Barın içi bu gece de tıklım tıklım doluydu. Taylan'la birlikte son tempoda çalışıyor yine de siparişleri yetiştirmekte zorlanıyorduk. İlk gecemi ortamı tanımaya ve daha hızlı içki hazırlayabilmek için elimi çabuklaştırmaya harcamıştım. Bugün kendimden emin bir şekilde siparişleri hazırlıyor ve müşterileri bekletmeden de servis yapıyordum. Taylan ve müşteriler bu durumdan memnun görünüyordu.
Taylan veterinerlik son sınıfta okuyan oldukça ilginç bir çocuktu. Ondan öğrendiğime göre okul başladığı zaman gündüz okuluna gidiyor, akşamları da burada çalışarak harçlığını çıkartıyordu. İyi anlaşmıştık onunla, gamsız ve eğlenceli birisiydi. Bugün barın arkasından bir bahaneyle çıkmayı başarabilirsem Taylan'dan öğrendiğime göre bodrum katta bulunan mahzeni ve hemen yanında bulunan Fahri'nin odasını bir ziyaret etmeyi düşünüyordum. O yüzden gözümü dört açmıştım.
Bu gece de Fahri'nin adamları barın içinde dolaşıyor, uygun gördükleri müşterilerin masasına oturarak sohbet esnasında uyuşturucu satışı yapmaya çalışıyordu. Doğru tespit etmişsem bu gece iki kişiydiler. Bu operasyon sona erdiğinde onları da içeri tıkmak için sabırsızlanıyordum.
Murat dün akşamki gibi bana mesaimde eşlik ediyordu. Onun yalnız bir şekilde barda takıldığını gören bazı kadınlar yanına yaklaşıp ona içki ısmarlama teklifinde bulunuyorlardı. Kızıl saçları ve yeşil gözleriyle Murat İrlandalılara benziyordu. Avrupa'da yaşasa bu dış görünüşüyle onların arasına rahatça karışır, Türk olduğunu söylese bile ona kimse inanmazdı. Uzun boyu, cüsseli vücuduyla kadınların ilgisini üzerine rahatça çekiyordu. Ona yanaşmaya çalışan kadınları oynadığım role göre savuşturmam gerekeceğinden ara sıra gözlerimi onun bulunduğu tarafta dolaştırmayı unutmuyordum.
Bugün üzerime kırmızı bir şifon bluz ve siyah kumaş bir şort giymiştim. Uzun ve siyah saçlarımı dağınık bir topuz yapmış ve yüzüme de her zamanki gibi hafif bir makyaj yapmakla yetinmiştim.
İçkiyi fazla kaçıran veya kaçırmayan bazı erkeklerin kaçamak veya direkt beğeni dolu bakışlarını zaman zaman üzerimde hissediyordum.
"Bir martini lütfen."
Boşalan bar taburesine oturan otuzlu yaşlarda, üzerinde gri bir gömlek bulunan, kahverengi saçlı ve aynı renk gözlü bir adamdı.
Kısa sürede kokteylin hazırlayıp önüne bıraktım, tam bardağı bırakıp elimi geri çekecekken beni bileğimden yakaladı. "Her gece buraya gelirim ama seni ilk kez görüyorum. Sadece dün bir işim çıktığı için uğrayamamıştım, sen yenisin galiba."
Bileğimi tutan eline sert bir bakış attım. Tek bir hamleyle ona gününü gösterirdim ama burada polis kimliğimle bulunmuyordum. Barmaid Çakır kendini savunmasını bilmezdi, rolümü iyi oynamalıydım. "İşe dün başladım beyefendi, bileğimi bırakır mısınız lütfen."
Bıraktı. Hemen sipariş için bekleyen diğer müşterilerle ilgilenmeye başladım. İçkisini içerken gözlerinin üzerimde olduğunu hissediyordum ama yanlışlıkla bile olsa onunla göz göze gelmemek için elimden geleni yapıyordum. İçkisini çabucak bitirip hemen ikincisini sipariş etti."Aynısından bir tane daha."
Hemen ikinci kadehini de hazırlayıp önüne bıraktım. Bu sefer bileğimi tutmaya yeltenmedi. Ama bakacak başka yer yokmuş gibi her hareketimi takip etmeye devam etti. Biraz hava alsam iyi olacaktı. Belki bu sırada içkisini bitirir buradan defolup giderdi. Barda sipariş vermek için bekleyen fazla kişi de yoktu. "Taylan ben lavaboya gidiyorum."
"Tamam Çakır, buralar bende."
Murat'la gözgöze geldiğimde ağzımı oynatarak "Tuvalet," dedim. O da aynı şekilde "Geleyim mi?" diye sorunca başımı iki yana sallayarak hayır cevabını verdim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇAKIR (Tamamlandı)
General Fiction"Bir daha pire torbası dersen senin cici bir abi olmadığını ona söylerim. Maylo'nun bunu duyunca ne yapacağını tahmin ediyorsundur." Ilgaz gözlerini devirdi. "Biliyorum, popomu ısırır." Tekrar sırıttım." Aferin, Maylo gibi sen de çabuk öğreniyorsun...