Bu uğursuz sesin neden geldiğini görmek için kafamı çevirdim ve karşıma kocaman bir kurt çıktı. Bu kocaman hayvanın bir anda ortaya çıktması beni şaşırttı ama şu anda bu düşünceyle kaybedecek zamanım yoktu. Hemen kaçmam gerekiyordu. Yavaş yavaş arkama doğru yürümeye başladım ama kurt bir şey sezmiş olmalı ki saldır gibi bakmaya başladı. Korktuğumu belli etmemeye çalışıyordum ama çok geç kalmıştım. Bir anda koşmaya başladım kurt da arkamdan tabii. Arkama bakmadan koşuyordum büyük bir korku yüreğimi sarıyordu. Birden kurt bir şekilde önüme atladı. Çok görkemli bir hayvandı aslına bakarsanız ama birazdan beni parçalayacak olması bana acı veriyordu. Birden damarlarımda sert, keskin bir acı hissettim ardından gelen yanma hissi. Başta kurt beni parçaladı sandım ama kurt hala bana bakıyordu. Damarımdaki acının ardından kolumda ve en sonunda da avucumun içinde bir yanma hissettim ve o anda elimden ateş çıktı. Buna inanamıyordum. Elimden ateş çıkmıştı. Bu nasıl olabilir di ki? Her halde kafayı yiyordum ama bu gerçekti. Elimden çıkan Aytekin etkisiyle ayağı yanan kurt çoktan kaçmıştı. Ben şaşkın bir şekilde bunun nasıl olduğunu bir türlü aklım almıyordu. Aynısını yapmayı tekrar denedim. Aklımı ateşe yoğunlaştırdım. Aynı his geri geldi ve bir ateş daha çıktı. O sırada şok oldum, aynı şey tekrar olmuştu. Bir Kaya'nın üstüne oturup bir süre düşünmeye başladım. O sırada başıma keskin bir ağrı saplandı gözlerimi aniden kapadım ve bir iki saniyelik bir görüntü gördüm. Bir bebek ateşe atılıyordu ama bebeğe hiçbir şey olmuyordu aksine büyüyüp güçleniyordu. Gözlerimi bir anda açtım ve başımdaki ağrı gitmişti. O an çok korkuyordum ben kimdim ve bunu nasıl yapabilmiştim.
Bir süre yürüdükten sonra önüme bir açıklık çıktı. Açıklığın ortasında kırmızı boyaya çizilmiş bir daire vardı. Ne olduğunu bilmiyordum ama kalbim dairenin ortasında durmamı söyledi. Daireye doğru ilerlemeye başladım. Adımımı dairenin kırmızı çizgisi üzerinde gezdirdim. Az önce kalbim git diyordu ama şimdi korkuyordum sanki bir şey olacaktı ama gücümü toplayıp gitmeye karar verdim. En kötü ne olabilirdi ki zaten garip nir güç keşfetmiştim. Bir anda kendimi dairenin içine attım. Başta bir şey olmadı ama birkaç saniye sonra deli gibi alarm çalmaya başladı ve etrafımda polise benzeyen ajanlar belirdi. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum zaten hemen beni garip bir aletle tutukladılar. Ellerimi ve kollarımı bağladılar. Ardından sırtıma iğne batmış gibi bir şey hissettim.
Gözümü açtığımda metal duvarları olan bir odadaydım. Oda kasvetli ve nemliydi. Bana sanki bir yeri ye da bir şeyi anımsatıyordu ama hatırlayamayordum. Bir süre bekledikten sonra karşıma bir adam çıktı. Bir anda nasıl çıktığını anlayamamıştım. Tam karşımda duran sandalyeye oturdu ve "Merhaba." dedi. Açıkçası adam düşündüğümden daha arkadaş canlısıydı ama dikkatli olmalıydım. Adam bana bakmaya devam etti. "Burayı nasıl buldun?" dedi. çok korktuğum için cevap veremiyordum. Adam sorusunu tekrarladı ama ben suratına bakmaya devam ettim. Ardından gücümü topladım ve " Buraya ormanın derinliklerinden geldim." Dedim. Adam bana bakarak:
-Ormanın derinliklerinden demek... Peki başına gelen ilginç bir şey oldu mu?
Bu adama güvenip güvenmemem gerektiğini bilmiyordum ama başıma daha ne gelebilirdi ki. Bu garip gücü söylemem gerekiyordu. Çünkü garip bir şekilde bu adama güven duyuyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Arkadan Gelenler (#Wattys2015)
FanfictionBüyük bir sorun vardı. Kim olduğumu ve oraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Bükücülük kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum.
