Cassandra kahvaltı ederken iç geçirdi. "Şu hale bak ortalıklarda kimse yok." diye söylendi. "Hadi Açil abimle kavga etti gitti, abim de onun için gitti anlıyorum da dayım nerede anne?" diye sordu.
Serena kızının son zamanlarda fazlasıyla stresli olduğunu görebiliyordu. O yüzden olabildiğince istediğini yapmaya çalışıyordu. Stephan konusuna gelince Açil gittiğinden beri onu görmemişti. Açil gitmeden önce de konuşmamışlardı ya. Onu kaçırmıştı yıllar önce olduğu gibi. Belki de korkutmuştu, bilmiyordu.
"Bilmiyorum canım ama gelecektir."
Cassandra gözlerini devirdi. "Buraya seninle baş başa kalmaktan sıkıldığımız için gelmiştik ama görüyorum ki yine aynı duruma düştük. Belki de kendi evimize gitmeliyiz."
"Birkaç gün sonra nişanlanacağını biliyorsun canım. Ben evime tek başıma döneceğim ve sen de kocanla ziyarete geleceksin."
"Seward'ı çok seviyorum anne." dediğinde Serena kızının elini tuttu. "Bir ömür mutlu olmanı istiyorum canım."
"Olacağım." dedi Cassandra gülümseyerek.
Stephan odaya girip Serena ve Cassandra'yı el ele tutuşmuş birbirlerine bakarken görünce gülümsedi. "Siz bana kendimi fazlalık gibi hissettireceksiniz anlaşılan." dediğinde Cassandra birden ayağa kalkıp ona koştu ve kollarını boynuna doladı.
"Neredesin sen? Öylece gidilir mi hiç?"
Stephan kahkaha attı.
"Sen böyle sarılacaksan arada böyle gitmem gerekiyordur belki de."
Cassandra "Dayı!" dedi neşeyle.
"Ne var küçük hanım? Özlemedin mi yani beni?"
Cassandra içten bir şekilde gülümsedi. "Tabi ki özledim ama ne bileyim sen gidince hiç gelmeyeceksin sanıyorum."
Stephan o an Serena'ya baktı. O da mı öyle düşünüyordu acaba? Serena gülümseyerek Stephan'a baktı. "Bu kıza cevap vermek için fazlasıyla yalnız kaldım sanırım." dedi gülümseyerek.
Stephan içten bir şekilde "Biraz da ben dinlerim o zaman." dedi.
Cassandra gülümsedi. "Önce kahvaltı edelim."
***
Açil şaşkın şaşkın yemek odasına indi. Elleri titrerken pencereye doğru ilerledi. Derin derin nefesler aldı ardı sıra. Bu adam onun kalbinin imtihanıydı. Bazen tatlı bazense çok zor bir imtihandı. Onun yanındayken ne hissetmesi, ne yapması gerektiğini kestiremiyordu hiçbir zaman. Dario odaya girdiğinde kalbi hızlanmaya başladı. Kalbi neden onunla aynı odada olduğunu hissediyordu? Arkasına dönüp bir süre Dario'ya baktı. Sonra sessizce masaya oturdu. Dario gelip onun yanına oturduğunda garip hissetti.
Sessizce kahvaltılarını ederken "Kolum acıyor." dedi ciddi bir tavırla.
Dario kaşlarını kaldırıp "Hekim çağırayım mı?" dediğinde Açil gözlerini Dario'ya dikti.
"Kolumu tutup beni bir yerlere çekmekten ya da beni durdurmaya çalışmaktan vazgeçsen daha fazla yardımcı olursun belki."
Dario gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Belki konuşabilirsek bu sorunu aşabiliriz."
Açil dikkatle Dario'ya baktı. "Sana canımı acıttığını söylüyorum. Senin cevabın bu mu?" diye sordu hayretle.
Dario başını salladı. "Buraya seni götürmeye geldim ama kavga etmekten söyleyemedim bile."
"Geri dönmeyeceğimi söylemiştim."
"En azından nişanında Cassandra'nın yanında olabilirsin."
Açil iç geçirdikten sonra bakışlarını Dario'ya çevirdi. "Evlendiğimiz günü hatırlıyor musun Dario?" diye sordu. Dario başını sallayınca Açil devam etti. "Sen ve ben hiç görüşmeyecektik." diye mırıldandı sonra.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Başkasına Aitsin -Tamamlandı-
Historical FictionMadem başkasına aittin neden baktı ki gözlerin benim gözlerime? Neden izin verdin ki sana bağlanmama? Açil gözlerini kaçırdı karşısındaki adama bakamıyordu çoğu zaman olduğu gibi. O bir çift maviydi hayatını böyle yerle bir eden. Sonunda derin bir n...