Hayatım boyunca ilk defa biriyle öpüşüyordum ama yine de onun bu işte ne kadar tecrübeli olduğunu anlayabiliyordum. Karnımda artmaya başlayan sıcaklık, vücudumun alt tarafına doğru kendine ateşten bir yol çiziyordu. İkimiz de birbirimize karşı duyduğumuz tutkuyla alev alev yanıyorduk. Onun beni öpmeyi hiç bırakmamasını istiyordum, sanki beni öpmekten vazgeçerse o an için bir şeyler yarım kalacakmış gibi geliyordu. Kürşat inledi. Ne kadar aptaldım, adam daha yeni ameliyat olmuştu, ben ise bu durumu unutup ona sıkıca sarılıyordum. Kürşat'ın yarasını acıtmış olmalıydım, bu düşünce aklımı başıma getirdi ve hemen ellerimi omuzlarına koyarak onu hafifçe ittim. Beni öpmeyi bırakan Kürşat'ın gözlerinde bu hareketi neden yaptığımı soran bir ifade vardı. Dudakları da öpüşmekten kızarmış, hızlı hızlı nefes alıp vermeye devam ediyordu.
Onun merakını giderdim. "İnliyorsun Kürşat, sana sarılırken canını acıtıyor olmalıyım."
Kürşat'ı yüzündeki bütün kaslar gevşedi ve ameliyat olduğu yeri tutarak kahkahalarla gülmeye başladı.
Sinirle ona baktım."Seni düşünen de kabahat. Bak hala gülmeye devam ediyor. Ben soğumadan çorbamı içeceğim, sen de ne halin varsa gör."
Onun hala devam eden gülmeleri eşliğinde yan şezlonga geçtim ve çorbamı içmeye başladım. Çok gülmekten Kürşat'ın gözlerinden yaşlar gelmişti. Gülmesi bitince o da çorbasından içmek için uygun pozisyonu aldı. Kaşığı ağzına götürürken bile bana sırıtarak bakıyordu."Mmm şimdiye kadar içtiğim en güzel domates çorbası bu, eline sağlık."
"Afiyet olsun, bu çorbayı ben de çok severim."
Kürşat'ın gözlerinde yaramaz bir ifade belirdi. "Bazı yabancı kültürlerde bir kadının erkeğine yemek pişirmesi onun teklifini kabul ettiği anlamına gelir. Sen şimdi benim sevgilim olmayı kabul ediyor musun?"
Omuzumu silktim."Senden böyle bir teklif aldığımı hatırlamıyorum. Sadece benden hoşlandığını söylemiştin. Bu bir teklif sayılmaz."
Kürşat çorbasından bir kaşık daha aldı."Sen de karşılık olarak ben de senden hoşlanıyorum demiştin. Bu sevgili olma teklifimi kabul ettiğin anlamına gelir."
Kürşat elindeki kaşığı tepsiye bıraktı, ela gözleriyle bana çok duygu barındıran bir ifadeyle bakıyordu. Benim elimdeki kaşığı da alıp aynı yere koydu. Boşalan ellerimi, kendi büyük ellerinin arasına aldı. İlk defa ellerimiz birbirine değince çarpılmadık. Gözlerimin içine bakarak "O zaman şöyle yapalım. Çakır benim hayatımı aydınlatan güneşim, bu hayattaki en değerli varlığım olur musun?" diye sordu.
Böyle güzel bir teklifi reddetmek imkansızdı."Olurum Kürşat, senin her şeyin ben olurum."
Kürşat'ın yüzündeki gülümseme genişledi, teklifini kabul etmeme çok sevinmişti. Elimi serbest bıraktı ve iştahlı bir şekilde içerek çorbasını kısa sürede bitirdi. Ona ilacını verdim ve ortalığı topladıktan sonra rahat bir şekilde dinlenebilmesi için yatağına götürdüm. Bana söylediğine göre Kürşat bu sırada Birol'u aramış, artık yemek alıp gelmesine ve bu gece yanında kalmasına gerek olmadığını söylemişti. Konusu açılmışken ona Birol'un hayatındaki yerini ve önemini sormuştum. O da yıllar önce onun hayatını kurtardığını, zaman geçtikçe birbirlerine çok sıkı bağlandıklarını, onun bu hayattaki her sırrını bilen tek dostu olduğunu söylemişti. Kürşat Birol'a ölümüne güveniyor ve seviyordu. Yani kısacası benim Maylo ile aile olduğum gibi, Kürşat'da Birol'la iki kişilik küçük bir aile oluşturmuştu.
Onun üzerine ince bir pike örttüm ve güzelce uyuyup dinlenebilmesi için başucundaki ışığı kapattım. Buradaki işim bittiğine göre artık kendi daireme geçip eşyaları toplamanın zamanı gelmişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇAKIR (Tamamlandı)
Ficción General"Bir daha pire torbası dersen senin cici bir abi olmadığını ona söylerim. Maylo'nun bunu duyunca ne yapacağını tahmin ediyorsundur." Ilgaz gözlerini devirdi. "Biliyorum, popomu ısırır." Tekrar sırıttım." Aferin, Maylo gibi sen de çabuk öğreniyorsun...