-49-

4.8K 340 15
                                    


Güçlükle yutkundu Açil. Karşısındaki adam bu kadar güçlüyken ve ona engel olabilecekken neredeyse yalvaran bir şekilde ondan bir şey mi istiyordu. Yere bakan gözlerini yavaş yavaş yukarı kaldırıp Dario'nun gözlerine baktı. "Neden?" diye fısıldadı.

Dario sevdiği kadının yüzünü okşayan nefesiyle darmadağın olmuştu. Onu bu kadar özlemişken kendilerini bir savaşın içinde bulmaları ne kadar doğruydu? Ne kadar katlanılabilirdi? "Seni seviyorum." diye fısıldadı Açil'in kulağına.

Gözlerini kapattı kadın. Sevdiği adamın dudaklarından çıkabilecek en güzel iki kelimeyi duymuştu. Tüm kalbiyle bütün hayatının bu ana sığmasını diledi. Sonrasında derin derin nefesler alıp kendisine intikamını hatırlattı. Alaycı bir ifadeyi yavaş yavaş yüzüne oturttuktan sonra kahkaha attı.

"Bu daha önce de duyduğum bir şeydi. O zamanlar komik gelmemişti ama şimdi fazlasıyla komik." derken Dario'nun şaşkınlığından faydalanarak kollarından kurtuldu. "Senin de canın acıyacak." dedikten sonra emin adımlarla ilerledi.

Açil giderken Dario yumruklarını sıkmıştı. Ne olursa olsun kıramayacaktı Açil'in zincirlerini. Ve mutluluk sanki yüzyıllarca uzaktaydı şimdi. Karısına nasıl engel olacağı konusunda hiçbir fikri yoktu.

***

Açil aşağı inerken sinirden ölmek üzereydi. 'Seviyormuş!' diye söylendi hırsla. Bunu yıllar önce de söylemişti o adam. Eğer gerçekten seviyor olsaydı onu bulmaz mıydı? Gelip kolundan tutup götürmez miydi? Şimdi bir kızları var diye onu bu evde tutsak ediyordu. Kızının annesiyle iyi geçinmeye çalışmak tamamen ona yapılan haksızlıktı. Madem onu seviyordu, canını okuması kolay olurdu. Bu işine gelirdi.

Aşağı indiğinde Hera ve Adal'ın evin kapısının içeri girdiklerini görerek gülümsedi. Hera'ya bu gece fazlasıyla ihtiyacı vardı. Hera'ya doğru yürüyüp kral ve kraliçeye selam verdi. Hera gülümseidkten sonra kollarını uzatıp ona sarıldı. Ayrıldıklarında Açil gülümsüyordu.

"Şeref verdiniz, evimize." dediğinde Hera gülümsedi.

"Siz birlikte mutlu olduğunuz sürece sürekli gelebilirim."  Açil buna cevap vermek yerine salona geçmeleri için kenara çekildi.

Kral ve kraliçe salona girerken herkes hayranlıkla onları izliyordu. Hera'nın her geçen yıl daha da güzelleşen hali, Adal'ın Hera'nın yanında bulduğu huzur mükemmel bir uyumdu onlara göre.

Hera zarif bir şekilde Adal'ın kolunda ilerlerken insanların onlara imrenerek baktığını görebiliyordu. Bir zamanlar yanındaki adamı elde edebilmek için çok uğraşmıştı. Öyle ki canı fazlasıyla yanmış, bir daha asla başka birini sevemeyeceğinin düşünerek büyük bir hüsran yaşamıştı. Şimdi o adamın kollarında insanlara gülümsüyordu. Açil ve Dario'nun da aynı şekilde olmasını istedi birden. Onlar da bunu hak ediyordu.

Salonda insanlar onlara selam verip yanlarına gelirken Hera göz ucuyla salonu tarıyordu. Dario ortalarda görünmüyordu. Bu hiç iyi değildi. Dario umursamazın teki olabilirdi ama bir şey yapması gerekiyorsa bunu en iyi şekilde yapardı. Ve bu partiyi en iyi şekilde idare edebilmesi için oratalıkta olması gerekiyordu. Ama uzun zamandır bakmasına rağmen yoktu. Açil'in kulağına eğilip "Dario yok." dediğinde Açil kaşlarını kaldırıp odaya baktı.

"Gelir yakında yanınıza." dediğinde Hera Açil'in gözlerine baktı dikkatle. "Bir şey var." dedi.

Açil doğruyu söyleme gereği hissederek sadece Hera'nın duyabileceği şekilde fısıldadı. "Ondan boşanmam lazım."

Hera gözlerini kocaman açıp baktı Açil'e. "Neden?" 

Açil inanamayarak baktı Hera'ya. "Ben o adamdan uzakta yaşamak zorunda kaldım yıllarca. Kendi ülkeme bile gelemedim."

Başkasına Aitsin -Tamamlandı-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin