9.Bölüm

225 15 2
                                        

"Multi Hazal "

"Aptal. Buraya ihtiyaçlarını gideresin diye gelmedik!"

Arabaya yaslayıp öptüğü esmer sürtükten ayırırken bağırmıştım ona. Ben canımın derdiyle uğraşırken -üstelik bunu onun intikamı için yaparken- zevkini falan düşünemezdi.

Kızın üzerinden kalkarken "Siktir. Ne diyorsun kızım nerden çıktın sen?" dedi.

Rahatını bozmayıp elleri hala kızın üzerinde gezinirken daha çok sinirlenmiştim. Ekin gerçektende insanı çileden çıkartacak bir insandı.

"Şu sürtüğünden kurtul ve biran önce buradan gidelim. Senin uçkurun için gelmedik buraya unutma!"

Ekin ellerini kızın üzerinden çekerken bakışlarımı kıza çevirdim. Kalçasını dahi örtemeyen siyah elbisesi ve düz siyah saçlarıyla 'gel beni becer' diyen bir kızdı. Sanırım sürtük dememe alınmış olmalıydı ki elini beline koyarak "Sen kim oluyorsun da bana sürtük diyorsun" deyip mahalle kavgasına geçiş yaparken Ekine döndü ve "Ekincim göndersene şunu" dedi.

Alayla gülüp "Bak güzelim bence bu geceyi Ekin değil de başka birisin altında geçirmelisin." dedim. Ardından suratıma ciddi bir ifade takınarak "Kısacası defol!" dedim.

Sert ve kararlı bakışlarımı Ekine çevirdiğimde gözlerini devirerek nefesini üfledi ve cevap vermek için ağzına açan sürtüğe "Bana numaranı ver. Arayacağım" dedi.

Pes doğrusu. Ben ne diyorum çocuk ne yapıyordu. Hala numara ve kız peşinde geziyordu. Kız numarasını Ekine verirken sinirden ağzımdan 'hah' sesinin çıkmasına mani olamadım. Öfkeme yenik düşerek arabaya bindim ve hızla kapıyı kapattım.

Kısa sürede Ekin kızı gönderip arabaya binmişti ve hiç bir şey söylemeyip arabayı çalıştırmıştı. Hızını giderek artırırken sinirli olduğunu ve işini yarıda kestiğim için kızgın olduğunun farkındaydım. Ama ben orada o kavganın ortasında kalırken ayrıca onun intikamı için Kıvanç'ın dikkatini çekmek için çabalarken onun bunu yapmasına göz yumamazdım. Aptal ihtiyaçlarını gidermeyi sonraya bırakmalıydı. Hem büyük aşkı Defneye ne olmuştu? Ya da sevgilim deyipte koluna taktığı Mirasına? Bu çocuk gerçekten mide bulandırıcıydı.

Otele gelince bir hışımla kapıyı açarken "in" diye emir vermiş ve kapıyı suratıma kapatmıştı. Tıpkı onun gibi bende kapıyı çarparak kapatmış ve onu arkamda bırakarak otele girmiştim.

Odaya girene kadar ikimiz de tek kelime etmemiştik. Önde ben arkada o odaya girerken direk kendi odama yönelmiştim.

Kapattığım kapı gürültüyle açılırken etrafa ateş saçan gözleriyle Ekin girmişti. Sırtımı duvara çarparak bağırmaya başlamıştı.

"San kaç defa laflarına dikkat etmen için uyardım! Ama sen ne yaptın o lanet çeneni bir türlü kapatamadın! Bana bak kızım bir daha asla bana emir vermeye kalkışma. Özellikle de o sürtüklerin yanında sakın bunu yapma! Bu seni son uyarışım!" derken başımın yanındaki duvara yumruk atmıştı

Sırtımın acısıyla yüzümü buruştururken söylediklerini sindirmeye çalıştım. Şimdi de suçlu ben olmuştum öyle mi? Ama bu sefer altta kalıp susmayacaktım. Ben Hazal Atandım asla altta kalmazdım.

Ekini göğüslerinden iterek ellerimle saçlarımı geriye doğru çektim. Ellerimi saçlarımdan çekerken göğsüne tekrar vurarak bağırdım.

"Yeter artık! Bana emir vermeyi ve her olayda canımı acıtmayı kes! Ben hiçbir şey yapmak zorunda değilim tamam mı?" derken ellerimi iki yanımdan açarak devam ettim. "Şu halime bak! Senin yüzünden daha en başından düştüğüm şu hale bak! Hem de bir hiç uğruna!"

Eğer İstersenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin