-36

34 7 9
                                    

- 6 aylık olmasına son 10 gün-

Derin bir nefes aldım. Karnım hafifçe büyümüştü. Onun harici çok kilo almamıştım.

Deniz'e baktım yan gözle. İstediğim için bana peynirli makarna yapıyordu. Sırtını süzdüm. Çok zayıflamıştı. Çökmüştü.

Eskisi gibi değildi. Gülmüyordu. Gözleri sabahları kızarık oluyordu. Geceleri ağladığını biliyordum. Yanına gitmemek için kendimle savaş veriyordum. O balkonda sigara içip çıt çıkartmadan göz yaşı dökerken ben de elimi ağzıma kapatarak ağlıyordum sessizce. Yanına gidemiyordum çünkü sigara bebeğimize zararlıydı.

Tabağı önüme koyup mutfaktan çıkmak için hareketlendi.

"Otursana lütfen."

"Hayır."

Yanımdan geçerken kolundan tuttum.

"Lütfen, seni özledim."

Güldü. Sinirli gülüşlerindendi bu. Sandalyeyi gürültüyle çekip oturduğunda yüzüne yerleşen öfkeyi görebiliyordum.

Gözleri yine kızarıktı. Çok içiyordu.

Uyuşturucu aldığını bile düşünüyordum. Benden gizlese bile gözlerinin bu kadar kızarık olması, birden bu kadar çökmesi normal değildi.

"Yemek yemelisin, iyice zayıfladın."

Mırıldandığımda tekrardan gülüp elini masaya dayadı. Öne eğildiğinde kokusu burnuma doldu. Özlemle kokusunu soludum.

"Umrunda mı?"

Gözlerim doldu. "Öyle deme, umrumda."

Bakışları tiksinti doldu. Bana değil karnıma bakıyordu.

"Henüz nefes bile almayan bir şey için beni harcadın."

Bağırdım öfkeyle. "Öyle deme!"

Diğer elini de masaya dayadı. Hafifçe yerilden doğruldu.

"Ne var biliyor musun? 10 gün sonra ben senin bir ömür özlemini çekeceğim. Deli gibi. İt gibi özleyeceğim. Yine de seni asla affetmeyeceğim. Rüyalarıma bile girmeni istemiyorum."

Burnumu çektim. Öfkeliydim artık. Hamilelik yüzünden çok çabuk öfkeleniyordum zaten.

"Beni üzersen ölürdün ya hani. Öl."

Güldü. "Aşırı bencilsin. Yine de için rahat olsun, 10 gün sonra ben yaşayan ölü olacağım."

Odadan çıktığında ağlamaya başlamıştım. Aşırı abartıyordu, ben ölmeyecektim. Doğuracağım gün görünmez olacaktım. Öyle geçirecektim günü. Diğer dünyada zaman yavaş aktığı için bebeğim belki 2 3 güne doğardı. Yine de buna değerdi.

Cebimden güç bela telefonumu çıkarttım. Pars'ı aradım. Umarım açardı.

Asu, Çilde, Kağan... Hepsi benimle küsmüştü. Konuşuyorduk ama bana kırgınlardı. Onlar da öleceğimi düşünüyordu.

"Pars."

"Efendim?"

Boğazımı temizledim. Kendime gelmeye çalıştım bir süre. Sanki istesem ağlayacaktım.

MEH-RUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin