-30

17 7 0
                                    

"Ölmek istemiyorsan hükümetin ordusunun üstüne bırak uçağı."

Adam ağzını açacak olmuştu ki Deniz'in gözleri parladı. Uçak son hız hükümetin ordusunun üstüne düşerken Deniz pilotu boğmaya başladı. Hızla yere yaklaşırken bağırdım.

"Acele et!"

Pilot öldüğünde kapıyı açtığımız gibi atlamıştık. Havada süzülüp bizimkilerin yanına geçerken midem ağzıma geldi. Açık hava iğrenç bir şekilde kan kokuyordu. Akşamüstü olmasına rağmen ve burada hava 9 gibi kararıyor olmasına rağmen dumanlardan hava simsiyahtı. Etrafta alevler, ne olduğunu bilmediğim rengarenk ışınlar uçuşuyordu. Havada mutantlar sırt sırta vermişti. Karşı mutantlara beraber saldırıyorlardı. Havada birbirine giren beyaz ve mor lazerleri gördüm. Hemen ardından gece aydınlandı. Yalım mor ışın gönderen kıza yandan yollamıştı alevlerini. Kız çığlık atıp yere düşerken savaşın ne kadar iğrenç olduğunu düşünüyordum.

Hükümetin ordusuna baktım. Tüm açık alanı doldurmuşlardı ve en az beş yüz bin kişi vardı burada. Her bir askerin elinde kalkan vardı. En öndekiler dik tutarken diğerleri kalkanlarını havaya tutmuştu ve mutantların güçleri işlemiyordu. Kendi ordumuza baktım. Mutantlar öndeyken savaşabilecek insanlar da onların bir adım gerisinde askerlere ateş ediyorlardı. Askerlerin içinde bizi destekleyen insanlar sanırım çoktan tarafımıza geçmişti çünkü kendi ordumuzda bir sürü üniformalı kişi görüyordum. Deniz dudağıma sert bir öpücük bıraktı.

"Sakın ölme."

"Sen de."

Bu kadardı işte. Savaş alanında başka bir şey söyleyemezdiniz. Bizimkilerin yanına, yere indik. Yalım da az ötemize iniş yapmıştı. Deniz hemen Yalım'ın yanına gitmişti. Pars'ı ortalıkta göremiyordum. Eliz'i de göremiyordum.

"Durum ne?"

Yalım alevini kesip bize döndü. Alnından boncuk boncuk ter akıyordu ve gözleri kan kırmızısıydı.

"Kötü. Eliz vuruldu. Yaralıları iyileştiremiyoruz. Kendisini de yaşatmaya çalışıyor doktorlar."

Beynimden vurulmuşa döndüm. Ne demek vurulmuştu? Şifacımızı koruyamamış mıydık savaş esnasında?

"Pars nerede?"

"Eliz'i, Yek vurdu. Tomris'i arıyor öldürmek için. O şerefsizi sona bırakacakmış."

Deniz başını salladı. "Tomris'in ölmesi işimize gelir."

Sıkıntıyla iç çekerken etrafa bakıyordum. Sürekli birileri yere devriliyordu. Bu yere devrilenler genelde mutantlar değildi. İnsanların kendilerini gözle görülmeyen mermilerden koruma şansı yoktu ki. Bizim kalkanımız yoktu ve yere devrilenler genelde bizim insanlarımızdı.

"Keskin nişancı yerleştirmişler. Teoman ve Yalçın onları avlamaya gitti."

Deniz yeniden başını salladığında hemen üstümüze gelen bombayı fark ettim. "Bomba!"

Beni, Deniz'i ve Yalım'ı görünmez yaparken bomba patladı. Sağır olacağımı zannettim. Kulaklarımda iğrenç bir çınlama vardı. Bizim arkamızdaki insanlar bombayla ölürken birinin çığlığını duydum.

"Alp!"

Bir kız bomba yüzünden ölen insanların birinin başında diz çöktü. Ağlıyordu.

"Hayır hayır, ölemezsin. Kalk!"

Kız, çocuğu dürterken gözlerim doldu. Deniz öfkeyle bana bağırdı.

MEH-RUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin