"Niye ben gidiyorum pazara?"
Alp bıkınca konuşmuştu. Bugün tatil günüydü ve Emrah onu zorla pazara göndermeye çalışıyordu.
"Senin sıran çünkü."
Alp derin bir nefes verdi.
"Bu zamana kadar marketten alıyorduk, şimdi de öyle yapalım. Nereden çıktı bu pazar işi?"
Emrah onu takmayıp mutfağa doğru gitti. Dolaptan çıkardığı soğuk içeceği tezgâha koydu. Alp de onun peşinden gelmişti. Emrah dolaptan bardak çıkarırken konuşmaya başladı.
"Marketin meyveleri güzel değil. Ben adamakıllı bir meyve yemek istiyorum."
Alp sandalyeye oturdu ve ona uzatılan bardağı aldı. Hava çok sıcaktı. Bardağı bir dikişte bitirdikten sonra ayağa kalktı.
"İyi, tamam, gidiyorum."
Emrah gülümsedi. Sonra aklına gelen şeyle konuşmaya başladı.
"Bir de kabak alsana, sınav için bir yemek deneyeceğim. Ama çok sert bir kabak olsun, öyle yumuşak alma."
Alp kabak lafıyla yüzünü buruşturdu. Oldu olası hiç sevmemişti.
"Bir de çilek al."
Alp kaşlarını çattı.
"Kabak ve çilekle nasıl bir yemek yapacaksın acaba?"
Alp yüzünü buruşturarak konuşmuştu. Emrah bu görüntüyle burun kıvırdı.
"Sanki söylesem anlayacaksın."
Hafif alayla konuşmuştu. Alp sinirle ona doğru atılınca kolundan tuttu.
"Sessiz ol, Yavuz abi uyuyor. Vallahi uyanırsa senden kabak, benden çilek yapar. Sonra da onunla güzel bir yemek yapar."
Alp, ne saçmalıyorsun dercesine baktı.
"Oğlum ben niye kabak oluyorum?"
Emrah eliyle kendini gösterdi.
"Sence bende kabak olacak bir tip var mı? Erik olsaydı erik olurdum ama işte çilekle idare edeceğiz."
Alp, baya ciddi bir şekilde konuşan arkadaşına güldü. Emrah da güldü. Sonra ikisi aynı anda daha güçlü ve sesli gülmeye başladılar. Alp yaşaran gözünü sildi.
"Niye gülüyorsun lan!"
Emrah gülüşünü durdurmaya çalıştı.
"Sen gülüyorsun diye gülüyorum. Sen neye gülüyorsun?"
İkili hâlâ gülüyordu.
"Ne bileyim, unuttum."
Bunu demesiyle ikisi daha da çok gülmeye başladı. İkisi de boş boş güldüklerini biliyorlardı ama kendilerini durduramıyorlardı.
Sonra içerden gelen ses ikisini de susturdu.
"Ulan çilek ve kabak, biraz daha gülmeye devam ederseniz sizden konserve yaparım!"
Yavuz'un kapısının açılma sesini duyunca Alp hemen dış kapıya gitti. Emrah da onun peşinden çıktı. Alp dış kapıyı tam kapatacakken Emrah eliyle durdurdu.
"Nereye lan!"
Alp ayakkabılarını giymeye başladı.
"O kadar pazar pazar dedin, oraya gidiyorum."
Emrah ona üzgün bakışlar attı.
"Oğlum beni bu canavarla tek bırakma. O bu çileği yer bitirir."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reis | Gay
Tiểu Thuyết ChungÜç arkadaş yeni bir mahalleye taşınırlar. Ama o mahallede beklemedikleri bir şeyler vardı. Dostluk ve en önemlisi aşk gibi
