"Multimedia Kıvanç "
Zorlukla gözlerimi araladığımda iki büklüm yattığım araba koltuğundan doğruldum. Ekin ortalıkta yoktu ve hiç bilmediğim bir yerde mola verip ortalardan kaybolmuştu anlaşılan.
Dün geceki olayın üzerine hiç konuşmamıştık. Zaten bozuk olan aramızın daha da bozulduğuna en büyük bir işaretti bu.
'Bir kere bu yola girdiysen dönüşü olmaz.'
'Ödemen gereken, benim de almam gereken bir bedel var'
Dün gece tam da bunları söylemişti. Bir anlık öfkemle sevdiği kıza sürtük dediğim için boğazıma yapışmıştı elleri. Ne kadar ileriye gidebileceğini, ne kadar acımasız olduğunu görmüştüm, ne kadar narin olduğumu öğrenmiştim dün gece.
Ondan istediğim bir bedel vardı. Ailem için ailesinden istediğim bir bedel. Benden istediği bir bedel vardı. Sevdiği kadın için benden ve diğerlerinden istediği bir bedel.
O acımasızdı, öfkeliydi ve aşıktı. Ben ise öfkeliydim, narindim ve kırgındım.
Ekin farkında olmadan dün gece aramızda olan düşmanlığı farklı bir boyuta taşımıştı. Aramızdaki yangını körüklemişti belki de bilmeden. Bu yangında ya ben ya da onlar yanacaktı. Ben yeterince yanmıştım onların yanması için her şeyi yapacaktım.
Oturmaktan sıkılıp etrafa göz atmaya karar vererek ağır hareketlerle arabadan çıktım. Sabahın ilk saatleri olduğu için hava normalden daha sertti ve bu titrememe yol açarken kollarımı bedenime sardım.
Etrafta tıpkı bizim gibi mola vermiş insanlarla doluyken, kimisi yemek yiyordu kimisi ise dışarıdaki banklarda oturup sigarasını içiyordu. Ekin ortalıklarda görünmediği için üzerimde ki ince ceketime daha sıkı sarılarak boş olan bir banka oturdum.
Saçlarımın uçmasını sağlayan hafif bir esinti vardı havada. Rahatsız etmekten çok tenime değip geçerken iyi hissettiren bir esintiydi bu. Gözlerimi kapatıp küççükken rüzgarlı havalarda yaptıklarımı hatırlamıştım.
Kollarımı açarak asla vazgeçmediğim çiçekli elbiselerimin içinde evimizin büyük bahçesinde koşardım. Bu beni mutlu ederdi. Her şeyden çok. Çocukken her şey fazla güzeldi. Fazla masumdu. Artık imkansız olan bir mutluluktu bu.
Burnuma gelen enfes kahve kokusuyla masum düşüncelerimden sıyrılarak kapalı olan gözlerimi açtım.
Ekin elindeki iki kahveden birini bana uzatmış karşımda dikiliyordu. Ağır hareketlerle baygın bakışlarımı suratına çevirdim ve yorgun gözüken ama bu durumda bile büyüleyici olan gözlerine baktım. Gözlerini beğenmem aptallıktı ama bunu kabullenmeliydim. Gözleri onun kadar ukala, bencil ve kötü değildi. Masum bile denilebilirdi.
"Alsana kızım ne bakıp duruyorsun"
Ekinin sesiyle düşüncelerimi beynimin tozlu raflarına yollayarak elinde tuttuğu kahve bardaklarından birisini aldım. Bardağa doğru eğilip kahve kokusunu içime çekerken "Teşekkürler" diye mırıldandım.
Hiçbir şey söylemeden yanımdaki boşluğu doldurarak oturdu. Üzerimde ki şaşkın ifadeden kurtulunca önüme döndüm ve kahvemden yudumladım.
"Üzerine ceket almalıydın"
Ekinin sözleriyle ona döndüm ve üzerindeki ceketi çıkarıp omuzlarıma koymasını şaşkınlıkla izledim. Bu çocuğun sorunu neydi Allah aşkına? Hiçbir şey olmamış gibi davranıp beni düşünemezdi.
"Ciddi misin sen ya? Gerçekten bunu yapacak mısın? Hiçbir şey olmamış gibi?"
Sözlerimden sonra ağır hareketlerle kafasını bana çevirdi ve tek kaşını kaldırarak "Söylediğim veya yaptığım şeylere takılma Hazal. Umurunda olmasın. Çünkü benim değil. Seninle bir çıkar ilişkimiz var ve işimiz bitince birbirimizi tanımayacağız bile." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eğer İstersen
Ficção AdolescenteSigarasından son bir nefes çekerek yere attığında gri dumanını başını bana çevirdiğinde dudakları arasından bıraktı. Yerdeki sigara izmaritini ayağıyla ezerek vücudunu bana çevirdiğinde gözlerini gözlerime sabitledi. Belli bir süre gözlerini dahi kı...
