KİFY

8K 470 52
                                        

"Ben senin yanında yaşlı mı duruyorum?"

Ali Rıza'nın sorusuyla kahvaltı yapan herkes ani bir şekilde durdu. Kimse böyle bir soru beklemiyordu. Alp ağzındaki lokmayı yuttu.

"Hayır, tabii ki de."

Konuştuktan sonra çayından bir yudum aldı. Lokma resmen boğazında kalmıştı. Esma konuşmaya başladı.

"Bu nereden çıktı Ali Rıza? Baya da gençsin."

Ali Rıza elindeki çatalı masaya bıraktı.

"Hayır, çocuk beni Alp'in abisi sanınca öyle bir düşünmeden edemedim."

Dinçer, arkadaşının bu haline gülümsemeden edemedi. Onu böyle görmek Dinçer'i keyiflendirmişti.

"Kardeşim, sonuçta aynı yaşta değilsiniz. Adamın öyle sanması normal. Ama öyle yanında yaşlı falan da durmuyorsun. Adamın gözleri bozuktur."

Dinçer'in dedikleriyle Ali Rıza yine de tatmin olmadı. Masada ona gerçekten dobra bir cevap verecek tek kişi Emrah'tı, bu yüzden bakışları ona döndü.

"Sen ne düşünüyorsun Emrah?"

Emrah, ona gelen soruyla gülümsedi, sonra bakışları Alp ile kesişti. Alp'in uyarıcı bakışlarıyla keyiflenmeden edemedi.

"Şimdi bence öyle, Alp'in yanında yaşlı falan durmuyorsun."

Alp duyduğu cevapla keyiflice gülümsedi.

"Ama..."

Duyduğu "ama" ile Alp'in kaşlarını çattı.

"Şu bıyığı kessen mi acaba? Böyle hafif killi bir sakal sana çok yakışır."

Ali Rıza'nın eli bıyığına gitti. Orayı okşamadan edemedi.

"Öyle mi diyorsun?"

Sonra Alp'e döndü.

"Sen ne diyorsun sevgilim? Sence keseyim mi?"

Alp'in eli onun bıyığına gitti ve hafifçe okşadı.

"Ali Rıza, böyle çok güzel. Sen dinleme şu Emrah'ı, sen nasıl güzel hissediyorsan öyle yap."

Emrah omuz silkti ve geriye yaslandı.

"Ben sadece fikrimi söyledim, enişte."

Konuştuktan sonra çayından bir yudum aldı. Ali Rıza ise kararsız bir şekilde geriye yaslandı. Ne yapacağına tam emin değildi. Aslında bu zamana kadar hiç kafasına takmamıştı, ama sanırım kıskandığı için şuan kafaya takıyordu.

Kısa bir sessizlikten sonra normal konuşmalarına döndüler. Kahvaltının kalanı güzel sohbetle geçmişti.

Kahvaltıdan sonra Emrah kendini bir ağacın altına atmış ve her zamanki gibi dizisini izlemeye başlamıştı. Yirmili yaşlarında genç bir Emrah her şartta ve ortamda dizi izlerdi. Musa ve Esma da kızlarını alıp göl kenarına gitmişlerdi. Alp ve Ali Rıza da markete girmişti. Dinçer ise sevgilisiyle göl kenarına gitmiş, bir ağacın altında oturmuşlardı. Yavuz başını Dinçer'in ayaklarına koymuştu. Dinçer de onun saçlarını okşuyordu. Bir yandan da sohbet ediyorlardı.

"Dinçer, biz bir kez de yalnız başımıza gelelim."

Dinçer duyduğu şeyle gülümsedi.

"Baş başa mı?"

Yavuz kaşlarını çattı.

"Yok, Dinçer, tüm mahalle gelelim."

Dinçer duyduğu şeyle güldü ve Yavuz'un yüzüne doğru eğildi, dudağından öptü.

"Çok tatlısın sevgilim."

Yavuz kaşlarını çattı. Bu görüntü Dinçer'e fazla tatlı geldi. Onu arada böyle sinir etmek onun çok hoşuna gidiyordu.

"Beni sinir etmeye devam edersen, bu tatlı adam seni bu gölde boğar sevgili sevgilim."

Dinçer, Yavuz'un yanağını okşadı.

"Yavuzcum, her zamanki gibi çok romantiksin."

Yavuz duyduğu sözlerle gülümsedi.

"Ne demek canım, o senin romantikliğin."

Yavuz eğlenir tonda konuştuktan sonra gözlerini kapattı ve bu güzel anlarının tadını çıkarmaya başladı.

Alp marketin reyonundaki cipsleri almaya başladı. Ali Rıza ise Alp'i takip ediyordu. Alp ne alsa elinden alıp sepete ekliyordu.

"Alp!"

İkili duydukları isimle arkalarına döndüler. Sabah tanıştıkları adam ve yanında bir adamı daha gördüler. Ali Rıza bu görüntüyle kaşlarını çattı. Daha sabah tanıdıkları bir adamı birkaç saat sonra tekrar görmesi sinirlerini bozmuştu.

"Aaa, Yasin, yine karşılaştık."

Yakup duyduğu isimle şaşırdı. Alp sinirli bir şekilde Ali Rıza'ya baktı. Bilerek ona Yasin dediğini biliyordu.

"Yasin değil, Yakup."

Ali Rıza dostane bir şekilde Yakup'un omzuna dokundu.

"Kusura bakma kardeşim, şaşırdım."

Yakup gülümsedi.

"Sorun değil, dostum."

Sonra yanındaki adamı gösterdi.

"Bu arada abim, Kadir."

Ali Rıza adama döndüğünde onu tanıdığını anladı. Kadir kardeşine bakıp gülümsedi.

"Biz Ali Rıza ile tanışıyoruz."

Ali Rıza onu onaylar şekilde başını salladı. Sonra olayı anlatmak için Alp'e döndü.

"Birkaç ay önce bir şirketin davasını almıştım ya, işte o şirket Kadir'in şirketi."

Alp biraz düşününce böyle bir sohbeti hatırladı. Bu dava yüzünden Ali Rıza'yı çok görmemişti.

"Tanıştığıma memnun oldum, Alp ben."

Kadir ona uzatılan eli sıktı.

"Kadir de ben."

Tanıştıktan sonra herkes kendi için gerekli olanları aldı ve kamp alanlarına kadar sohbet ederek gittiler. Alp'in ısrarı üzerine Yakup'lar onlarla akşam yemeği yiyeceklerdi.

Emrah, domatesleri dilimlerken ileride mangalı hazırlayan adamlara baktı.

"Kavga çıkar sandım ama bunlar tanıdık çıktı."

Emrah'ın sesiyle Esma ve Alp ona döndü.

"Nasıl?"

Esma'nın sorusuyla Emrah konuşmasına devam etti.

"Ali Rıza'nın kıskandığı bariz belliydi, ben de birkaç konuşma sonrası kavga çıkar, bana da eğlence olur sandım ama adamın abisi ile tanıştılar."

Esma ve Emrah konuşurken Yakup su almak için onların yanına gelmiş ve o sırada Alp ile sohbet etmeye başlamıştı.

"Emrah, bence sen hemen karalar bağlama, bak Ali Rıza hâlâ o kıskaç bakışlarla onlara bakıyor."

Emrah, Ali Rıza'ya baktı ve gördüğü yüz ifadesiyle gülümsedi.

"Oh olsun ona. Birkaç hafta önceye kadar canım arkadaşım kıskançlıktan kuduruyordu, şimdi biraz da o kudursun. Ne demiş ünlü düşünür abimiz: karma is for you."


























Reis | Gay Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin