29.Bölüm

155 7 0
                                        

Playlist: Pera-Sensiz Ben

---

"Ben senin kızın değilim!" diyerek var gücümle bağırdığımda, bana uzanan elleriyle birkaç adım geriledim. "Sen benim hiçbir şeyimsin" diyerek tükürürcesine gözlerine baktım. "Sen benim için seneler önce öldün zaten!"

"Hazal yapma, dinle beni" diyerek titreyen sesiyle konuştu.

Onu bu halde görmek, annemi ağlarken ve aciz bir şekilde görmek beni üzüyor muydu, bilmiyordum. Bildiğim tek şey beni bırakıp gitmesi, Cansu için her şeyi göze alırken, onu canından çok severken beni zerre umursamadığıydı. Beni şu koca dünyada yapayalnız bırakmış olmasıydı.

"Hazal, yalvarırım dinle beni. Bildiğin gibi değil..." dediğinde, öfkeyle parlayan gözlerimin sakladığı, ancak kelimelerimin saklayamadığı çatlak sesimle konuştum.

"Bildiğim gibi olmayan ne? Beni terk edip gitmenin nesi bildiğim gibi değil? Babam ve abimin ölümünden sonra yapayalnız kalmamın nesi bildiğim gibi değil anne!" dedim. 'Anne' kelimesini tiksintiyle haykırırken.

"Bana izin ver kızım. Yalvarırım sana anlatmam için bana izin ver. Açıklamama izin ver"

Başımı iki yandan sallayarak kendime gelmeye, öfkeli halimi korumaya çalışırken kolumu tutan elini hızla iterek kendimi geri çektim.

"Neyi açıklayacaksın! Neyi açıklayabilirsin ki!? Ailemizi gözünü kırpmadan silip atmanı, eski aşkının kollarını koşup onun metresi olmanı nasıl açıklayabilirsin ki!?"

Öfke kokan kelimelerim bütün ağırlığıyla, bütün gerçekliğiyle ona ulaştığında, ağlayan gözleri bir an şaşkınlıkla bana çevrildi. Ona orospu olduğunu ima eden bir cümle kurmuş, ve bunu da hiç çekinmeden dile getirmiştim. Yaptığım şeyden ise ufacık bir pişmanlık duymuyordum. Haklıydım. O adamın kollarına koşarken, bizi terk ederken bütün bunları bilip gittiğine emindim.

"Ben..." diyerek konuştuğunda, sözünü keserek bütün kelimelerini ağzını tıkarak öfkeyle sesimi yükselttim.

"Sen! Artık yoksun! Benim annem, yıllar önce öldü! Şimdi karşımda durmuş, metresi olduğu adamın evinde bana açıklama yapmaya çalışan kadın benim annem olamaz!"

Yüksek çıkan ses tonumun yanında kelimelerim bütün soğukluyla etrafımızı sarmıştı. Karşımda duran kadının bütün gardını yıkmaya yetecek güçteki kelimelerim beni güçlendirecek kapasitedeydi. O benim annem değildi ve asla da olmayacaktı.

"Hazal, yalvarırım öyle söyleme. İlerde pişman olacaksın" diyerek hıçkırarak ağlamaya başladığında, bir kahkaha patlattım. "Pişman mı olurum? Senin olduğun gibi mi?" diyerek alayla konuştum.

"Böyle olsun istemedim" dediğinde zorlukla birkaç adım atarak yanıma geldi. Mesafeli gözlerimle ona bakarken bu defa çekilmedim.

Hıçkırıkları arasında zorlukla bulduğu sesiyle "Affet beni, kızım. Yalvarırım affet. Seni çok özledim" diyerek kollarını bana doladığında, öfke tekrardan bedenimi sarmıştı.

Onu umursamayarak, bedenime dolanan ellerini ittirdiğimde, zaten güçsüz olan bedeni ayaklarımın dibine düşmüş, elleriyle bacaklarıma tutunmuştu.

"Kızım ne olur yapma böyle" diyerek yaşlı gözlerini bana çevirdiğinde, ayaklarıma kapanmış kadına baktım. Ruhsuz bakışlarımı üzerinde gezdirdim ve zorlukla kendimi bir adım geri çektim.

"Ayağa kalk" diyerek titreyen sesimi gizlemeye çalıştığımda gözlerimi kaçırdım. Güçsüz çıkan sesime lanetler yağdırırken, gözlerimi tekrar ona çevirdim. Hala yerde olan bedeni sarsılarak ağlıyordu.

Eğer İstersenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin