Alp elindeki tabaklarla balkona doğru yürüdü. Hava sıcak olduğu için balkonda yemek yiyeceklerdi. Tabakları masaya koyduktan sonra tam içeriye girecekken duyduğu sesle durdu.
"Ali Rıza, hadi lan!"
Bu, Dinçer'in sesiydi. Gözleri sokağı taradı ama kimseyi göremedi. Neden onları aradığını da anlamadı. Omuzlarını silkti ve içeri girdi. Bardakları da getirdikten sonra kendini sandalyeye attı.
Sonra elinde telefonla Yavuz içeri girdi. Hastaneden biriyle konuşuyordu. Bugün yeni evlerindeki ikinci günleriydi. Dün Musa'nın eşi onlara akşam yemeği getirmişti. Bugün ise evin ilk yemeğini Emrah yapmak istemişti. İki saat önce mutfağa girmiş ve kapıyı kapatmıştı.
Yavuz telefonu kapatıp masaya bıraktı.
"Acıktım."
Alp gülümsedi.
"Ben de."
Emrah elinde tencereyle balkona girince ikisi de heyecanla ona baktı. Emrah tencereyi masaya koydu ve ikiliye baktı.
"Hazır mısınız?"
Alp hızla başını salladı. Emrah tencerenin kapağını tuttu.
"Açıyorum."
Yavuz yanındaki peçeteliği ona fırlattı.
"Acun'a bağlama da aç!"
Emrah gülümsedi ve kapağı açtı. Ama kapağın açılmasıyla gülen iki yüz bir anda soldu.
"Mükemmel lezzet dediğin makarna mıydı?"
Alp bıkmış bir sesle konuştu ve arkasına yaslandı. Emrah başını olumsuz anlamda salladı.
"Makarna deyip geçme kardeşim. Bu Lö De Patato Makarna. Ona makarna deyip geçemezsin. Sonra alınır."
Yavuz, "Bu salak yine ne saçmalıyor" bakışı attı. Mecburen önündeki tabağı aldı ve Emrah'a uzattı. Açtı, başka şansı yoktu.
Alp önündeki makarnaya şöyle bir bakış atıp Emrah'a döndü.
"Emrah kardeşim, sen hangi bölümü okuyorsun?"
Emrah göğsünü şişirdi ve konuşmaya başladı.
"Gastronomi."
Yavuz gülümsedi.
"Peki, koskoca okulda sadece makarna mı öğrendin?"
Bu sefer Yavuz konuşmuştu.
"Abicim, biz daha o konulara gelmedik."
"At yalanı si—"
Alp, Yavuz'un keskin bakışlarıyla karşılaşınca cümleyi değiştirip toparladı.
"Sevsinler inananı."
Yavuz gülümsedi ve çatalını alıp yemeğe başladı. Yemekleri sessiz ve sakin geçmişti. Arada Emrah'ın yemeğine laf ediyorlardı ama onun dışında sakindi.
Bir hafta sonra
Alp uzandığı koltukta rahatsızca kıpırdandı. İleride televizyon izleyen ikiliye baktı.
"Canım dondurma istiyor."
İki baş birden ona döndü.
"Aşerdin mi sen hayatım? Dur bir koşu alıp geleyim."
Emrah alaylı bir sesle konuştu. Alp buna sadece göz devirdi. Sonra bir umut Yavuz'a baktı.
"Hiç bana bakma, hastanede pestilim çıktı. Odama gitmeye üşendiğim için bu saçma programı izliyorum. Artık gerisini sen düşün."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reis | Gay
General FictionÜç arkadaş yeni bir mahalleye taşınırlar. Ama o mahallede beklemedikleri bir şeyler vardı. Dostluk ve en önemlisi aşk gibi
