Seçim sonuçlanınca heyecanla kollarımı hemen yanımda olan Deniz'e sardım. Onun da yüzünde ufak bir gülümseme vardı.
Artık 2 başkan olacaktı, birisi gücü olan birisi olmayan insan.
"Bir oy çok şey değiştirir. Lütfen oy atın."
Sunucunun bu dediğinden sonra reklama girmişti. Çalan Rihanna şarkısıyla odada dans etmeye başladığımda Deniz gülüp koltuğa oturmuştu. Sigarasını yakarken o Pars da yanına oturmuş bir sigara almıştı. Eliz yanıma gelip benimle dans ederken utangaç gülümsemeyle bizi izleyen Asu'yu çekiştirdim.
İyice salınırken terlediğimi hissettim. Sarayın içi çok sıcaktı. Yorulduktan sonra kendimi Deniz'in kucağına bıraktım. Omzumu öperken o insanlar bize tuhaf tuhaf bakıyordu.
Sevgimi illa yalnızken mi göstermem gerekiyordu?
Onlara gülümseyip Deniz'in dudaklarına kısa bir öpücük bıraktığımda yutkundu. Çenesini okşadım. Üzerindeki etkimi seviyordum. Ben onun çenesini okşarken eli kalçama inmişti.
"Hop, görmeyeyim."
Eliz, Deniz'in kalçamda olan elini tutup belime çıkarttığında gülümsedim.
Odaya Kağan girdi. "Gitmemiz gerekiyor, 10 asker ölmüş."
Deniz bana bakmayı kesti. "Kim yapmış?"
"2 mutant. Marketten ödeme yapmadan çıkmışlar, market sahibi askerlere haber vermiş. Askerleri öldürmüşler."
Deniz sinirle iç çektiğinde yanağını öptüm.
"Gidelim."
Doğrulmak istediğini anlayınca kucağından kalkmıştım. Oysa yerim çok rahattı.
Deniz'in elini tuttuğumda kapıya kadar gelmiştik.
"Pars, gelsene."
Eliz'in saçıyla oynayan Pars ofladı. "Şart mı gelmem, halledersiniz bence."
Deniz ona döndü. Kaşları havalanmıştı ve işaret parmağını doğrultmuştu. "Ben keyfime bakamıyorsam sevgilimle, sen de bakamazsın kardeşim. Kalk."
Pars koltuktan kalkarken Eliz de kalkmıştı. "Ben de geleyim madem."
4 kişi yürürken sarayın dışındaki motorlarla gitmeyi tercih etmiştik. Ben motor sürmeyi bilmiyordum fakat Deniz'in tutkusunun olduğunu öğrenmiştim.
Aynı zamanda Eliz'in de.
Ben Deniz'in arkasına yerleştiğimde Pars da Eliz'in arkasına yerleşmişti. Kollarımı Deniz'e sardım. Kokusu burnuma dolarken başımı sırtına yaslayıp gözlerimi kapattım.
Yastık gibiydi.
Eliz bağırdı. "Yarışa var mısın balon balığı?"
Deniz gülümsediğini anladım sesinden. "Işıklardan sonra."
Eliz elini kaldırıp onayladığında Pars, Eliz'in eline vurmuştu hızla. Ona bakınca korkuyla Eliz'e sıkı sıkı sarıldığını gördüm. Gülmeye başladım. Zaten beyaz olan çocuk ruh gibi olmuştu.
Eliz'in bir şeyler dediğini görüyordum. Dudaklarını okumaya çalıştım. "Sakın kusma."
Gülümsemem büyüdü. Pars hiç gülmüyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEH-RU
FantasySığamıyorduk. Mutantlar olarak biz bu hayata sığamıyorduk. Sığdıramıyorlardı. Öfkeliydim. Öfkem bizi barındıramayan dünyaya değildi. Dünya tüm ihtişamıyla her gün dönmeye devam ediyordu. Güneş açıyordu. Öfkem insanlara da değildi, hayır. Benim öfke...