İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Erime noktası

2.1K 132 46
                                        

-Cengiz-


Kalbim patlayacaktı sanki. Masanın üzerinde yarım kalan birasını fondip yapıp bir kaç kere derin nefes aldım. Göğüs kafesimi sonuna kadar havayla şişirip, kapının önünde usulca serbest bıraktım.

İçeri girdiğimde herkesin gözü üstümdeydi. İkili koltukta Boran'ın yanında oturduğunu gördüğümde, o hariç herkes bana bakmaya devam etti. Boran bile gözlerini dikmiş, sırıtarak suratıma bakıyordu. Ne kadarını duymuşlardı acaba? Ellerimi cebime sokup, masadaki sandalyelerden birine doğru adımladım.

"Oğlum gelsene böyle." Gürkan beni yanına çağırdığında, sandalyenin manzarasının daha iyi olacağına kanaat getirdiğim için sessizce çekip oturdum.

Gözlerimi dikmiş suratına bakıyordum ama o gözlerini elindeki telefonun ekranından çekmiyordu bir türlü. İnatçı bir çocuktan farksız olduğunu çokça şahit olduğum için hafifçe yayılıp, onu izlemeye devam ettim.

Az sonra ekrandan yayılan maç spikerinin sesi yükseldi ve herkes sonunda doğal muhabbete dönmeye başlayabilmişti. En son Boran da gözlerini üzerimden çekince cebimdeki telefonu çıkardım. Bir kaç dakikadır üst üste gelen mesajlara iki saniyelik göz atabilirdim sonuçta değil mi?


Mehmet: O gözlerini çek.

Mehmet: Deli gibi belli etme ağzına sıçarım senin.

Mehmet: Kime diyorum?

Mehmet: Barışmadık, aptal aşık gibi sırıtarak suratıma bakma lan.

Mehmet: Seni öldüreceğim.

Mehmet: Şu telefona bir baksan.

Mehmet: Delirdim şu an.


Otuz iki diş sırıtarak yazdıklarını okurken, kahkaha atmamak için dudaklarımı birbirine bastırıyordum.

Mehmet: Ekrana bakıyorsun şu anda görüyorum.

Cengiz: Çok özledim.

Mehmet: Tamam şimdi artık yüzünü düzelt.

Mehmet: Delirdin mi lan?

Cengiz: Sayende.

(Görüldü)

Ekrandan bakışlarımı kaldırıp ona baktığımda o da gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Bu ifadesini bile özlemiştim. Şimdi Boran'ın yanında oturması canımı sıkmaya başlamıştı işte. Ne yapacağımı bilemediğim için ve onu da kızdırmak istemediğimden en kısa yol olarak ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım.

Cengiz: Şu Boran'ı mutfağa çağır.

Cengiz: Hemen.

(Gürkan çevrimiçi)

(Görüldü)

Gürkan yazıyor...

Gürkan: Vay be kral.

Gürkan: Resmen yarım saatte kendine geldin.

Gürkan: Ne yaptınız lan içerde onca zaman?

Cengiz: Boş yapma dediğimi yap Gürkan.

Gürkan: Abi şimdi durduk yere çocuğu ne diye mutafa çağırayım?

Cengiz: Bulursun bir şeyler.

Cengiz: Hadi oyalanma.

Gürkan: Abi ya.

A College DramaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin