32. Bölüm

168 8 0
                                        

Playlist: Cem Adrian ve Şebnem Ferah - İnce Buz Üstünde Yürüyorum

----

Yeni bir yıl, yeni bir kitabın ilk sayfasıydı. Kendi seçimlerimle, kendi isteğime göre yazacağım kendi kitabımın ilk sayfasına, ilk mürekkepleri Ekin'le bırakacaktım.

Elimde tuttuğum siyah, asimetrik şekilde dizayn edilmiş çerçevenin içindeki dün gece çekindiğimiz fotoğrafa baktığımda elimde olmadan gülümsedim. Arkadaşlarımızın hediye ettiği şapkalarımız başımızda, gözlerimiz birbirinde, ve gülüşlerimiz yüzümüzdeydi. Beni havaya kaldırmış ve bende ellerimi omuzlarına koymuştum. Hafif kar taneleri fotoğrafımızı süslemiş ve doğal bir görünüm katmıştı.

Her şeyiyle bizdik işte. Tamamen biz. Sadece sevgimiz, aitliğimiz ve doğallığımızla bizdik...

Çerçeveyi tek elime alarak koluma arkaya götürdüğümde, diğer elimde onunla eş zamanlı olarak Ekin'in odasının kapısını araladı. Kapıyı açarak derhal içeri girdiğimde ellerimi arkama alarak çerçeveyi gizledim ve sırtımı kapıya yasladım.

Ekin, üzerine giydiği kazağını aşağı doğru çekiştirirken aynı anda da bana doğru döndü. Ellerini saçlarına götürerek dağılan saçlarını düzelttiğinde bakışları bendeydi.

Konuşmadım, konuşmadı.

Ben onun ne kadar büyüleyici olduğunu düşünerek kendimden geçerken Ekin daha fazla dayanamayarak konuştu.

"Sana da günaydın Hazalcım" diyerek alayla konuştuğunda bunu umursamayarak sırıttım ve "Günaydın" dedim.

"Bir şey mi oldu?" diyerek kibar ama alayla konuştuğunda, "Ne gibi?" dedim.

"Sabahın köründe odama geliyorsun, hiçbir şey söylemeden oradan bana bakıyorsun ve üzerine bir de sırıtıyorsun. Kesin bir şey söyleyeceksin yoksa böyle durmazdın sen."

"Ne yani gelmese miydim?" diyerek kaşlarımı çattığımda, aslında tek bir hareketimden bile beni tanıyor olduğuna sevinmiştim.

Yanıma gelerek hemen önümde durdu. Elini kaldırarak yüzümü kapatan saçımı kulağımın arkasına attığında, eğilerek alnımı öptü. Nefesini tenimde hissedebileceğim kadar bir mesafede durduğunda "Gelme demedim zaten. İyi dinle. Buraya gelişinin bir sebebi olduğunu söyledim. Ve bu sebebi merak ettiğimi. Doğru mudur?" diyerek benden onay beklediğinde, uslu bir kız çocuğu gibi başımı sallayarak onayladım.

"Kısmen evet. Sana bir şey vermem gerek" dediğimde elimin tekini arkamdan çekerek göğsüne koydum.

Bakışları göğsüne koyduğum elime kayarken onu hafifçe geri ittim. Bana karşı çıkmadan birkaç adım gerilediğinde henüz fark etmiş olacak ki "Arkanda ne var senin?" diyerek merakla sordu.

"Güzel bir şey" diyerek saçma bir cevap verdiğimde gözlerini devirdi.

Bana doğru adım atmaya yeltendiğinde ise "Hayır. Olduğun yerde dur" diyerek elimi önümde salladım.

Nefesini dışarı bırakarak olduğu yerde durduğunda "Önce sana bir şey söylemem gerek" diyerek masumca ona baktım.

Gözlerimde yakaladığı ifade onu tekrar bana çekerken ellerini arka cebine koyarak gözlerini bana dikti. Ona karşı gülümsediğimde onun da dudaklarında belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Yıl başı gecesi bana söylediklerini hatırlıyor musun?" dediğimde başını salladı.

"Sonsuz oluşumuzdan bahsetmiştin ve bunun için göğsünün üzerine bir dövme yaptırdın. Ve bende düşündüm ki sonsuzluğumuzu somut bir şekilde sergilersek her şey tamamlanır"

Eğer İstersenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin