Yavuz hastaneden çıkınca ilk olarak gökyüzüne baktı. Bu, onda bir alışkanlık haline gelmişti. Ne zaman gece nöbette kalsa, dışarı çıktığı an gökyüzüne bakardı.
"Yavuz, gel seni bırakalım."
Yavuz arkadaşlarına döndü.
"Yok ya, siz gidin. Ben taksiyle döneceğim."
Arkadaşlarının evi onlara çok tersti; bu yüzden yollarını uzatmalarını istemiyordu. Nöbete kaldığı zaman arabasını da getirmiyordu çünkü o zamanlar sarhoş gibi olduğu için araba kullanıp hem kendini hem de insanları tehlikeye atmak istemiyordu.
Arkadaşlarına veda ettikten sonra hastanenin çıkışına doğru gidiyordu ki gördüğü arabayla durdu. Dinçer arabasına yaslanmış, hastaneye bakıyordu. Hastanenin giriş kapısına yakın bir yerde gördüğü Yavuz ile yaslandığı arabadan ayrıldı. Yavuz'un da onu fark ettiğini görünce ona doğru adımladı. Yavuz ise olduğu yerde bekliyordu. Tamı tamına bir haftadan fazladır Dinçer'den kaçıyordu. Dinçer, geceleri onlara geldiğinde odasından çıkmıyordu. Onların yanında olduğunda da Dinçer'den en uzak köşeye oturuyordu. Onunla göz göze gelmemek için büyük bir çaba veriyordu ve bu Dinçer'in gözünden kaçmamıştı. Zaten bugün de aralarındaki bu bilmediği kasvetli havaya son vermeye gelmişti.
"Selam."
Dinçer, Yavuz'un önünde durunca konuştu. Yavuz gergin bir şekilde ona baktı. Sonra hemen bakışlarını kaçırdı. Bak işte, kalbi yine hızlı atmıştı. Dinçer'den kaçmaya başladığından beri ona daha çok kapıldığını hissetmeye başladı. Ya da önceden öyleydi ama bunu şimdi fark ediyordu.
"Selam."
Sesi kısık çıkmıştı. İnatla ona bakmıyordu.
"Hadi arabaya geçelim. Seni mahalleye bırakayım."
Yavuz olumsuz cevap vermek için ağzını açtı, sonra vazgeçip durdu. Çünkü karşısındaki bu kararlı gözler ona "benden kaçışın yok" diyordu. Dinçer ne yapar ne eder onu o arabaya bindirirdi. Ondaki inat kimsede yoktu.
Yavuz konuşmadı, sadece başını salladı. İkili arabaya kadar hiç konuşmadı. Hatta yola çıktıklarında bile kimseden ses çıkmıyordu. Dinçer derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"Yavuz."
Yavuz'un yoldaki bakışları sürücü koltuğuna döndü. Sonra tekrar önüne döndü.
"Efendim."
Dinçer ona kısa bir bakış attı, sonra tekrar yola döndü.
"Küs müyüz?"
"Hayır."
Yavuz ona bakmadan konuşmuştu. Dinçer derin bir nefes aldı. Şu an sinirlenmemek için kendini sakinleştiriyordu. Yavuz'un onu takmaması onu sinirlendiriyordu. Eğer sinirlenirse de Yavuz'u fazlasıyla kırabilirdi. Bildiğin adam tenezzül edip yüzüne bile bakmıyordu. Nefes alıp vermeye devam etti.
Sakinleşince arabayı kenara çekti ve yanındaki adama döndü.
"Yavuz."
"Efendim."
Yavuz yine ona dönmedi. Eli yavaşça çenesine gitti ve başını kendine çevirdi.
"Yavuz, bak. Ben düz bir adamım. Öyle ince düşünemem. Ondan seni fark etmeden kırmışımdır, sözüme dikkat etmemişimdir ya da seni üzecek bir şey yapmışımdır. Bu yüzden eğer bana kızgın veya kırgınsan söyle. Ben hatamı anlayayım, ona göre kendimi affettireyim."
Yavuz, konuşan adamla içinin eridiğini hissetti. O şefkatli bakışları ve sessiz, sakin ses tonuyla fazla güzeldi. Her zamanki Dinçer gibi katı değildi, daha sakindi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reis | Gay
Ficción GeneralÜç arkadaş yeni bir mahalleye taşınırlar. Ama o mahallede beklemedikleri bir şeyler vardı. Dostluk ve en önemlisi aşk gibi
