Yapılacaklar basitti en kısa zamanda Lea ile konuşmalıydım. Düşünceler odamda yatağımda otururken aklıma geldi. Lea bir dahiydi ve ne yapılması gerektiğini bilmese de en azından bana yardım edebilirdi. Işık hızında yataktan fırladım. Saate ve üstümdekilere aldırmadan odadan fırladım. Lea'nın odasına daha önce gitmiştim. Bu nedenle yerini biliyordum. Birkaç koridor ve köşeden sonra. Gri tyte ve kısa kollu tişörtle altımda da bağlanmamış postallar ve dağınık saç örtülme kapının önünde dikiliyordum. Bir an için mutluydum ama bu kısa sürdü. Lea'nın odasından bağırtı sesleri geliyordu. Daha çok Lea'nın sesi geliyordu. "Hayır,hayır,hayır...." Ses gittikçe yükseliyordu. O sırada düşünmedim bile kapıyı çalmayı hemen ayağımı kapıya yapıştırdım pek bir etkisi olmadı. Bunun yerine ateş bükmeyi kullanarak kapı kolunu erittim ve açıldı kapı. İçerisi karanlıktı. Bunun sebebi saatin sabah 01.00 olması olabilirdi. Lea yerde kıvrılmış yatıyordu. Ve bağırıyordu. Anlaşılan uykusunda bir şeyler oluyordu. Bu kadar büyük bir etki fazlaydı. Hemen Lea'yı sarsarak uyandırdım.
Kız bir anda doğruldu. "Tanrım teşekkürler, iyi ki sensin Anita. Beni uyandırdığın için Sağol." Lea'nın sesinde bir gariplik vardı. Sanki benim bir şeyden şüphelenmemden korkuyor gibiydi. "Burada neler oluyor." Sesimin yeterince kızgın ve güçlü çıkmasına özen gösterdim. Lea pek dikkate almadı ve ağızında bir şeyler gevelemeye başladı. Birkaç saniye sonra bakışlarımın ciddiyetinin farkına vardı. Annesine yaptığı bir hatayı anlatan küçük bir çocuk gibi boynunu büktü.
" Beni General H, ormanda buldu demiştim. Benim dehamı hemen fark etmedi. Henüz ben bile bilmiyordum. Beni üsse aldı o zamanlar iyi biriydi. Gerçekten iyiydi. Belki hala acımasızdı ama bu işi gereğiydi. Bana kızıymışım gibi baktı. Anlaşılan bir gönül meselesi de vardı. Sanırım eşi ölmüştü. Adam o zaman yaklaşık 45-50 yaşlarındaydı. Bu yaklaşık 10 yıl falan önceydi. Bir ara benim de artık bir şeyler yapma zamanımın geldiğine karar verildi ama kesinlikle dünyanın en beceriksiz savaşçısıydım. Yemek desen birilerini öldürebilirdim. Bu umutsuzluğun içinde tek laboratuvar kalmıştı. Oradan pek ümitli değildim diğerlerini yapamayan bunu nasıl yapabilirdi ki? Fakat yanılmıştım. Ilk dahi olduğumu fark eden oradaki bilim insanı oldu. Henüz 7 yaşındayken çok güçlü bir şey keşfetmiştim. Bu ömür uzatmaya yarıyordu. Sadece bitkiler ve kelebekler üzerinde denemiştim ama gerçekten işe yarıyordu. Ayrıca sadece ömür uzatmama kalmıyor. Hücreleri de yeniliyordu. General Howard bunu öğrenince güç gözünü kör etti. Bana ve diğerlerine oldukça garip, kötü davranmaya başladı. En sonunda beni sadece bu ilaç için kullandı. Günlerce, haftalarca laboratuvarlara kitlendim. Sonunda istediğini aldı kullanabildi ilacı. Tam her şey bitti derken. Son birkaç haftada yine başladı. Beni yine kilitlemeye başladı. Bu sefer başarısız olduğum her seferde bir ceza da vardı. İşin kötü yanı baskı altında bir şey üretemiyorum." Lea ağlamaya başlamıştı. Ona sıkıca sarıldım. Bir şey demedim ama dememi beklemiyordu zaten. Sadece merhamet bekliyordu.
Birkaç saat içinde Lea kendine gelmişti. " Peki, başkaları bunu fark etmiyor mu?" Lea yerinde huzursuzca kıpırdandı ve " Evet ama ne zaman birileri fark etmeye ya da sezmeye başlasa ertesi gün esrarengiz bir şekilde ortadan kayboluyorlar." Bu her şeyi açıklıyordu. Tabii Lea da ağzını açamıyordu. Ne de olsa üstünde büyük bir psikolojik baskı vardı. Bu öğrendiklerimi ve şüphelendiklerini anlatmak için iyi bir zamanlama olurdu. "Lea ben bir şeyler öğrendim. Istersen seninle paylaşabilirim." Lea hızlıca kafasını evet anlamında salladı. Bunun üzerine General Howard'dan duyduklarımdan başlayıp bize her sabah verilen vitaminlerde ilgili şüphelerime kadar her şeyi anlattım. Lea hiç şaşırmışa benzemiyordu. "Bu pislik çukurundan her şey beklenir." dedi. Ardından da devam etti. "Eğer yanında ilaçların bir örneği varsa onları hemen inceleyebilirim." Bunu tahmin etmiştim ve bu nedenle cebimden küçük sarı ve mavi renkli ilaçları çıkardım. Lea'ya doğru uzattım. Lea onları hemen elimden kaptı ve masanın çekmecesinden çıkardığı elektronik mikroskoba hemen yerleştirdi ilaçları. Incelemesi tahmin ettiğimden kısa sürdü. Bana hemen dönmedi. Ama arkasını dönüp baktığında yüzünde saf bir dehşet vardı. "Anita, ben.... Ben ne söylemem gerektiğini bilmiyorum. Ama bunu hızlıca yapacağım." Derin bir nefes aldı ve her şeyi sıraladı. "Bu haplar senin geçmişini unutabilmen için tasarlanmış." Bu beni pek etkilememişti. "Sorun değil nasıl olsa geçmişini hatırlamıyorum." Lea sırıtır gibi oldu ama konuşmaya devam etti. " Hayır öyle değil, bu haplar batı üssünü unutman için. Oradaki arkadaşlarını, komutanını. Yani senin için özel olan herkesi unutman için. Ayrıca bir şey daha var..." Ne dese fark etmezdi zaten. Ben tamamen trans halindeydim. "Senin geçmişini yani aileni bulman konusunda başarısız olduk çünkü bu haplar en eski hatıralarını da sansürlüyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Arkadan Gelenler (#Wattys2015)
FanfictionBüyük bir sorun vardı. Kim olduğumu ve oraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Bükücülük kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum.
