fırlatılan suyu yakalamak istedi ama Emrah konuştuğu anda attığı için şişe bacağına çarptı. Alp bacağını ovdu.

"Elinin ayarını sevsinler, Emrah!"

Tıslayarak konuşmuştu. Şişeyi aldı, kafasına dikti; kalanını da başına döktü. Hava fazlasıyla sıcaktı. Boş şişeyi yanına koydu ve gözünün önüne düşen saçlarını geriye itti. Emrah da Yavuz'a su götürmek için yukarı çıktı.

Alp kamyonun içindeki eşyalara baktı.

"Az kaldı Alp, az kaldı..."

Kendi kendine moral veriyordu. Ama daha kamyonun yarısını bile boşaltmamışlardı. Başını geriye attı.

"Az kalmadı Alp, az kalmadı..."

Ali Rıza sokağa girince ilerde oturan çocuğa gözü takıldı. Bugün taşınacaklarını bilmiyordu. Cebindeki ellerini çıkarıp ona doğru yürümeye başladı.

"Yardıma ihtiyaç var mı?"

Alp duyduğu sesle gözlerini açtı. Başında dikilen adama baktı. Yine gömlek ve pantolon giymişti. O sıfır kollu tişörtle zor dayanırken bu adam bu sıcakta nasıl gömlek ve pantolonla geziyordu?

Alp başıyla kamyonu gösterdi.

"Hayır dersem pek inandırıcı olur mu?"

Ali Rıza'nın dudağı kıvrıldı. Sonra bakışları sokağın başındaki iki arkadaşına döndü. Dinçer, ona bir şeyler anlatan Musa'ya kaşlarını çatmış şekilde bakıyordu. Neyden konuştuklarını bildiği için başını olumsuz anlamda salladı. Asla eskimeyen konuşmaları...

"Dinçer abi, benim kız üniversiteye başlarsa anca senin takım şampiyon olur. Ecrin daha 1 yaşında, gerisini sen düşün artık!"

Dinçer elindeki tespihi Musa'ya vurmak için havaya kaldırınca Musa hızla ilerde gördüğü Ali Rıza'ya doğru koştu.

"Reis, sakla beni! Dinçer abi, yemin ediyorum şakaydı. Eminim siz bu sene kesin şampiyonsunuz. Beni düşünmüyorsan kızımı düşün!"

Dinçer derin bir nefes aldı. Ecrin, Dinçer'in yumuşak karnıydı.

"Ulan Musa! Sen Ecrin'e dua et, yoksa ben seni yere yatırır..."

Dinçer'in uyarıcı tonuyla öksüren Ali Rıza susturdu onları. Sonra bakışları, merdivenlerde oturmuş anlamaz gözlerle onlara bakan çocuğa döndü.

"Kusura bakma birader."

Alp güldü.

"Sorun değil."

Musa saklandığı yerden çıktı.

"Buraya taşınan siz misiniz?"

Alp başını salladı. Musa gülümsedi.

"Komşuyuz desene. Üst katınızda biz oturuyoruz."

Eliyle apartmanı göstererek konuşmuştu.

"Eğer bir şeye ihtiyacın olursa Musa abin burada. Ne demişler, komşu komşunun külüne muhtaçtır."

Alp gülümsedi. Ali Rıza, dün gördüğü o gülümsemeye tekrar şahit olunca kalbinin bir tık hızlanmasına engel olamadı. Biri bu çocuğun gülüşünü yasaklamalıydı; kalbe zarardı kardeşim.

"O zaman bir el atarsın taşınmaya."

Ali Rıza'nın konuşmasıyla Musa göğsünü şişirdi.

"Taşırım tabii, komşuluk ölmedi!"

Kamyondaki koliyi almasıyla omuzları düştü.

"Ama ben ölebilirim sanırım. Ne yaptınız, eşek ölüsü mü koydunuz şuncacık koliye?"

Koliyi yere bırakmıştı. Ali Rıza abartılı bir şekilde konuşan adama başını olumsuz anlamda sallamakla yetindi.

"Ee o zaman bizimkileri de çağırayım, yardım edelim hemen bitsin."

Dinçer konuştuktan sonra kahvehaneye gitti ve birkaç kişi çağırdı. Alp yerinden kalkacakken Ali Rıza onu durdurdu.

"Sen yorma kendini boşuna. Yukarı çık, bizimkilere eşyaları nereye koyacaklarını göster yeter."

"Ama..."

"Alp, zaten çok yorulmuşsun. Daha da yorma kendini."

Alp daha fazla itiraz etmedi ve yukarı çıktı.

Kalabalık oldukları için eşyaları çabucak taşımışlardı. Kahvehanedekiler geri gitmiş ama Ali Rıza'nın arkadaşları onlara evi toplamalarında da yardım ediyordu. Dinçer abi ve Musa abi ile aşağıda tanışmıştı; bir de grubun en küçüğü olan Emre ile. Emre ondan bir yaş küçüktü.

Şimdi de hepsi salonda oturmuş, Musa'nın eşinin getirdiği börekle çay içiyorlardı.

"Çok acıkmışım yaa..."

Yavuz, konuşan Emrah'a göz ucuyla baktı.

"Çok yoruldun ya, ondandır. İki dakika oturmadın."

Yavuz'un konuşmasıyla herkes güldü. Emrah gün boyu koltukta oturmuş, gelen gidene emir vermişti. En son kafasına yediği koliyle ayağa kalkmış ve iş yapmaya başlamıştı.

Alp oturduğu koltukta geriye yaslandı. Elini şişmiş karnının üstüne koydu.

"Doydun mu?"

Ali Rıza'nın sorusuyla ona baktı.

"Hayatımda hiç bu kadar yememiştim sanırım."

Alp konuştuktan sonra dudaklarını büzdü. Bu görüntüyle Ali Rıza'nın dudağının kenarı kıvrıldı. Bugün hayatında hiç gülmediği kadar gülmüştü. Yanında oturan bu çocuğun bundan sonra hep onun gülme nedeni olacağını bilmiyordu. En önemlisi, zamanla kalbine işleyeceğini de...

Reis | Gay Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin