Baskın

207 13 3
                                        

Sam beni her zaman olduğu gibi kapının önünde bekliyordu. Onun yanına gidip ''Merhaba Sam. Yeni bir arkadaş edindim.'' dedim. Sam heyecanlanmış bir şekilde '' Muazzam, peki kim bu gizemli kişi?'' diye sordu. ''Adı Mer, çok cana yakın gözüküyor.'' diye karşılık verdim. Sam başını sallayarak beni onayladı. ''Mer çok cana yakındır. Eminim kısa sürede çok iyi arkadaş olursunuz. Ha bu arada geç kalmak istemiyorsak salona girmeliyiz.'' diye ekledi. Sam ile salona girdik. Önde o arkasından ben yürüyordum. Kahverengi saçlarına düşen güneş ışığı çok güzel gözüküyordu. Bu düşüncelerimin arasında herkesin bize baktığını fark ettim. Sanki bizde -daha çok bende- bir gariplik vardı. Sam sıraya geçmemi söyledi ve birkaç kişiyle birlikte boy sırası oluşturduk. Birkaç dakika ayakta dikildikten sonra birisi bizim yanımıza geldi. Kamuflaj desenli eşofman giyiyordu ve boynunda da bir yaka kartı vardı. Kartta '' Teğmen Rug.'' yazıyordu.

Ders açılışını yaptıktan sonra Teğmen bizi neredeyse beş kilometre koşturdu!!! Sam ve diğerleri değil ama ben ve birkaç kişi daha çok yorgun düşmüştük. Sam bana yaklaşarak '' Zamanla alışacaksın.'' dedi fısıltıyla. Ardından Teğmen bize ısınma hareketleri yaptırdı ve hepimize bir eş seçmemizi istedi. Çok kişiyi tanımadığım için sadece iki seçeneğim vardı. Sam ile eş olduktan sonra Teğmen hepimize tahta sopalar ve kılıçlar dağıtarak partnerimizle savaşmamızı istedi. Benim ağızım açık kalmıştı ama Sam gayet sakindi. Burada olduğum süre boyunca neden bütün etkinliklerde SAVAŞ vardı?! Sam beni bir kenara çekti. Kılıcı nasıl kullanacağımı gösterdi, açıkçası baya etkilenmiştim. Herhalde (çocukluğumu hatırlamıyordum ama) küçükken, büyüyünce kılıç kullanacağım hiç aklımda yoktur diye düşünmeden edemedim. Bir süre Sam ile kapıştıktan sonra en iyi hareketleri öğrenmiştim. Sam harika bir öğretmendi. Onun öğrettiklerini hemen anlayabiliyordum. Sam ile iyi bir takım oluşturmuştuk. Bir süre sonra Teğmen kısa bir ara verebileceğimizi duyurdu. Bu bana iyi gelmişti çünkü Sam beni çok zorluyordu. Tam spor salonundan çıkıp su almaya gidecektik ki akıl almaz bir şey oldu. İki erkek birbirine girdi. Sam buna inanamamıştı, hemen yanlarına koştu.  Bu çocuklardan biri Leo, diğeri de Joe'ydu. Sam Joe'nun zarar görmesini istemiyordu, bu gözlerinden okunuyordu. Sam yanlarına gelmeden kavga kızışmıştı. Başta sadece itişmelerden ibaret olan kavga şimdi yumruklara dönüşmüştü. Ben ne yapacağımı bilemediğimden sadece izliyordum. Diğer birçok insan da benimle aynı şeyi yapıyordu. Sam ise onları ayırmaya çalışıyordu ama pek başarılı olduğu söylenemezdi. Zaten ne Joe ne de Leo Sam'in dediklerini duyuyordu. Sam'in yavaş yavaş sinirlenmeye başladığını seziyordum. Leo o sırada Joe'ya büyük bir yumruk indirdi ve Joe baya uzağa düştü. Ama hemen toparlandı ve kalkıp o da Leo'ya yumruk atmaya hazırlanıyordu ki, Sam bir değişiklik yapıp, Leo ve Joe birbirine vurmak için gelirken Sam onların karınlarına büyük bir yumruk indirdi. İkisi de bir anda yere yığıldı. Ardından Sam '' Burada çocuk gibi kavga etmeyi öğrenmiyorsunuz. Burada ülkeyi korumayı öğreniyorsunuz, sorunlarınızı da konuşarak halletmelisiniz.'' dedi. Sesinde bir kızgınlık vardı. Joe mahcup gözüküyordu ama Leo ayağa kalkıp ''Bana ne yapacağımı söyleyemezsin.'' dedi. Sam ise kendinden emin bir şekilde '' Evet, söylerim. Rütbe olarak senden üstünüm  ve bu da bunu gerektirir. Nasıl davranacağını bil.'' diye onu uyardı. Sesinde ciddiyet vardı. Leo acayip sinirlenmişti. '' Senin kurallarına uymazsam ne yaparsın aşk çocuğu.'' diye bağırdı. Eğer o sırada bu kavgayı izleyenler yoktuysa onlar bile izlemeye başladı. Joe yerden hızla kalkıp Sam'in yanına geldi ve '' SAM! Sakın onunla kavga etme, onun istediği bu ayrıca kavga edersen rütben düşebilir, sadece sakin ol.'' dedi. Sam Joe'ya kulak vermişti ve sakinleşmişti. Oradan uzaklaşırken Leo arkasından '' Aşk çocuğu ne yapacağını gösterdi. Ondan öpücük bekleyelim.'' dedi ve arkasından birkaç erkek de gülmeye başladı. Bu gerçekten Sam'in sabrını taşırmıştı. Benim ve Joe'nun onu yakalamasına fırsat vermeden arkasına döndü ve Leo'ya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Sam Leo'ya çok yaklaşmıştı ki akıl almaz bir şey oldu. Tam Sam ile Leo kavga edecekken. Yüksek bir alarm sesi ortamı bozdu. Bir anda ışıklar yanıp sönmeye ve kulakları sağır eden bir alarm çalmaya başladı. Ondan sonra ne olduysa oldu. Bir anda spor salonunun yüksek camlarından siyah tulum gibi bir şey giymiş ajanlar belirdi. Yüzlerini kapamışlardı, bu nedenle kim olduklarını seçemiyordum ama kesinlikle bizden değillerdi. Ve bu kesinlikle bir tatbikat değildi. Siyah tulumlu ajanlar bir anda camları kırarak içeriye girdiler. Ortalıkta birçok insan koşuşturuyordu. Kızların birçoğu çığlık atıp saklanacak yer arıyordu. O kalabalıkta ben Sam'i göremiyordum. Bir anda omzuma bir kol dokundu çok korkmuştum. Fakat arkama döndüğümde bunun Sam olduğunu gördüm. Kulağıma eğilerek ama sesini alarmın sesinden kurtarmak için fısıltıdan daha yüksek bir ses tonuyla '' Anita, buradan çık.'' dedi. Ben ise bunu duyduğuma hayal kırıklığına uğramıştım. '' Nasıl yani Sam, ben de senin kadar olmasa da iyi dövüşebilirim. Hem bükücülüğüm de var.'' diye karşılık verdim. Sam bana başını sallayarak '' Biliyorum ama General güçlerini sadece benim bilmemi istiyor, en azından şimdilik, bu nedenle buradan hemen çıkmalısın.'' diye karşılık verdi. Ben birden kendimi tutamadım ve ''Peki sen?'' diye sordum. Sam bana gülümsedi ve '' Beni merak etme bana bir şey olmaz, hem şu anda sen daha önemlisin. Şimdi hemen çık buradan asker.'' dedi. Son kısmını alaya alarak söylemişti. Ardından da hemen yanımdan gitti. Ben ise spor salonunun ortasından en sonuna doğru insanları yara yara yürüyordum. Kapıya ulaşmama çok az zaman kalmıştı ki beni şoka uğratacak bir şey oldu. Bir anlığına dönüp arkama baktım ve Sam'i üç ajanla birden savaşırken gördüm. Ardından başka bir ajan arkasından elinde şok cihazı tutarak geliyordu. O sırada  bütün kanım çekilmişti. '' SAM DİKKAT ET! ARKANDA.'' diye bağırdım ama çok geç kalmıştım. Arkasındaki ajan Sam'i bayıltmıştı. Bir anda kendimi çok sinirli hissettim. Sam'i nasıl yalnız bırakabilmiştim. Ve bu hadsiz ajanlar nasıl da ona zarar vermişti? Bir anda bütün vücudumu bir ateş sardı ve koşarak Sam'in yanına gittim. Artık etrafında neredeyse hiç ajan yoktu. Sam'e doğru eğildim. Kalbi atıyordu. Çok ama çok sinirlenmiştim. Bunu ona nasıl yapabilmişlerdi. Sam hafif hafif konuşuyordu ama ne dediği pek belli olmuyordu. Neyse ki bir kelime yakalayabildim. '' Arkanda.'' Ne olduğunu anlayamamıştım ama iç güdülerimi ve Sam'in uyarısını kullanıp arkama doğru bir dirsek attım. Arkamdaki ajanın tam karnına gelmişti. Şimdi bütün ilgi bir anda bana çekilmişti. Çok korkmuştum ve aynı zamanda da sinirliydim. Bu adamlara derslerini vermek istiyordum. Sam'in bana öğrettiklerini hatırlamaya çalıştım ama yapamıyordum. O sırada canımdan can gitmesine sebep olacak bir şey gördüm. Bir ajan savunmasızca yerde baygın yatan Sam'i tekmeliyordu. Bu kadarı da fazlaydı. Bütün vücudumu saran sıcaklık hissi geri geldi ve o adama haddini bildirdim. Elimden çıkan kocaman bir ateş topu adamın tam kafasına geldi. Hala yaşıyordu ama yüzü yanmıştı. Bir anda herkes, savaşan ajanlarla bizim ajanlarımız dönüp bana baktı ve irice bir adam '' Aradığımızı bulduk!!! Şuradaki kıza saldırın.'' diye bağırdı ve birden herkes üstüme çullanmaya başladı. Bizim ajanlarımız ise ağızları açık bana bakıyorlardı. Birden herkes üstüme gelmeye başladı. İlk iki adamı toprak bükerek yendim. Altlarındaki toprağı kaydırdım. Herkes bana bakmaya devam ediyordu. Bir sonraki yine kolaydı kocaman bir ateş topu fırlatmamla yere çakılması bir oldu. Bir sonraki adamın elinde bıçak vardı. Hemen su bükmemi kullanarak adamın ellerini ve ayaklarını dondurdum, böylece hareket edemeyecekti, ardından da kocaman bir kaya kütlesini ona fırlattım ve onun da işi bitti. Ardından sıra iri olana geldi, onun işi zorluydu. Başta avucumun kaşınmasından ve yanmasından sonra ona bir ateş topu fırlattım ama çevik bir hareketle ateş topundan sıyrıldı. Ayağımı hava kaldırdım ve tahmin ettiğimden daha sert bir şekilde ayağımı yere vurdum. Adamın ayağının altındaki yer kırılmaya başladı ama adam en yakındaki yere tutunarak bundan da kurtuldu.

Arkadan Gelenler (#Wattys2015)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin