Sona Yakın

71 13 0
                                        

Tekrar gözlerimi açtığımda kendimi hastane odasında değil de kendi odamda bulmuştum. Bir an için gördüklerimin rüya olduğunu düşünmüştüm. Bunların hepsi gerçek olamayacak kadar güzeldi. Fakat sağıma bakmamla baş ucumda bekleyen Sam'i görmem bir oldu. Bana bakıyordu ve yüzünde o her zaman olan şirin, çocuksu sırıtışı vardı. Sam ile bakışlar yoluyla anlaşmıştık. Benim bakışım '' Bunlar gerçek miydi?'' diyordu. Saminki ise ''Tabii ki.'' diye bağırıyordu. '' Günaydın uykucu.'' dedi Sam. Ona doğru salak bir sırıtış attım. Yerimde doğrulmaya çalıştım. Sam hemen öne eğilip bana yardım etti. Yine aynı derecede yakındık. Bana bakıyordu... O sırada koluma feci bir ağrı saplandı. Böyle bir şey daha önce olmamıştı. Sam bunu fark etmemişti. Bu nedenle aynı yakınlıkta durmaya devam ediyordu ama o bana yaklaştıkça benim daha da çok canım acıyordu. Bir ara ağızımdan bir inilti çıktı. Bir şey değildi. Herkesten çıkabilirdi canı acıyınca. Ama bu inilti çok şey anlatıyordu. Sam bir anda geri çekildi. Gözlerindeki kaygıyı okuyabiliyordum. ''Anita, iyi misin?'' O an konuşamayacak kadar canım yanıyordu. Az önce sadece sol kolum acıyordu ama şu anda bütün vücudum oldukça kötüydü.Kafamı ''Hayır!'' anlamında sallayabildim. Sam üstümde olan battaniyeyi çıkardı. İşte neler olduğunu o zaman gördük. Kollarımda önce morluklar belirmeye başladı. Ardından da aynı morluklar parlak bir renk alıp mavileşmeye başladılar. Her yeni oluşan mavilik vücuduma düşen ateş topları gibi canımı yakıyordu. Sam bunu görünce benden daha çok kaygılanmıştı. Boynumda da bir acı hissetmemle bağırmam bir oldu. Tişörtümün altından bir parlaklık geliyordu. Sam hemen beni kucağına aldı. Beni bir yere büyük bir ihtimalle hastaneye geri götürüyordu. Oraya geri dönmek gibi bir niyetim yoktu ve içimden bir ses bahçeye çıkmamı söylüyordu. Tam Sam arka kapının oradan geçerken '' Hayır, hayır...'' diye inleyip başımla kapının orayı gösterebildim. Sam ne olduğunu anlamadı ve hastaneye gitmek konusunda diretti ama ben öyle bir durumdayken pek de tartışmaya yanaşmadı. Hızlıca beni kapıy doğru götürdü. Ayağıyla kapıyı itti ve açtı. Dışarı çıktığımızda bir şeylerin beni çektiğini hissediyordum. Bir güç... İlk geldiğim zamanda beni kendine çeken halka... Sam'i oraya doğru yönlendirdim. Sam beni onun içine kadar götürdü. Beni eyer bıraktı. Hareket edemiyordum. '' Sam lütfen halkadan uzak dur.'' diyebildim. O ise hala bana yardım etmek istiyordu ama yapabileceği bir şey yoktu. Burdan sonrası benle alakalıydı. '' Hayır, seni bir kere daha bırakmayacağım.'' diye diretti. Oldukça halsizdim. ''Lütfen, bana inan...'' Bunlar söylediğim son kelimelerdi. Sam halkanın dışına çıkmıştı. Onun çıkmasıyla dik oturmamı da kaybettim ve yere yığıldım. En son hatırladığım kafam yere çarptı. Sam bununla birlikte bana doğru koşmaya başladı. Fakat halkanın içine giremedi. Bir güç kalkanının içindeydim.

Derinden oldukça derinden bir ses geliyordu. " Başlıyor." Bir şey anlamamıştım. "Başlıyor,hazır olsan da olmasan da." Kafam oldukça karışmıştı. "Kendine inansan da inanmasan da, zaman az. Sona yakınsın. Düşmanını kendin belirlersin." En son söz bu olmuştu. Ardından kendi çığlığımla uyandım.

Hala halkanın içindeydim. Sam ise güç kalkanına vurduğu için bayılmış bir şekilde yatıyordu. Ben ise ayakta duruyordum. Her yerim parlıyordu. Bir iki dakikaya her şey bitti. Bir anda gözüme her şey daha güzel gözükmeye başlamıştı. Ağaçlar daha yeşildi, renkler daha canlıydı, hayat daha canlıydı. Neler değişmişti o an bir fikrim yoktu. Hemen karşımda umutsuzca yatan Sam'in yanıan gittim. Eskiden kısa olan ama büyük bir ihtimalle ben yokken uzayan saçları yüzüne düşmüştü. Onu dikleştirmek için elimi omzuna attığımda fark ettim. Elimde mavi bir ok vardı. Sadece elimde değil. Aslında ensemden başlayıp bütün vücudumu saran oklar vardı. Sırtımda, iki kolumda bacaklarımdan ayaklarıma uzanan oklar. Sam o sırada uyandı. Şaşıran gözlerle bana bakmasından ve '' Anita, anlın?'' demesinden anlımda da olduğunu anladım. Saçlarım tamamını örtüyordu ama parlak mavi okun ucu anlımdan görülüyordu. Bunun ne olduğunu o an anladım. '' Sam ne olduğunu sana hemen anlatacağım. Sadece benimle içeri gelmen gerekiyor. Hemen bir plan yapmalıyız. Her şeyi açıklayacağım.''

Arkadan Gelenler (#Wattys2015)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin