Lea sayesinde artık kameralar ve güvenlik sistemi çalışmıyordu. Arka kapıdan Haymitch ve diğer adamları içeri aldım. Bu kapıyı sadece temizlik için kullanırlardı. Herkes hızlıca planın üstünden geçti. Ben ve Haymitch önce Sam'i bulacaktık. Grubun geri kalanının yarısı bizi koruyacaklardı. Bir kişiyi Lea'ya göndermiştim. Yaklaşık üç kişiden oluşan bir grupta kimsenin bizi fark etmemesini sağlayacaklardı. Tam olarak dört gruba ayrılmıştık. İşaret vermemle herkes belli aralıklarla kapıdan çıktılar. En son ben ve Haymitch çıkacaktık. Hemen Lea'ya yanına bir ajanımızın geleceğini ve ona bir kod söylemesi gerektiğini söyledim.
Haymitch bana ben de Haymitch'e baktım. Tek kolunu omzuma attı ve "Ya şimdi ya da asla." dedi. Bunun üzerine ikimize de bir güven gelmişti. Kapıdan fırladık. Henüz hiç asker görmemiştik ama şunu biliyorduk ya onları şu an için etkisiz hale getirmeliydik ya da sonsuza kadar... Koridorlarda neredeyse uçuyorduk. Öncelikle bir yatakhaneye girmeliydik böylece bina planına tekrar bakabilirdik. Kendi odama girebilirdim. Odanın önünde Haymitch'le dikildik. Kapı tabii ki kilitliydi. Kimse salak değildi. Bunu ben halledebilirdim. Haymitch ise kapıyı kırmayı düşünüyordu. Onu geriye ittim. Odaklandım ve elim alev aldı. Kapı kolunu ve ardından da kilidi tuttum. Bunun üzerine garip bir koku geldi. Birkaç saniye içinde kapı açılmıştı. Ben elimi eski haline döndürünce Haymitch bana eğildi ve "Bunu yapmana asla alışamayacağım. Cidden canın hiç acımıyor mu?" dedi. Başımı hayır anlamında salladım ve ikimizde sessizliğe büründük çünkü odanın içinden birtakım sesler gelmişti. Hızlıca kapıyı açtım ve önümde benim neredeyse iki katım bir adamla karşılaşmam bir oldu. Adam daha ne olduğunu anlamadan Haymitch sırtında asılı olan silahla adama vurdu. Kafasına inan silah adamı bayılttı. O iki metrelik adam şimdi yerdeydi. "İyi işti Haymitch, hem ona kalıcı bir zarar da vermemiş olduk. Yani sadece birkaç beyin hücresi öldü." İltifatımın üzerine Haymitch böbürlenmeye başladı. " Tamam, tamam hadi şu Bay Hormonu yatağa taşıyalım ki belki gördüklerinin rüya olduğunu en azından bir anlığına düşünebilir." Haymitch'le adamı yatağa taşımamız yaklaşık on dakika sürdü. O kadar ağırdı ki iki santim ötedeki yatağa zar zor götürmüştük. Onu yatağa bırakmamızla birlikte duvardaki tablete yapışmam bir oldu. Şifre istiyordu. Tabii ki isteyecekti. Büyülenmiş bir şekilde elektronik eşyaları inceleyen ama belli etmemeye çalışan Haymitch'e yöneldim. "Haymitch şu adamın koluna bakar mısın? Orada bir numara olmalı, bana söylesene..." Haymitch hemen adama soğru yöneldi ve kolunu kaldırmasıyla adamın o kolla Haymitch'in boğazına sarılması bir oldu. Zavallı Haymitch kaslı olmasına rağmen adamın yanında pire kalmıştı. Hemen en yakındaki ağır şeyi aldım. Kırmızı bir yangın tüpüydü. Elime almamla adamın kafasına geçirmem bir oldu. Haymitch hemen bir adım geriye gitti. İki eliyle boğazını tutuyordu. Ellerini aşağıya indirdim ve boğazına bir baktım. Morluk izleri çıkmıştı. "Acıyor mu?" Soruyu sormasına sormuştum ama Haymitch konuşamıyordu. Başını hayır anlamında salladı ve parmağıyla bir dakika işareti yaptı. Neyse ki şifreyi öğrenebilmişitk. Haymitch soluklanırken şifreyi tablete girdim. Hemen bir sürü saçma sapan uygulama çıktı. Temel bilgilere girdim. Üs bilgileri bölümünü bulup kat planlarını aradım. Sonunda aradığımı bulmuştum. Lea'dan öğrendiğime göre bugün birkaç kişi gelmişti. Nereye gittiklerinden %100 emin değildi ama onları askerlerle birlikte yüksek korumalı odalara gittiğini söylemişti. Maalesef getirilenlerin yüzleri çuvalla kapalı olduğundan kim olduklarını görememiş. Bu bilgileri göz önünde alarak en alt katın planına baktım. En hızlı ve acısız iniş yangın merdiveni gibi görünüyordu. Lea bana elt katta her zaman askerlerin durduğundan bahsetmişti. Her zaman aynı sayıda asker olurmuş. Yedi... Haymitch'le kömür renkli demir yangın merdivenlerinden inerken bunları düşünüyordum. En alt katın kapısına gelmemle bir duraklamam bir oldu. Haymitch önüme geçmişti. "Haymitch, bunu yapacak mıyız? Yapabilir miyiz, yani ikiye yedi..." Haymitch beni susturdu. "Her zaman bir şeyler yaparsın." dedi ve ben daha düşünmeden kapıyı yavaşça açtı.
Kapıyı arkamızdan kapata bildik. Önümüzde bir dönemeç vardı. "Hemen, hızlıca ve acısız..." dedi Haymitch ve öne atıldı. Arkasından ben geliyordum. Haymitch henüz askerlerin ilki fark edemeden ona elindeki silahla ateş edebilmişti. Fakat diğerleri sesi tabii ki fark etmişlerdi. Arkadan Haymitch'i ben koruyordum. Diğerlerinin üstüne ateş topları yağdırıyordum. Onlar da bize kurşun ve ışınlar. Tabii ki içimizde kurşun geçirmez yelekler vardı. Aptallar... Bizi teknoloji yoksunu zannediyorlardı. Üstlerine ateş topu fırlatırken rastgele ateşlemiyordum. Silah tutan ellerine ateş ediyordum. Böylece silahı bırmak zorunda kalıyorlardı. Sonunda ateşler kesildi ama yedi adamdan sağlam kalan altısı üstüme yürümeye başlamıştı. Haymitch'le sırt sırta verdik. Hemen önümdekine bir tekme geçirdim. Beni saçımdan yakalamıştı. Canım düşündüğümden daha çok acımıştı. Bu acıyla adamın karnına bir yumruk indirdim. Yere düştü. Ellerimi ateş toplarıyla bürüdüm ve yumruklar atmaya başladım. Sonunda kendini savunamaz hale geldi ama yine de tekrar ayağa kalkabilirdi. Yerden bana en yakındaki silahı aldım ve henüz sırt üstü dönmüşken ve kalkmaya çalışırken boynuna yerden aldığım silahı indirdim. Adam garip bir inleme çıkarıp yere geri yığılmıştı. Arkamı dönmemle başka birinin bana doğru koştuğunu görmem bir oldu. Doğru zamanı beklemeliydim. Bir saniye daha... Ellerimi birbirine birleştirdim ve hava akımı ellerimden aktı. Adam karşı duvara yapışmıştı. Haymitch de şimdiden iki adamı halletmişti. Geriye iki tane kalmıştı. Biri Haymitch'in sırtına atladı. Diğeri ise ortalarda yoktu. Merdivenlerin oraya kaçmıştı. Amacı yukarı ahber vermekti. Adamın kolunu görmemle merdivenlere yönelmem bir oldu. Hızlı çıkıyordu ama havadan daha hızlı değil. Yukarı bir hava akımı gönderdim. Adamın ayağı kaydı ve yere yapıştı ama bununla kalmamıştı. Yine de o henüz ayağa kalkamadan yanına çıktım. Fakat benden iyiydi. Beni bileğimden tutup yere yapıştırdı. Demir merdivenlerden yüksek bir ses geldi. Merdivenlere kelimenin tam anlamıyla yapışmıştım. İçimde kurşun yeleği olmasına rağmen omurgalarımdaki ve göğüs kafesimdeki acıyı hissedebiliyordum. Ağzımdan garip bir inilti çıktı. Ardından adamla yerde boğuşuyordum. O bana ben de ona yapışmıştım. Yumruklar tekmeler. En sonunda karnıma tekme atmıştı. Bu beni olduka sinirlendirmiştim. Ellerimi ateşle bürüdüm ve adamın kollarına dokundum. Bu acıyla bana yumruk atmayı bıraktı ve geriye çekildi. Biraz olsun doğrulmaya çalıştım. Ardından kendi derdinde olan adamın karnına son gücümle geçirdim. Garip bir ses çıktı. Sonra yere yığıldı. Hareket etmiyordu. Birkaç saniye sonra Haymitch yanıma çöktü. "Anita, iyi misin?" Evet anlamında başımı salladım. Haymitch'yen güç alarak ayağa kalktım. Bir şeyim yoktu. Ayağa kalkmamla karnım biraz acımıştı. Haymitch ağzımdan çıkan iniltiyi duydu. "İstersen bir bakayim." Hayır anlamında kafamı salladım. " Bana sadece bir dakika ver." dedim. Haymitch merdivenlerin kapısına yöneldi. "Tamam bir şey olursa seslen ben kapıları açmayı deneyeceğim." Bir dakika boyunca bağdaş kurmuş bir şekilde oturdum. Bu yöntemi arabada gelirken kitapta okumuştum. Vücudum kendi kendini iyileştiriyordu ama avatar güçlerimi kullanıyordum. Yani biri beni uyandırmaya çalışsaydı kötü şeyler olabilirdi. Neyse ki hiçbir şey olmadı. Bir dakikanın sonunda daha iyiydim. Haymitch bana sesleniyordu. " ANİTA!!!" Hemen yanında bittim. " Vay canına iyi görünüyorsun." dedi. "Size de gelecek. Ne oldu?" dedim. "Şöyleki kapıların hepsini açamam içeride bize sorun çıkaracak kişiler olabilir. Sam ve diğerlerinin olduğunu bulmalıyız." Bunu halletmenin yolunu biliyordum. Saate doğru döndüm ve "Lea, cevap ver..." dedim. Bir saniyelik cızırtıdan sonra "Evet buradayım..." diyen tanıdık sesi duydum. "Korumalı odaların içlerindeki kişileri bize söyleyebilir misin?" Bir saniyelik cızırtı daha.. " Tabii ki hemen." Lea bütün odaları taradı, zaten beş oda vardı topu topu. En çok 2 numaralı oda söylediği tarife uyuyordu. Ayrıca başındaki askerimizde içeridekiler hakkında doğrulama yapmıştı. İki numaranın önüne geçtik. Kapılar özeldi. İçeriden elektrik veriliyordu. Fakat dışarıdaki her türlü temeası yapabilirdi. Kapı demirdendi. Ama açmak için normalden daha büyük bir güç gerecekti. "Haymitch geri çekil. Ve ne olursa olsun bana dokunma." Haymitch geri çekildi ama hala saldırı pozisyonunda duruyordu. Yere oturdum ve ellerimi birleştirdim. Derimin üstündeki okların parladığını hissediyordum. Kendimde değildim ama içimden geçen enerjiyi hissedebiliyordum. Ellerimdeki sıcaklığı...
Yaklaşık bir dakika sonra kendime geldim. Kapı yerdeydi. Haymitch büyülenmiş bir şekildeydi ve henüz içeridekilere bakmamıştık. Ayağa kalktım ve Haymitch'le birlikte kapıya yaklaştık. İçeride yaklaşık beş kişi vardı. Bizi görünce biri hariç hepsi ayaklandı. En arkada köşeye dönük duran. "HER NE APTAL BİLGİYİ İSTİYORSANIZ BİR ŞEY DUYAMAYACAKSINIZ... ÖLÜRÜM DAHA İYİ!" Yüzünü hala bize dönmemişti. Elimi omzuna koydum. Bir anda gergin duruşu bile değişti. Ardından yanına çömeldim. İşte o an dönüp bana baktı. Sam... Bir anda kendimi onun sıcak kollarında hissettim. Çünkü öyleydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Arkadan Gelenler (#Wattys2015)
FanfictionBüyük bir sorun vardı. Kim olduğumu ve oraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Bükücülük kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum.
