Merhaba Sevgili Okur, hikayenin bu bölümü ve bir sonraki bölümü için resme yeteneği olanlar lütfen Anita'nın resmini çizip yollayabilir mi ben de bunu bir sonraki bölümde medyaya koyarım. Çok teşekkürler...
Leo... Bunun ne anlama geldiğini anlayamamıştım ama kendimi emniyete almam gerekiyordu. Leo karşımda dururken '' Efendim?'' diyebildim. Leo bana bir adım yaklaştı ve '' Oyun bitti Avatar, beni küçük düşürdün ve şimdi ben de seni üzeceğim.'' diye fısıldadı. Leo sözünü bitirir bitirmez karnına bir tekme indirdim. Yüzünde bunu bekleyen bir ifade vardı. ''Hızlısın Avatar ama zayıfsın.'' bu sözün ardından da bir yumruğu yüzüne indirdim. O ise bana vurmaya çalışmıyordu. Sadece bir şey için doğru zamanı bekliyordu. Ama neydi? O sırada Leo'nun bir el hareketiyle birkaç tane siyah takım elbiseli adam belirdi ve bana saldırmaya başladı. Ne olduğunu anlamamıştım. Adamlardan biri ellerimi bağlamaya diğeri ise beni etkisiz hale getirmeye çalışıyordu. Bana iyi bir yumruk atmaya çalıştı ama ben onun yumruğundan kurtulup ateş bükme gücümü kullanarak ateşten yumruk yaptım. Yumruğum adamın tam yüzüne geldi ve sağ yanağını yaktı. Bunun üzerine ellerimi bağlamaya çalışan adam benden bir adım uzaklaştı. Kısa bir süreliğine etrafıma baktım ve Leo'yu göremedim. Ardından kafamın arkasına sert bir şey ile vuruldu. Etraf yavaş yavaş kararmaya başladı.
Gözlerimi açtığımda bir kamyonun yük bölümündeydim. Kamyon hızla bir yere doğru hareket ediyordu. Elimi başımın arkasına götürdüm, kafam şişmişti ama neyse ki kanamıyordu. Ellerim ve ayaklarım birbirine bağlanmıştı. Sürünerek yük bölümünün en ucuna - sürücü koltuğuna yakın olan yere- geldim. Konuşmaları bekliyordum. Nihayet birisi konuşmaya başladı. '' Şef gelene kadar kızla ne yapacağız?'' Bir başkasından yanıt geldi. '' Kızla biraz eğleniriz, onu sevgilisinin yanına götürüp bir sandalyeye bağlar, ardından da sevgilisine kötü şeyler yaparız.'' dedi. Bu ses ve söyledikleri açıkçası kanımı dondurmaya yetmişti. Buradan kaçmak için aklıma bir fikir gelmişti ama işe yarayacağından emin değildim. Dikkatimi ateş bükmeye verdim ve zihnimi boşalttım. Bir anda bütün elim ateş içerisinde kaldı. İstediğim olmuştu. Çok mutlyudum. Ellerimi iplerden kurtardıktan sonra ayağımdaki ipleri çözmeye başladım. Onlarla da işim bittikten sonra kaçmaya hazırdım. Kamyonun yük bölümünü kapısını kitlemişlerdi. Çok akıllıcaydı ama şu anda buradan kaçmam hiçbir şey engel olamazdı. Etrafta su olup olmadığına baktım. Şanslıydım çünkü bir fıçı vardı ve dibinde de biraz su. Suyu ustaca olmasa da belli bir oranda şekillendirdim ve onu dışarı çıkarmak için bir delik aradım. Kapının hemen yanında bir fare büyüklüğünde delik vardı. Suyu oradan dışarı çıkardım ve kilidin üstüne getirdim. Ellerimi bir anda yumruk yapmamla suyun donduğunu hissetmem bir oldu. Ardından yumruk haldeki ellerimi hızla aşağı doğru indirdim ve kilit kırıldı. Tabii ki kilit kırılırken minikte olsa bir ses çıktı ve adamlardan biri '' Bu da neydi?'' diye sordu. Diğeri de '' Sorun yok fıçı devrilmiştir.'' dedi. Ben ise kamyonun açık kapısından atlamış ve o gözden kaybolana kadar arkasından bakmıştım.
