"Tek yapacağın şey benim eşyalarıma dokunmamak. Bunu anlamayacak bir yaşta mısın? İtalya sana medeniyet katmıştı, dedim ya... aldım lan, o lafımı geri."
Tunç, konuşan adama sert bir bakış attı:
"Düzgün konuş, karşında yaşıtın yok, abinim ben senin!"
Emrah alaycı bir gülümsemeyle koltuktaki tabletini kavradı:
"Abiymiş, pabucumun abisi."
Tunç sinirle ayağa kalktı, Emrah'a doğru yürüdü:
"Düzgün konuş, almayayım ayağımın altına!"
"Alsana bir yaa. Hem sen niye bizimle kalıyorsun? O kadar paran var, tut bir otel odası, gül gibi yaşa. Zaten ev küçük, oksijeni boşa harcama," dedi Emrah.
Tam Tunç bir şey söyleyecekti ki içeriye Yavuz girdi:
"Kesin lan sesinizi. 24 saat çalışmışım, evime gelmişim huzurla uyumak için ama kazık kadar iki herif boktan bir sebepten kavga ediyor."
Emrah konuşacaktı, ama Yavuz eliyle dur işareti yaptı:
"Ulan, yaşıtlarınız boyu kadar çocuğu var, siz burada ilkokul çocuğu gibi kavga ediyorsunuz."
Sonra salonda kitap okuyan Alp'e döndü:
"Bir de oturmuş kitap okuyor, oğlum, hiç rahatsız olmuyor musun?"
Alp kitaptan bakışlarını Yavuz'a çevirdi:
"Abi, benimki alışkanlık. Belli bir süre sonra bu kavgalara alışıyorsun. Bu kavgalar benim için birer ninni."
Yavuz hayretle baktı:
"Deli bir değil ki bağlayasın, ölü bir değil ki ağlayasın."
Bir dede edasıyla konuştu ve askılığa yöneldi, ceketini aldı.
"Abi, nereye?"
"Huzura... huzur bulmaya."
Ayakkabılarını giyip evden çıktı. Tunç, giden adamın arkasından bakarken Alp'e döndü:
"Nereye gitti?"
Alp gülümseyerek yanıtladı:
"Dinçer abinin evine gitmiştir. Bu saatlerde orada kimse olmuyor. Bizim evde ses olunca Yavuz abi orada kalıyor."
Tunç şaşkın:
"Maşallah, siz bunlarla baya samimi olmuşsunuz."
Emrah göz devirerek:
"Sanane," dedi.
Tunç sinirle ona baktı:
"Ulan, diline hakim olsan aslında gül gibi çocuksun."
Emrah gülümseyip:
"İyi, sen de kızına almazsın amca," dedi, göz kırptı ve uzaklaştı.
Dinçer yorgun ama huzurlu bir şekilde evine girdi. Anahtarlığını görünce gülümsedi; bu, Yavuz'un rahatça eve girebilmesi için verdiği anahtardı. Evrak çantasını vestiyere bıraktı, ceketi çıkardı ve odasına doğru yürüdü.
Kapı zaten açıktı; içeride uyuyan Yavuz'u gördü. Başının altındaki yastığa sarılmış, huzurla uyuyordu. Dinçer sessizce yaklaştı, önce kokusunu içine çekti, sonra saçlarına ufak bir öpücük kondurdu. Yavaş hareket ediyordu, onu uyandırmak istemiyordu.
Saçlarını bir kez daha öptü, ardından dolaptan kıyafetlerini aldı ve duşa girdi. Duş sonrası mutfağa geçti, çay koydu, yemek için malzemeleri çıkardı. Yavuz uyanana kadar yemeği hazırlamıştı.
Yavuz, yemek kokusuyla uykusundan uyandı. Saçları dağınık, yüzünü yıkadıktan sonra mutfağa girdi. Dinçer'e gülümsedi; mutfakta yemek yapmaya dalmış olan sevgilisini izledi.
Dinçer yavaşça arkasından sarıldı:
"Günaydın ve hoş geldin."
Yavuz, Dinçer'in sırtına derin bir öpücük kondurdu, belindeki kolları sıkılaştırdı:
"Çok hoş buldum."
Dinçer tencerenin kapağını kapatıp ellerini yıkamaya giderken, Yavuz ondan ayrılmadı, onunla hareket etti. Dinçer gülümsedi; bazen Yavuz'un sevgisini böyle göstermek istemesi çok tatlıydı. Ellerini yıkadıktan sonra Dinçer'e döndü:
"Keşke geleceğini söyleseydin, eve daha erken gelmeye çalışırdım."
"Aslında gelmek aklımda yoktu. Biliyorsun, ev artık durulmuştu biraz," dedi Yavuz.
Dinçer başını salladı; bu konu onu hâlâ üzüyordu. Önceden Yavuz hep onun yanındaydı, ama Alp ve Emrah sakinleşince Yavuz artık evine fazla gelmiyordu.
"Şimdi Tunç gelince Emrah ile yedi yirmi dört kavga etmeye başladılar," dedi Yavuz, Dinçer'in saç tutamlarını geriye iterek.
"Çok mu kavga ediyorlar?"
Yavuz başını salladı:
"Yakında 'sen neden benden daha çok nefes aldın' diye kavga ederlerdi."
Dinçer gülümsedi, Yavuz onu öperek gülüşüne karşılık verdi. Dinçer ani öpücüğe karşılık verdi, ellerini Yavuz'un beline sardı ve öpüşmeyi derinleştirdi. Ayrıldıklarında nefes nefese bakışıyorlardı.
"Hani önce yemek sonra öpücük," dedi Dinçer.
Yavuz ellerini Dinçer'in boynuna doladı:
"Yemek biraz bekleyebilir."
Dinçer memnuniyetle gülümsedi ve Yavuz'un dudaklarına kapandı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reis | Gay
Ficción GeneralÜç arkadaş yeni bir mahalleye taşınırlar. Ama o mahallede beklemedikleri bir şeyler vardı. Dostluk ve en önemlisi aşk gibi
