Başlangıç

371 22 0
                                        

"Pe...peki adımı nereden biliyorsunuz?" dedim. " Bunları zamanla anlayacaksın. Sana her şeyi anlatacağız." diye karşılık verdi General Albert. O sırada karşıdan geçen gence el kol hareketleri yaparak yanına çağırdı. General " Anita, bu Sam. Sana her türlü konuda yardımcı olacak, ayrıca seni çalıştıracak. Buradaki en iyi dövüşçümüz bu çocuk." dedi. Sam uzun boylu, iyi görünümlü, kahverengi saçlı ve kömür gözlü bir çocuktu. " Çok memnun oldum Bükücü Anita." dedi. " Ben de." diye karşılık verdim. Ardından " Pardon, size ne diye hitap etmeliyim?" diye sordum. "Bana Sam demeniz yeterli. Şimdi izninizde General Albert gitmeliyim." dedi Sam. General izin verdikten sonra oradan uzaklaştı.

Ben ise arkasından baka kalmıştım. Hiç bu kadar nazik birine rastlamamıştım. Zaten genelde buradakilere bakınca kaba ve duygusuz insanlara benziyorlardı. Benim bu düşüncelerimi General'in kapının yanındaki düğmelere başlarken çıkardığı ses böldü. Kapı birden gürültüyle açıldı. Kapının ardından içeride bulunan askerleri ve ajanları görebiliyordum. Hepsi de çok gençti. Tam aralarına girmeye hazırlanıyordum ki General " Bu taraftan." dedi. Uzun koridorlardan geçtikten sonra beni siyah cam kapısı olan bir odaya getirdiler. " Burası senin odan Anita. Dolabın içinde birkaç parça kıyafet var. Kırmızı-siyah olanı giy ve birkaç dakika içinde büyük kapının önünde buluşalım. Yolu hatırlıyorsun değil mi?" dedi General. " Evet, efendim." diye karşılık verdim.

Kapı otomatik olarak açıldı. İçeri girdim. Fazla büyük bir oda değildi. Bir tuvalet ve odadan oluşuyordu. İçerisi çok teknolojik bir şekilde dekore edilmişti. Bir masa, sandalye, kitaplık, yatak hatta duvara monte edilmiş bir tablet bile vardı. Anlaşılan burada canım sıkılmayacak diye düşündüm ve dolaba yöneldim. Kapağını açtım ve içerisine baktım. Bir adet kamuflaj pantolonu ve tişörtü, postallar (siyah ve ağır asker çizmeleridir.), normal gri botlar, kırmızı-siyah kıyafet ve birkaç parça eşya daha vardı. Kırmızı-siyah kıyafeti çıkardım ve yakından baktım. Bu bir tulumdu ama çok havalı görünüyordu. Tulumu üzerime geçirdim ve altıma dolapta bulduğum gri botları giydim. Tam uymuştu. Tam kapıdan çıkacaktım ki gözüme pencere ilişti. Yakınına gittim ve bana ormanın binbir renkte yeşilini gösterdiği yer baktım ancak bir sorun vardı. Pencerede cam yoktu. Bu haliyle sadece içi oyulmuş kocaman bir delikti. Elimi yavaşça pencereden dışarıya uzattım ve bir anda elektrik çarptı. Görünmez teller çok iyi bir güvenlik önlemiydi. Ancak bu aklıma bir soru getirmişti.

Biz hangi yıldaydık?

Arkadan Gelenler (#Wattys2015)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin