Bilindiği üzere eve gelindiğinde Fatih'lerin değilde Mert'lerin evine geçilmiş. Kapıdan herkes tek tek geçerken bende arka planda durmaya çalışarak en son kapı eşiğine gelmiştim ki kapıda beni Ayşin karşıladı. Onun gülyüzünü görünce yüzümde acı silinmiş yerini mutluluk almıştı.
"Cihan, ne oldu böyle neden kolun sargılı... Yoksa! Aman Allah'ım yaralanmışsın...dediğinde yüzümdeki gülümseme yayıldı.
"İşte benim kanımdan olduğuna bir ispat daha diğerleri gibi geç algılamıyorsun sana tek bakış yetiyor." Ayşin koluma acıyla bakarken içeriden gülüşmeler geliyordu.
"Haklısın kan çekiyor olabilir." dediği sırada Fatih kapıya gelip içeriye davet etmişti.
"Fatih bize gidelim. Cihan'ın yarası kötü görünüyor..." dediğinde gözümü Ayşinden ayırmadım. Yakında her şey ortaya çıkacak ve istediğim gibi küçüğüme sarılabilecektim.
"Peki, ben içeriye haber verip geliyorum siz eve geçin..."
"Tamam, Fatih ama hemen gel yarası çok kötüyse doktora gidelim..."dediğinde elinde anahtar ile kendi kapısına gelmiş Fatih de bana kötü bir bakış atıp içeriye gitmişti.
" Galiba Kocan seni benden kıskanıyor. Bence söyle tereddütleri boşa sen benim kuzenimsin bunu bilmem için sonuçlara ihtiyacım yok."
"Bende senin gibi hissediyordum ama Fatih bir erkek ve erkekler eşlerini sevmezseler dahi sahibi olduğu şeyleri kısanırlar..." dediğinde kaşlarım çatılmıştı. Ayşin salona girdiğimizde beni yalnız bırakıp gitmiş kısa süre sonra elinde çantayla geri gelmişti.
"İstersen şöyle otur mansumanını hemen yapalım." dediğinde söylediğini yaparak oturdum. Ayşin de oturunca yüzüne bakmaya devam ettim. Duyduğum şeylerden sonra canım sıkılmıştı.
"Ayşin kendinden neden bir mal gibi bahsediyorsun? Yoksa Fatih seni göründüğü kadar çok sevmiyor mu? Bu yüzden mi böyle konuşuyorsun eğer bir durum varsa bana söyleyebilirsin..."
"Ben karımı çok seviyorum Cihan, bu konu da asla kuşkun olmasın." Başımı kaldırdığımda Fatih'i gördüm. İçeriye girerken hemen geleceği için kapıyı açık bırakmıştık. Gözüm Ayşin'e gidince tebessüm ederek konuştu.
"Sen yanlış anladın Cihan, biz çok mutluyuz. Fatih beni çok seviyor..." dediğinde konunun çok üstüne gitmek istedim. Şu aptal sonuçlar ortaya çıksın işte o zaman kuzenimin üzerinde söz söyleme hakkına sahip olacaktım.
"Benimkisi sadece merak." diyerek şimdilik konuyu geçiştirdim. Fatih karşımıza geçip ayak ayak üstüne atınca bizi seyretmeye başladı. Ayşin de canımı yakma korkusundan olacak yavaşça mansumanıma devam etti.
"Şükür ki mermi sıyırıp geçmiş yoksa asla dokunmaz direkt doktora gidelim derdim. Ben, şimdilik sardım ama sen yine de eczane de falan mansuman yaptır."
"Ben iyiyim Ayşin merak etmene gerek yok."
"Cihan, anlatamıyoruz galiba benim karımın adı Afra, senden rica ediyorum şu ismi kullanıp durma." diye uyarı çektiğinde elimi yumruk yaparak burnumu çektim.
"Ayşin, sen bu isimden rahatsız mısın? Eğer öyleyse söylemen yeterli benden istenildiği gibi sana hitap ederim..." dediğimde gözüm Ayşin de onun gözü ise Fatih'deydi.
"Benim için sorun değil Cihan, istediğin şekilde hitap edebilirsin. En kötü ihtimal senin kuzenin bile olmasan en azından kuzenin ismiyle hasret gidermiş olursun." dediğinde içimdeki sarılma arzusu artmıştı.
"Zarifliğin... Kalbinin güzeliği teyzeme o kadar çok benziyor ki sana şuan kelimelerle anlatamam."
"Muhabbetinizi bölüyorum ama bizimkilere mansuman bitince geliriz dedim. Malum Sedef yeni kuruldu da..." dediğinde sırf iğneleyici sözlerinden dolayı ayağa kalktım Ayşin'de benimle kalkınca Fatih'in gözlerindeki derin kıskançlığa şahit oldum.
"Ben eve gitsem daha uygun olur..."
"Olmaz Cihan hemen gitme Sedef birazda senin sayende iyi bu yüzden bizimle gelmelisin."
"Belki başka zaman ziyaretine giderim ama inan şuan olmaz evime gidip dinlenmek istiyorum..."
"Peki, nasıl istersen öyle olsun ama kendini kötü hissedersen beni ya da Fatih'i ara hemen geliriz.
"Tamam, güzelim ararım. Fatih, bir en geç iki güne sonuçlar çıkar. Ben sizi son gelişmelerden haberdar ederim."
Kısa süren vedalaşmadan sonra taksiye atlayarak eve geldim. Erkek ya da kadın için hiç fark etmiyordu. Hiçbir şekilde insanın evi gibisi yoktu. Kapı eşiğinden içeriye bile gitmek insana huzur veriyordu.
Elimdeki telefonu kenara atarak pencere kenarına doğru yürüdüm. Bu evin manzarası eşsizdi. Başımı aşağıya eğip küçük yapılara bakmaktansa gökyüzüne kaldırıp bulutlara baktım. Gökyüzü parçalı bulutluydu. Yirminci katın penceresinden uzun süre bakmak insanı derin düşlere daldıryordu.
İlk aklıma düşen bir çift güzel gözler oldu. Bana gözleri huzur verirken dili gel beni öldür diyordu. Tezatlıklarla dolu bir kızdı. Bugün çok kısa süre yalnız kalsak da neden bana yıl kadar uzun gelmişti. Kapının açılmasıyla arkama baktım.
"Sonunda kavuşturana iyi misin?" diye sorduğunda bir şey söylemeden cam kenarından ayrılıp kendimi koltuğa bırakıp yayıldım.
"Bugün Azrail bana el sallayıp geçip gitti Ahmet..." dediğimde o da en az benim kadar yorulmuş olmalı karşıma oturup arabanın anahtarını bana attı.
"Sorma bir hiç uğruna gidiyordun. O itin seni yaralandığını gördüğüm an kan beynime sıçradı. Arkasından ne kadar koşturduysam geri dönüşte yirmi dakika yürüdüm."
"Sana, bir can borcum var."
"İlk can borcunda bana karşı daireye verdin bu defa ne vereceksin?" diye sorduğunda güldüm.
"Canımı iste senin olsun dostum."
"Bugün fena yoruldum Cihan, eve gidip duş almak istiyorum. Sende kendini yorma bir saat sonra gelir yemek siparişi veririm."
"Tamamdır ama sen yine de erken gelmeye çalış açlıktan ölmek istemiyorum."
"Yemeğin yanında güzel bir hatun da söyleyeyim mi? Malum sen tek kolla yemek yiyemezsin." dediğinde anda nedense Sedef'in güzel gözleri aklıma geldi. "Aşık mısın oğlum cevap versene..."
"Kadını boş ver yemek söylesen yeterli..." dedikten sonra ağzında bir şeyler geveleyerek gitmiş. Bende arkama yaslanarak gözlerimi kapatıp Sedef'in güzel yüzünü gözümün önüne getirmeye çalıştım.
"Ah bir benim olsan güzelim. Bir benim olsan ayaklarını yerden keserdim."
İnsan insanı sevmez insan sadece kendini sever.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CİHAN 🚬
Adventure© Tüm hakları saklıdır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin...