Üsse geri döndüğümde hemen General'i buldum. Bana kapıyı açtığında ilk sözleri '' Saatin kaç olduğunu biliyor musun?'' oldu. Ben ise '' Az önce kaçırılıyordum.'' diye karşılık verdim. General bunun üzerine telsizini aldı ve bir emir verdi. On dakika sonra Haymitch, General, ben ve başka iki komutan daha toplantı odasında konuşmak üzere toplanıyorduk. General olanları benim ona anlattığım kadarıyla herkese aktardı. Bir ara yanımda oturan Haymitch kafamın arkasını göstererek fısıltıyla '' Bunu Leo mu yaptı?'' diye sordu. Cevap vermememden ''Evet.'' dediğimi anladı. Toplantı sonlarına doğru ben bir fikir ortaya attım, artık daha fazla bekleyemezdim. '' Sayın General ve komutanlar, şu anda söylemek istediğim plan delice gelebilir ama ben daha fazla beklemekten sıkıldım. Bence yarın akşam batının üssüne bir baskın düzenleyip en azından Sam'i kurtralım. Onlara olan savaşımızı şimdi veremesek bile bizim olanı en azından geri alalım.'' dedim. General biraz düşündükten sonra planı onayladı ve '' Anita, sen ve seçtiğin en fazla dört kişi yarın baskına gideceksiniz. Ayrıca sen ve seçtiklerin yarın yoğun bir eğitimde olacak.'' dedi. Bunun üzerine Haymitch hemen '' Ben gönüllü olarak katılmak istiyorum.'' dedi. Şu anda onunla tartışacak zamanım olmadığından kabul etmek zorunda kaldım ama bu pek hoşuma gitmiyordu. Toplantı dağıldıktan sonra odadan en hızlı çıkan Haymitch olmuştu. Kendi odama doğru giderken yan koridordan kavga sesleri duydum. Koşarak olay yerine gittim ve Haymitch ile Leo'yu gördüm. Daha çok Haymitch ile Leo'nun kavgasını gördüm. Haymitch '' Bunu neden yaptın?'' diye Leo'yu dövüyordu. Gidip onları ayırmak istedim ama Haymitch zaten yapacağını yapmıştı ve son darbesi de yerde yatan Leo'nun karnına iyi bir tekme oldu. Ardından Leo'nun yanına eğildi ve '' Yemin ederim, bir daha böyle bir şey yaparsan bu yaptığın son şey olur.'' dedi ve orayı terk etti.
Ben ise koridorun oradan bakmaya devam ediyordum. Bunun ne anlama geldiğini hala anlayabilmiş değildim. Arkadan dolaşıp Haymitch'in yakalamayı düşündüm ama bunun için artık çok geçti. Onun yerine odama gittim. Saate baktım. Neredeyse gece yarısı olmuştu. Kafamı yastığa koymamla uyanmam bir olmuştu.
Ormanlık bir arazideydim. Etrafımda kimsecikler yokru, şelalenin huzur verici sesi beni benden alıp götürmüştü. Kendimi yumuşak çimlerin üstüne attım. Birkaç dakika gökyüzüne baktından sonra '' Güzel öyle değil mi?'' diyen bir ses duydum. Dönüp bakmama gerek yoktu çünkü bu Avatar Aang'in sesiydi. Evet manasından başımı salladım. Ardından da '' Bana lütfen yardım edin.'' dedim. Avatar Aang ise '' Rahatla Anita, buraya zaten onun için geldim. Bilinç altın beni çağırdı.'' dedi. Bu kulağa biraz garip geliyordu ama yaşadıklarımdan sonra her şeyi sorgulamamayı öğrenmiştim fakat her zaman uygulayamamıştım. Böylece Avatar Aang'e olanların hepsini anlattım. Bana dönüp '' Çok iyi bir karar vermişsin genç Avatar. Korkularından kaçmak yerine onlarla yüzleşmek. Mükemmel.Peki kendini buna hazır hissediyor musun'' dedi. '' Sorun da bu ya! Bana bir şeyler öğretebilir misiniz?'' Avatar Aang biraz düşündükten sonra hayır manasında başını salladı. Ardından da konuşmaya başladı. '' Genç Avatar, birçok yeteneğin gelişmeye başlamış. Benim bundan sonra yapabileceklerimi sen kendin de yapabilirsin. Sana tek gereken birkaç öğüt.'' Çimenlikte bir aşağı bir yukarı yürümeye başladı. '' Öncelikle ve en önemlisi kendine güvenmelisin. Sen bunu yapmadığın için sana hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi geliyor.'' dedi. '' Ayrıca unutma kendine güvenmezsen hava bükmeyi öğrenmen o kadar yavaş olur.'' diye ekledi. Bir süre havaya baktı ve bize doğru gelen bulutları görünce konuşmaya başladı. '' Genç Avatar seçeceğin yandaşlarını iyi seç.'' Elini cebine götürdü ve bir kolye çıkarı ucunda bir taş vardı ama rengi gri değil, aksine çok canlı bir maviydi. '' Bu taş sana yardım edecek onu dinle ve unutma düşmanını kendine dostundan daha yakın tut.'' Birden ortadan kayboldu.
Nefes nefese uyandım. Etrafıma bakındım, tam yataktan kalkacaktım ki elimde duran bir cisim ilgimi çekti. Avucumu açtım ve Avatar Aang'in verdiği kolyeyi gördüm. Bana taşı dinlememi söylemişti ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyordum. Bunu bana zaman gösterecekti. Asker kıyafetimi giydikten sonra taşı kafamdan geçirdim. Bir anda bütün bedenip ürperdi ama bu çok kısa sürmüştü. Taşı elime alıp inceledim, rengi dışında normal bir taşa benziyordu. Bir süre düşündükten sonra kahvaltıya geç kalmamak için hemen kapıya atıldım. Taşı da kıyaftimin içine soktum. Kimsenin onu görmesini istemiyordum.
Kafeterya birçok insanla doluydu. O kalabalığın arasında Joe'yu ve Haymitch'i bulmayı başardım ve ikisini de benim olduğum masaya çağırdım. '' Evet arkadaşlar, belli bir görev için sizi seçtim.'' dedim. Bu konuya direk giriş olmuştu. Joe hemen anlamıştı ve minnettar bir ses tonuyla '' Teşekkürler Anita, Sam'i kaçıran o adamlara hadlerini bildirmek istiyorum.'' dedi. Haymitch ise konuşmamayı tercih ediyordu. Zaten dün kendisi gönüllü olmuştu. '' Size bir haberim daha var. Bir kişi daha bize katılacak.'' İkisi de kafasını kaldırıp bana soru soran gözlerle bakmaya başladılar. '' Leo...'' sesim kendimden emin çıkmıştı. Haymitch '' Aklını falan mı kaçırdın sen? O çocuk dün seni öldürmeye çalışıyordu.'' dedi. Ben ise '' Bunu biliyorum ama beni kaçırmaya çalıştığına göre Sam'in nerede olduğunu da biliyor olabilir. Eğer General onu komuta merkezinden kovmadıysa onu da yanımıza almalıyız. Ayrıca dostunu yakın, düşmanını daha yakın tut.'' dedim
Joe biraz düşündükten sonra bana hak verdi. Bu konuda içi rahat olmayan tek kişi Haymitch'di. '' Tamam bunu yapalım ama o çocukla konuşurken ben de yanında olacağım.'' dedi biraz düşündükten sonra. Sanki cevabım çok önceden hazırmış gibi '' Hayır, benim bakıcıya ihtiyacım yok. Kendi işimi kendim görürüm.'' dedim. Joe düşünceli gözüküyordu. Hemen ardından da ağızını açtı. '' Açıkçası Anita Haymitch haklı. Bu çocuk seni kaçırmayı denedi. Bunu tekrar yapabilir.'' Bunun üzerine bir karara varılmıştı. Haymitch bakıcım olarak benimle gelecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Arkadan Gelenler (#Wattys2015)
FanfictionBüyük bir sorun vardı. Kim olduğumu ve oraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Bükücülük kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum.
