,20,

200 18 4
                                        

B: zaten benden başka birisini görmüyor mu gözlerin? (20.50)

^görüldü^

Bilinmeyenin mesajına cevap vermemiştim çünkü ne diyeceğimi bilememiştim. Enesle yaptığımız konuşma kafamda dönüp duruyordu. Üstelik oturup da üzerinde düşünecek zamanım olmamıştı. Bu ara çok yoğun geçiyordu. Voleybol çalışmaları ve sınavlar. Sınavlar başladığı için ara vermiştik voleybola. Oğuz dışında bilinmeyen hakkında da ne yapmam gerektiğini düşünmem gerekiyordu. Böyle mesajlaşmak iyi hoştu da kimdi bu bilinmeyen?

'Naber kuzen?' diyerek odama giren enes ile zaten kaç kez okuduğumu saymadığım paragrafı boş verdim.

'gördüğün gibi' dedim dağınık masayı göstererek 'sınavlar' başımı sandalyenin sırt kısmından arkaya doğru yasladım.

'sorun sende' dedi yatağıma otururken 'çok ciddiye alıyorsun'

Gözlerimi devirdim 'sen de hiç ciddiye almıyorsun'

'en iyisi kızım' dedi yaptığıyla gurur duyar gibi 'kafam rahat bir kere'

Onaylamazca salladım başımı.

' voleybol çalışmaları nasıl gidiyor?'

'ara verdik'

'anladım' dedi yatağın kenarında duran voleybol topuna bakarken 'iyi olmuş'

'aynen, rahatladım biraz' dedim ben de topu izlerken ' çok vaktimi alıyor'

'önceden de oynardın' dedi, geçmişi hatırlamıştı.

'evet ama ortaokuldaydı' dedim kaşlarımı çatarken 'kaç sene geçti üzerinden'

'resim de çizerdin' dedi gözleri karaladığım birkaç resmi astığım duvara kayarken. Gözlerim kitaplıkta duran siyah eskiz defterine kaydı. İçimde oluşan tuhaf duygu kaşlarımın daha da çatılmasına neden oldu.

'hala çiziyor musun?' diye sordu ama cevap belliydi. En son çizdiğim tarih duvardaki resmin altında yazılıydı. O yüzden yanıtlamadım.

'neyse' dedim konuyu dağıtmak için 'senin nasıl gidiyor?'

'bizim sınavlar zor olmuyor' dedi resimlere bakmayı bırakıp bana dönerken 'o yüzden çalışmama gerek yok'

Güldüm 'üniversite sınavı?' dedim ortada olan gerçeği gösterir gibi.

'eşit ağırlık okuyorum kızım ben' dedi rahatça 'kasmama gerek yok'

Gözlerimi devirdim. 'hukuk istiyorsan çalışmalısın sanki biraz?'

'olur bakalım' dedi omzunu silkerken 'bir sınava girelim de'

'sendeki rahatlık ben de olsa ne güzel olurdu vallahi' dedim kendi halime acıyarak.

'kızım ben de çalışıyorum, hiç çalışmıyor değilim ki'

Onaylarcasına salladım başımı.

'okulda da görüşemiyoruz hiç' dedi düşünceli bir sesle 'oğuz da seni sordu geçen'

Şaşkınca yüzüne baktım. 'neden ki?'

Bir süre yüzümü inceledi. 'şu aldığın dersler bitmiş, çocuk sen bir anda kesince dersleri şaşırmış'

'anladım' dedim ' matematikte tek o konuda zorlanıyordum zaten. O yüzden öğrenince ders almama gerek kalmadı.'

'anladım' dedi hala daha hareketlerimi izlerken 'peki şu geçen seninle hasta olduğunda ilgilenen çocuk?'

'efe mi? teşekkür ettim ona' dedim hızla 'sınıfta anlaştığım biriydi zaten'

'diğeri peki?' diye sordu merakla.

'diğeri mi? efe başka birinden bahsetmedi ama bana' dedim düşünceli bir sesle. Efe, bir şey söylememişti.

'yanlış mı hatırlıyorum?' dedi kısa bir an düşünürken 'hayır, kahverengi saçlı çocuk da vardı'

'efe, kumral olan o zaman' dedim kim olduğunu açıklayarak 'diğerini de sınıfta sorarım ona'

Onaylarcasına eğdi başını. 'okulda da konuşalım arada' dedi kalkarken. Onayladım.

Enes odadan çıkınca kaldığım yerden çalışmaya devam ettim. 

 

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bir AdımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin