Playlist: Toygar Işıklı- Kafiye
Şüphe... içime bırakılan küçük bir tohum tanesi gibiydi. Zihnimin içinde emin olamadığım, engelleyemediğim ihtimallerden besleniyordu ve o küçücük tohum tanesi yeşeriyor, bütün vücuduma yayılıyordu. Beynim, emin olamadığı gerçeklerin üzerinden kurulan ihtimalleri her bir köşesine çekiyor, hepsine ayrı bir senaryo yazıyordu. Her bir senaryo kendi köşesinde canlanırken artık emin olduğum hiçbir gerçek kalmıyordu.
Bütün vücuduna yayılan şüphe tohumları en sonunda istediğini alarak seni bilinçsizce hareket etmeye zorluyordu. Ne yapacağını bilmeden, hiçbir şeyden emin olmadan yeni bir plan kuruyor, şüphenin ele geçirdiği beynindeki senaryoların onu yerle bir etmesini bekliyordun.
Dün gece telefonuma gelen mesajdan sonra bulunduğum durum tam olarak buydu. Zihnim önce ihtimalleri sıralamış, sonra her bir ihtimali için ayrı bir senaryo kurmuş, kurduğu senaryolara ise tek tek inanmaya başlamıştı. Hangisinin gerçek, hangisinin yalan olduğunu bilmeden hepsine ait bir plan kurmuş ve sonra da bu ihtimalleri kendi tırnaklarıyla zihnime kazıyarak bütün mantığımı yok etmişti.
Mesajdan sonra Ekin'in yanımda olmasını umursamadan bütün gece düşünmüş, sabahın ilk saatlerinde beni evime bırakmasına aldırmadan uyumayı reddederek düşünmeye devam etmiştim. Birbirini kovalayan akrep ve yelkovanın kaçı vurduğundan haberimin olmadığı dakikalarda, bütün hücrelerim annemin yaşıyor olma ihtimaliyle ayaklanmış, buna bir kanıt aramıştı. Annemin öldüğünü öğrendiğim ilk andan bu zamana kadar yaşadıklarım ise, önüme kesin bir delil sunmamıştı. Bana bu konu hakkında birkaç kelime edebilecek sadece iki kişi hayatta kalmıştı ve onlarda; Amcam- Melih Atan ve dedem- Ender Atan'dı...
Saatlerdir bahçede oturduğum sallanan koltuktan kalkarak ayaklarımı nemli çimenle buluşturduğumda evin içerisine doğru adımladım. Ayaklarımın altında ezilen çimenler bütün negatif düşüncelerimi toprağa akıtıyormuş gibi hissettirirken uzun süredir içimde barındırdığım şüphenin üzerine gitmem gerektiğini bütün vücuduma aşılıyordu.
Bahçe kapısını aralayıp evin içine girdiğimde birkaç ay önce bıraktığım her şeyin yine aynı düzende, el değmeden durduğunu gördüm. Ailemle oturup, keyifle yemek yediğimiz masa, çeşit çeşit kitaplarla donattığımız kocaman kitaplığımız, televizyon izlediğimiz rahat koltuklarımız ve hatta gitmeden birkaç saat önce okuduğum kitabım bile bana özel olan köşemdeydi.
Eski anıları yad ettiğim dakikaların ardından içimde yeşeren şüphe tekrar boy gösterirken derin bir nefes alarak göğsümün üzerinde hissettiğim baskıyı azaltmaya çalıştım. Rahatsız edici ve bir o kadar da acı veren bir ağırlık tam iki göğüsüm ortasına yerleşerek nefesimi kesiyordu. Bundan kurtulmak mümkün değildi ancak onu yok saymayı deneyebilirdim. Zihnimin içinde barındırdığı şüphenin üzerine giderek ondan kurtulabilirdim. Bazı gerçekler acı verebilirdi ancak bunu görmezden gelemezdim. Eğer annem yaşıyorsa onu bulmalı ve her şeyi öğrenmeliydim.
Beynimin içinde sağa sola çarparak beni düşünmeye mecbur bırakan her şeyi çalan kapı zile ile görmezden gelerek temkinli adımlarla kapıya ilerledim. Derin bir nefes alıp kapıyı açtığımda ise zaten beklediğim kişiyi -amcamı- görmüştüm
"Hoş geldin amca" dediğimde kaşlarını çatarak içeri geçti. Sesimdeki gariplikten ve suratımdaki ifadeden bir sorun olduğunu anlamış olmalıydı ki zaten, bir sorun olduğunun benden çok kendisinin bildiğine emindim.
Yavaş adımlarla geniş salona geçtiğimizde amcam kollarını bedenime beni sarmaladığında "Nasılsın güzel kızım?" dedi. Sarılışına karşılık verdiğimde konuyu uzatma taraftarı olmadığımı belli ederek "Nasıl olduğuma konuşacaklarımızdan sonra karar vereceğim amca" dedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eğer İstersen
Novela JuvenilSigarasından son bir nefes çekerek yere attığında gri dumanını başını bana çevirdiğinde dudakları arasından bıraktı. Yerdeki sigara izmaritini ayağıyla ezerek vücudunu bana çevirdiğinde gözlerini gözlerime sabitledi. Belli bir süre gözlerini dahi kı...
