Uyarı!!!

274 14 0
                                        

Sam'in sözleri kulağımda yankılanıyordu. Sam ise beni bırakmış ve General'e haber vermeye gitmişti. Ben bahçenin ortasında durduğumu fark ettiğimde nerdeyse on dakika geçmişti. Hemen içeriye doğru koştum. Kapının ağızına vardığımda gözüm hiçbir şey görmüyordu ve bir anda içeri dalınca karşımdaki birine hızlıca çarptım. Kafamı kaldırıp kim olduğuna bakmak istedim. Bu Leo idi. Bana anlamlı mavi gözleriyle baktı ve küçümser bir ses tonuyla "Ne oldu minik çekirge yolunu mu kaybettin?" dedi. Ben ne olduğunu anlayamamıştım ama bu kaslı çocuk açıkça kendini güçlü sandığı için benimle dalga geçiyordu. Hemen ondan uzaklaşmaya çalıştım ama Leo yolumu her seferinde kesti. Ardından da muzip bir gülümsemeyle " Ne o? Benden mi kaçıyorsun?" diye sordu. Çok endişelenmeye başlamıştım. Bu çocuk iyi değildi, resmen kendini bir şey zannederek bana zorbalık yapıyordu. Sinirli bir ses tonuyla " Yolumdan çekilir misin?" demeye çalıştım ama sesim çok titrek çıkmıştı. Leo önümden çekildi, her ne kadar bunu beklemesem de, ardından da kulağıma eğildi ve " Sırrını öğreneceğim küçük kız ve öğrendiğimde küçük sevgilin Sam bile seni kurtaramayacak." Ne olduğumu şaşırmıştım. Ona cevap vermek için kafamı çevirmiştim ama Leo bir anda benden çok uzağa gitmişti. Arkasından sadece " O benim sevgilim değil!" diye bağırabilmiştim. Çok korkmuş ve utanmıştım. Koşar adımlarla içeriye girdim. Odamın yolunu tuttum. Uzun ve sıkıcı koridorlardan geçtikten sonra odamı bulabildim. Çok utanmıştım, o sırada tek yapmak istediğim ağlamaktı. Bana kalırsa Sam benim ağabeyim gibiydi. Hiç sahip olmadığım ağabeyim. Bu düşüncelerin beynimi kurcalamasına izin vermeden odama girdim. Kendimi ilk defa hiç olmadığı kadar rahat hissetmiştim. İstemiyordum, savaşa katılıp insanları öldürmek istemiyordum. İstesem çok acımasız olabilirdim ama istemiyordum. En azından şu anda... Odada etrafıma bakmaya başladım ve gözüme ilk masanın üstündeki kitap takıldı. Bu kitabı bir anda hatırladım. Yavaşça yanına yaklaştım ve yazanları tekrar okudum. Avatar için...

Bu kitabı odama kimin, ne için koyduğunu gerçekten çok merak ediyordum. Kapağını açıp bakabilirdim ama içimde garip bir huzursuzluk vardı. Neyse ki içimde verdiğim kısa bir savaş sonucu kitabın kapağını açmaya karar verdim. Elimi hemencecik kitabın kapağına götürdüm. Kitap anlaşılamayacak bir şekilde yumuşaktı. Deri kaplama ve üstünde de (Japonca olduğunu tahmin ettiğim.) karmaşık yazılar ve ejderha motifleri vardı. Tek kelimeyle etkilenmiştim. Kitabı açıp okumak şimdi daha çok istiyordum. Kitabın ilk sayfasını açmamla notu görmem bir oldu.

Sevgili Avatar, eğer bunu okuyorsan güçlerini keşfetmeye başladın demektir. Tebrik ederim. Bu senin için ve çevrendekiler için çok büyük bir onur kaynağı. Aynı zamanda büyük bir başarı. Fakat şunu asla unutma kimse göründüğü gibi değildir. En masum insanların bile sırları vardır. Zamanı geldiğinde gerçekler ve geçmiş yüzünü gösterecek .Bu sırları avantaja dönüştürmek senin elinde. Bunu iyi kullan yoksa başkasının bir hatası veya senin düşüncesizliğin senin sonunu getirebilir. Yolun açık olsun ve şans her zaman seninle olsun. NOT: Sırrını kime vereceğine çok dikkat et.                                     SEVGİLER VE SAYGILARIMLA SIR TUTMAYI BİLEN BİRİ...

Bütün bunların anlamı da neydi böyle? Kafam çok karışmıştı, şu ana kadar kimseye sırrımı açmamıştım. Zaten bir sırrımda yoktu. Olsa dahi bunu vereceğim kişi zaten dünden belliydi. Peki '' Zamanı geldiğinde gerçekler ve geçmiş yüzünü gösterecek.'' ne demekti? Tahminimce geçmişimle ilgili bir şeydi. Açıkçası bu fena olmazdı. Eh ne de olsa hiçbir şey hatırlamıyordum. Bu düşünceler aklımın ve kalbimin umutla dolmasına neden oldu. Kitabın sayfalarını çevirmeye devam ettim. Kitap çok eski duruyordu. Anladığım üzere kağıt değil de daha çok papirüs gibi bir şeyin üstüne basılmıştı. Daha doğrusu yazılmıştı. Bunun çok eskiden var olduğunun kanıtlarıydı bunlar ama kimden gelmişti bu esrarengiz kitap. Düşüncelerin beni esir almasına izin vermeden sayfaları çevirmeye devam ettim. Kalın kağıdımsı doku parmaklarımın arasından kayıyordu. Notu geçtikten sonra karşıma içindekiler bölümü çıktı. Kısaca göz gezdirdim ve bu kitabın çok işime yarayacağını fark ettim. İlk olarak içindekiler sayfasında gözüme çarpan kısım '' Güçleri ve Avatar formunu kontrol etmek.'' oldu.  Bu benim için bir avantajdı. Ardından aşağıya doğru göz gezdirmeye başladım. Ve gördüklerim beni hiç memnun etmedi. En aşağıda sonradan eklenmiş bir bölüm vardı. Kocaman harflerle ''YOK OLUŞ'' yazıyordu. Birden kanımın donduğunu hissettim. Yok oluş mu? Yoksa bu General'in anlattığı hikaye miydi? Kuşkunun beni yiyip bitirmesine izin vermeden en son sayfaları açtım ve kocaman harflerle yazanları okumaya başladım.

Arkadan Gelenler (#Wattys2015)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin