Ben keyifle yazdım umarım sizde keyifle okursunuz.
---
"Eşyaların topla gidiyoruz"
Başımı telefonumdan kaldırarak odama giren ukalaya göz ucuyla baktım. Onu umursamadan hala yumuşak yatağımda yayılır vaziyette otururken "Neden? Artık eve mi dönüyoruz?" dedim. Bu kadar kısa sürede döneceğimize içten içe sevinerek.
Odamdan çıkıp kendi odasına adımlarken sol omzunun üzerinden bana bir bakış attı ve yüzünü buruşturdu.
"Saf olma kızım ya. Sence Kıvançla işimiz bitti mi? Sadece artık burada kalmayacağız. Burada bir evim var oraya yerleşiyoruz."
Söylediği şeylerden bir şey anlamadığım için yataktan kalkarak Ekinin yanına gittim. Elindeki çantasına odanın farklı köşelerine attığı eşyalarını koyarken bende onun peşinden giderek "Nasıl yani? Ne kadar süre burada kalacağız ki?" dedim.
Arkasını dönüp omzuma çarparak yanımdan geçti ve "Senin Kıvanç'ı oltaya getirmene bağlı.Yani birkaç ay sürebilir" dedi.
Duyduklarımla arkamı dönerek bağırmam eş zamanlı oldu. Karşına geçerek elimi belime koydum ve alayla konuştum.
"Dalga geçiyorsun herhalde. Birkaç ay burada kalmakta ne demek!?"
"Gayette ciddiyim. Bu iş bitene kadar buradasın. Hem sana karışacak bir ailenin olmadığını söylemiştin. Sorun ne?"
Sıkıntıyla saçlarımı geriye iterek nefesimi dışarı üfledim.
"Sorun ne mi? Okuyoruz biz aptal!" dediğimde gözlerini devirdi.
Ben en fazla birkaç hafta burada kalacağımızı düşünürken o birkaç aydan bahsediyordu. Ne yapıp edip Ekin'i bundan vazgeçirmeliydim zira burada kalmakta ısrar ederse kendi intikam için hiçbir şey yapamazdım.
"Ekin saçmalama burada kalamayız o kadar zaman!"
"Sana bu konu hakkında fikrini sormadım. Okul meselesini hallettim. Burada kaldığın sürece özel ders alırsın" dedi ve çantasını yatağın üzerine koyarak çalan kapıyı açmaya giderken "Ben ne kadar istersem o kadar kalacağız" dedi.
Sinirle ağzımı açtığımda bundan vazgeçerek tekrar sustum. Bu çocuğun yaptığı tek şey ukalalık ve birde beni sinir etmekti. Bir şekilde bir yolunu bulmalıydım. Burada bulunma amacım aptal bir çocuğun kuklası olmak değildi.
Ellerimi göğüs hizamda birleştirirken Ekin ve ardından da fiilen tanışmadığım ama bildiğim kadarıyla Ekinin en iyi arkadaşı olan Meriç girdi odaya. Ben hala öfkeyle Ekine bakarken o beni umursamadan büyük camın önündeki geniş koltuğa oturarak sağ ayağını sol bacağının üzerine koydu. Gözlerimi devirip başımı iki yanda sallarken odama yöneldim. Bakışlarım bana bakan Meriç'i bulduğunda bu hareketime güldüğünü fark ettim.
Odaya girip kapıyı kapattım ve sinirle yerdeki çantama tekme atarak saçlarımı yoldum. Ardında rast gele eşyalarımı çantanın içine atarak en güzel dileklerimle Ekin'in gebermesi için dua ettim!
Somurtarak ve çatık kaşlarla geçirdiğim araba yolculuğunun sonunda nihayet Ekin'in evine gelmiştik. Kızgınlığımı ve öfkemi bir an için bile umursamayan ukalaya karşı kaşlarımı çatmaya son vererek arabadan indim.
Karşımda tüm ihtişamıyla duran iki katlı ve geniş bahçeli eve ağzım açık hayretler içerisinde bakakalmıştım. Tahmin ettiğimden daha zengindi sanırım yanımda duran aptal ve aynı zamanda da ukala olan bu piç!
Dalgınlığıma son veren şey kafama yediğim çanta olunca sinirle suratımı buruşturdum ve öfkeyle inledim.
"Gerizekalı mısın oğlum sen ya!?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eğer İstersen
Teen FictionSigarasından son bir nefes çekerek yere attığında gri dumanını başını bana çevirdiğinde dudakları arasından bıraktı. Yerdeki sigara izmaritini ayağıyla ezerek vücudunu bana çevirdiğinde gözlerini gözlerime sabitledi. Belli bir süre gözlerini dahi kı...
