18. Bölüm

203 19 2
                                        

Playlist: Birdy- Shelter

Multimedia: Bölümle ilgilidir.

Ölüm, kimi insan için bir başlangıçtı, kimi insan için de bir sonsuzluk... Bazısı için ise, her şeyin bir sonuydu. Ailemin ölümü benim sonum olmuştu, kendi ölümüm ise başlangıcım olacaktı. Hayatımın son bulduğu gün, ailemin yanında olduğum gün sonsuz olacaktım. Sonsuzluğumu gönül rahatlığıyla yaşamak için ise intikamımı alacaktım.

Erdinç'le geçirdiğim geceden sonra yaşadığım kararsızlığı atlatmak benim için zor olmamıştı. Bunu benim için kolaylaştıran şey ise, şüphesiz ki bir haftadır Ekin'in ortalıkta olmamasıydı. Onu görmemek, sesini duymamak kendime gelmemi sağlamıştı. Onun yanında olduğum her an beynim uyuşuyor, bütün irademi kaybediyordum. Onu görmediğim bu süre zarfında ise kendimi toplamış ve bedenimin esaretini kurtarmıştım.

Birkaç gün için bile olsa Bursa'dan ayrılıp kendi intikamımla ilgilenmek bana iyi gelmişti. Ancak benimde herkes gibi dönüp dolaşıp geleceğim bir kürkçü dükkanım vardı. Bursa'ya geri dönüşmüştüm ancak boş geçen günlerimi hiçbir şekilde değerlendirememiştim. Yaptığım tek şey, herkes gibi Ekin'in gelmesini beklemekti. Onun nerede, ne yaptığını kimse bilmiyordu ve artık bu insanda merak duygusu uyandırıyordu.

Daha fazla cevabını bilmediğim, ya da cevabını vermekten korktuğum sorularla uğraşmaya bir son vererek aşağı indiğimde gördüğüm manzara beni hiçte şaşırtmamıştı. Başak'ı tek başına oturduğu koltukta yayılmış ve hayattan soyulanmış bir şekilde kitap okurken bulmuştum. Tıpkı birkaç saat öncede olduğu gibi.

Sabahattin Ali okumayı sevdiğini biliyordum ancak ilgilenmesi gereken bir ben vardım. Başak odaya girdiğimi fark etmediği ya da umursamadığı için kitabına ara vermemişti. Onunla konuşmak istediğim şeyler vardı ve kitaba birkaç dakika ara vermesinde bir sakınca göremiyordum. Bacaklarını kaldırarak ayak ucuna oturduğumda, kafasını kaldırarak bana baktı ve gülümseyerek kitabına geri döndü. Birkaç dakika daha kitabını kapatmasını beklediğim süre zarfında benimle ilgilenmek adına hiçbir girişimde bulunmadı. Daha fazla dayanamayarak kitabını elinden çektiğimde "Benimde burada olduğum farkındasındır umarım" dedim.

Elimdeki kitaba ulaşmaya çalışırken cevap verdi. "Ah tatlım, tabi ki de farkındayım"

"O halde benimle ilgilenmem gerektiğinin de farkındasın" dediğimde kitaba uzanan ellerini iterek, kitap ayracına uzandım. Kaldığı yere ayracı koyup kitabı kapattığımda Başak'ın sabırsız gözlerle kitaba baktığını gördüm.

"Hım..bana beş dakika ver, çok heyeca-" diye söze başladığında onu susturarak "Benimle ilgilenmem gereken sadece beş dakika. Daha sonra kitabına döneceksin zaten" dedim.

Derin bir nefes alıp hülyalı bakışlarını kitaptan ayırıp bana baktığında "Peki, seni dinliyorum. Dökül bakalım" diyerek sırtını dikleştirdi.

"Ekin.." dediğimde daha fazlasını duymaya gerek görmeden "Nerede? Ne yapıyor? Ne zaman gelecek? Kimse onu merak etmiyor mu? Hadi başına bir şey geldiyse?" diyerek cümlemi tamamladığında sessiz kaldım. Başak sessiz kalışımın 'evet' olduğunu anladığında, inleyerek "Allah'ım! yine aynı sorular için mi kitabımla arama girdin" dediğinde gözlerimi devirdim. Neredeyse her gün aynı şeyleri sorduğumun farkındaydım ancak onun nerede olduğunu öğrenmem gerekiyordu.

"Tatlım, bunları zaten her gün soruyorsun ve bende sana eğer bir haber alırsam söyleyeceğimi söylüyorum"

"Onu neden aramıyoruz acaba? Ekin'i görmem lazım" dediğimde Başak kaşlarını çatarak garip bakışlarını üzerimde gezdirdi. Dudaklarında ki ufak gülümseme adi bir sırıtışa dönerken ne düşündüğünü anlayarak ellerimle konuşmak için araladığı dudaklarını kapattım.

Eğer İstersenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin