İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

dünyanın sonu

6.2K 405 31
                                        

Ali Rıza karşısındaki adama gülümseyerek baktı. Alp, Ali Rıza'ya gülümseyen bakışlarıyla ona karşılık verdi.

"Ne oldu?"

Ali Rıza omuz silkti, sonra elini Alp'in elinin üstüne koydu ve sıkıca tuttu.

"Sadece sevgilimin güzelliği karşısında mest oluyorum."

Alp utançla bakışlarını kaçırdı.

"Yaaa Ali."

Ali Rıza sevgilisinin elini aldı ve dudaklarına götürdü. Alp elini geri çekti:
"Biri görecek."

Ali Rıza omuz silkti:
"Görsün."

Alp gözlerini büyüterek baktı. Ali Rıza'nın bu rahatlığı bazen sıkıcı oluyordu. Yapmaları gereken tek şey birbirini sevmekti ama toplumun bakışları yüzünden bunu gizlemek zorundaydılar. İnsanların bakışlarını çok takmazdı Alp; konuşurlar, susarlar, zamanla unutur giderlerdi. Ama Ali Rıza onun üzülmemesi için sessiz kalıyordu, o da ona ayak uyduruyordu.

Alp yavaşça ellerini çekti, Ali Rıza'ya gülümseyerek baktı:
"Uzun zamandır böyle baş başa kalamadık."

Alp üzgünce gülümsedi:
"Evet, biraz öyle oldu."

Ali Rıza hafifçe yüzünü buruşturdu:
"Abin sağ olsun, hiç buluşmamıza izin vermedi. Ne zaman buluşmak istesem olaya taş koydu. Allah'tan bugün işe gitti."

Alp kahkaha attı:
"Evet yaaa, abimin her bahanesindeki yüz ifadesi çok tatlıydı. Yanaklarını tutup ısırasım vardı."

Ali Rıza gülümsedi:
"Isırsaydın..."

Alp bakışlarını başka tarafa çekti:
"Ortam müsait değildi."

Ali Rıza'nın gülümsemesi her saniye büyüdü:
"Yavrum, senin istediğin ortam olsun."

Göz kırptı, Alp ani cevapla şaşırdı:
"Ali Rıza, böyle şeyler demesene."

Tam bir şey diyecekti ki garson çaylarını ve Alp'in tatlısını getirdi. Alp teşekkür etti, garson gitti.

"Utanınca daha tatlı oluyorsun."

Alp gülümsedi, bakışlarını kaçırdı. Çayından bir yudum aldı, sonra daha çok gülümseyerek Ali Rıza'ya baktı:
"Böyle tatlı tatlı bana bakmaya devam edersen, dışarıda olmamız umurumda olmaz, yapışırım o güzel dudaklarına."

Alp yutkundu. Ali Rıza'ya daha fazla bakmamak için gözlerini tatlıya çevirdi. Bir parça aldı, ağzına attı. Çikolatanın tadıyla gülümsedi, ardından bir parça daha aldı ve Ali Rıza'ya uzattı. Ali Rıza gülümseyerek aldı ve tatlıyı yedi.

"Çok güzelmiş," dedi Ali Rıza. Tatlıyı sevmeye başlamıştı, arada sırada yemeye karar verdi. Alp de tatlı yemeye devam etti, ara sıra Ali Rıza'ya uzatıyordu. Uzun zaman sonra baş başa kalmış, uzun uzun sohbet etmişlerdi. Sohbet ederken baş başa kalmayı ne kadar özlediklerini fark ettiler.

Dışarı çıktıklarında havanın karardığını gördüler. Alp şaşırdı, saatin bu kadar hızlı geçtiğini fark etmemişti. Telefonuna bakınca abisinden birkaç cevapsız arama olduğunu gördü, hemen aradı:
"Abi..."

"Efendim Alp?"

"Beni aramışsın."

Tunç gülümsedi:
"Abicim, saatler önce aramıştım."

Alp mahcup bir sesle:
"Telefonum sessizdeydi, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark etmedim."

Tunç kardeşinin sesiyle gülümseyerek:
"Sorun değil Alp. Evden bir şey isteyecektim, sağ olsun Emrah getirdi."

Alp şaşkın:
"Bizim Emrah?"

Tunç hâlâ koltukta uyuyan Emrah'a baktı:
"Evet, bizim Emrah."

Sonra bakışlarını çizim defterine çevirdi:
"Neyse, sonra konuşuruz. Yapmam gereken işler var. Emrah ve ben geç gelebiliriz, kendine dikkat et."

Alp şaşkın:
"Peki, kolay gelsin."

Tunç telefonu kapattı, Alp şaşkınlıkla kapatan telefona baktı:
"Ne oldu sevgilim?"

Alp, Ali Rıza'ya döndü:
"Ya abimin az ömrü kaldı ya da dünyanın sonu geliyor."

Ali Rıza anlamaz bakışlarla:
"Ne?"

Alp koluna girdi:
"Boşver, bende anlamadım. Hadi eve gidelim."

İkisi kol kola arabaya doğru yürüdü.

Yavuz elindeki bardaklarla salona girdiğinde, Dinçer'in önünde yığınla dosyayla uğraştığını gördü ve gülümsedi. Bugün işten çıkar çıkmaz Dinçer'in yanına gelmişti. Uzun zamandır onu doğru düzgün görememişti; biri doktor, biri avukat olunca fazla meşgul oluyorlardı.

Dinçer sehpaya bardakları koydu, gülümseyerek Yavuz'a baktı ve dudağına küçük bir öpücük kondurdu:
"Teşekkür ederim."

Yavuz gülümsedi:
"Afiyet olsun."

Yanına oturdu, Dinçer elindeki kağıtlara bakarken arada Yavuz'a gülümsedi, sonra tekrar dosyalara döndü. Kahvesinden bir yudum aldı.

Yavuz başını Dinçer'in bacağına yasladı. Dinçer omzundaki ağırlığı hissetti, sevgilisine baktı:
"Eğer uykun varsa, git uyu."

Elindeki saate baktı:
"Ben geç saatlere kadar çalışırım."

Yavuz gülümsedi:
"Seninle oturmak istiyorum."

Biraz geriye yaslandı, başını Dinçer'in bacaklarının üstüne koydu. Dinçer kaşlarını çattı:
"Böyle rahat olamazsın. Yatak daha rahat olur."

Yavuz kaşlarını çattı:
"Belki seni göremeden duramıyorum. Aşkından yanıp tutuşuyorum. Belki her dakika yanında olmak istiyorum."

Dinçer gülümsedi, elini Yavuz'un yüzüne koydu ve dudakları büzüşene kadar sıkıca bastı. Sonra büzülen dudaklara sıkı bir öpücük kondurdu:
"Bu kadar tatlı olma. Hele davam varken hiç olma."

Yavuz yanaklarını ovdu:
"Dövdün mü, sevdin mi?"

Dinçer kahkaha attı, Yavuz kahkahasına karşılık verdi. Çok güzel gülüyordu.

"Dinçer..."

"Hı?"

Yavuz derin bir nefes aldı:
"Bizimkilere söyleyelim."

Dinçer şaşkın:
"Neyi?"

"Birlikte olduğumuzu."

Dinçer masum sesiyle:
"Vallaha mı?"

Yavuz gülümsedi:
"Vallaha."

Bacaklarının üstündeki Dinçer'e eğildi, dudaklarını birleştirdi. Yavuz'un eli otomatikman saçlarına gitti. Uzun bir öpücükten sonra ayrıldılar.

"Teşekkür ederim."

"Ben teşekkür ederim. Hazır hissetmemi sabırla beklediğin için."

Dinçer gülümsedi. Kısa bir bakışmadan sonra işine döndü, Yavuz ise uyuyana kadar onu gülümseyerek izledi.

Reis | Gay Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin