8. Bölüm - 2. Part

7.2K 429 48
                                        

Birkaç gün sonra annesinin ölüm yıl dönümüydü.

Bir kez daha takvim o iğrenç günü gösterecekti. Bir kez daha ablası annesi için eş dost kim varsa toplayacak ve Güneş'in de gelmesi için saatlerce ısrar edecek ama Güneş asla gitmeyecekti. Bir kez daha o kabusu görecekti. Annesinin, arabasının içinde kana bulanmış bir durumda bir kez daha, belki bu defa biraz daha farklı bir biçimde görecekti. Kendi kendine kurallar üretecek ve kimsenin onu üzgün görmemesi için direnecekti.

Gözlerini sıkıca yumdu. Belini dikleştirdi. O ağlayan bir kız değildi. O çökük ya da eğik duran bir zavallı hiç değildi. Kendine has bir duruşu vardı ve bunca yıl bunu bozmamıştı, bozmaya da hiç niyeti yoktu.

Genç kız gözlerini açtığında iki serserinin, iki üç metre ötede durmuş, kendine baktığını gördü. Kafaları yerinde olmayan iki gece serserisi kendine doğru gelmeye başladığında, ne kaçmaya ne de korkak bir tavır almaya hiç niyeti yoktu.

"Bak sen şu güzel kıza! " demişti, ağzından salyalar akıtan adam." Hiç böyle güzel ceylan  parçaları bu saatlerde yalnız başına gezer mi? " dediğinde, Güneş gözlerini kıstı.

" Gezerse ne olurmuş bakalım? " diye sordu.

Ağacın hemen arkasında duran Bora, ortaya çıkıp çıkmamakta kararsız kalmıştı. İki serserinin hemen defolup gitmesini istiyordu. Aksi durumda ikisinin de kemiklerini ufak parçalara ayırmak ve Güneş'e zor bir hesap vermek zorunda kalacaktı.

"Bizim gibi vahşi kurtlara yem olurlar. " diye tısladı, içki kokan nefesi eşliğinde.

Güneş oturduğu banktan ayağa kalktı ve" Hani nerede kurt? " diye sordu." Ben size baktığımda zavallı it yavrularından başka bir şey göremiyorum. " dedi ve yapay bir kahkaha​ gecenin ürkütücü seslerinin arasına karıştı . Güneş onlar gibi yaratıklara alışkındı ancak onların, az sonra kendisinden görecekleri tavra alışkın olduklarını hiç zannetmiyordu.

" Bak sen havalara. " diyen adam, elini Güneş'in sağ omuzuna yerleştirdiğinde, Güneş sanki bedenine şok verilmiş gibi" Çek lan o elini! " diye bağırdı.

" Omuzundan çekip nerene koymamı istersin güzelim? " diyen adam, iğrenç ve kötülük kokan bakışlarını, Güneş'in kalçalarına indirdi. Bu fark eden genç kız, adamın elini çevik bir hareketle kavradı ve ters çevirerek iki büklüm hale gelmesini sağladı ve hemen ardından hayatı boyunca atabileceği en sert ve ağır darbeyi adamın bacak arasın indirdi. Bununla birlikte, adam tamamen etkisiz ve acınılacak bir hale geldiğinde diğeri ise Güneş'e doğru yaklaşmaya başlamış "Ne yapıyorsun sen orospu!"  diye hırlamıştı.

Güneş, kotunun cebinde duran çakıyı çıkartıp korkusuzca adama doğrulttu ve "Bence canını seviyorsan bir adım daha atmazsın!"  dedi. Bununla birlikte adam derin bir şaşkınlık çukurunun içerisine düşmüş bir halde arkadaşının kalkmasına yardım ederek "Kalk, gidelim bu manyağın yanından."  dedi. Güneş, ikisinin bu tırsak hallerini gördüğünde, zaten zirvede olan özgüveni harmanlanmış ve tam gidecekleri sırada "Bir saniye."  demiş ve çantasına yönelmişti. "Uzun zamandır kullanamamıştım. İçimde kalmasın."  diyen genç kız  biber gazını iki serseriye doğrultmuş ve nerdeyse kutunun yarısına gelene kadar sıkmış, zaten içmiş oldukları aşırı alkolden dolayı ayık olmayan iki sarhoşu kör olma aşamasına getirmişti.

İki adam oldukları o konum debelenmeye başladıklarında, Güneş'te onları orada bırakarak yürümeye başlamıştı. Adımlarını hızlandırırken, içinden geçenlerin bazılarını ise sesli bir biçimde söylediğinin farkında bile değildi.

Bu sokak itleri yüzünden, bu beyni bel altına düşmüş şerefsizler yüzünden genç kızlar, kadınlar yolda sokakta korka titreye yürüyorlardı. Bir kez daha nefret etti erkek ırkından. Feminel tarafı biraz daha kuvvetlendi, sanki yeterince kuvvetli değilmiş gibi. Ve hemen ardından durdurduğu bir taksiye bindi. Onu izleyen Bora ise, küçük dilini yutmuş gibiydi. Her kadında gördüğü, bu tip durumlarda korkusuna yenik düşüp kaçmak oluyorken, Güneş yine farklılığını ortaya koymuş ve korkmak yerine iki zavallıyı perişan edip, korkutmuştu. Aşık oldu Bora. Sanki bu kıza dibine kadar aşık değilmiş gibi bir kez daha aşık oldu. Onun cesaretine bir kez daha vuruldu ve aklının bir köşesine yazdı. Olur da bir gün bu kızın hayatına girmeyi başarırsa , hangi sıfatla o hayatın içinde yer alırsa alsın, Güneş'i asla kızdırmayacaktı.

YEİSBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin