Kapının açılmasıyla direkt içeriye salona doğru yürüdüm. Ağır adımlarla salona girdiğimde teyzem beni görünce mutlulukla ayağa kalktı. Mesut da elindeki telefonu bırakıp ayaklandığı sıra da güzler yüzlü teyzeme sarıldım. Bu eve günde on defa girsem onunda ayağa kalkıp bana sarılırdı. Keşke şuan tam arkamda Ayşin de olsaydı. Bu kucaklaşma Anne kız arasında olsaydı.
"Hoş geldin Cihan'ım..."Dediğinde teyzemin yanaklarından öpüp hoş geldim dedim. Mesut da elini uzatınca hoş geldin demiş ve eski yerine oturmuştu. Bizde teyzemle yan yana oturduk.
"Aç mısın oğlum yemek hazırlasınlar mı?" Her geldiğimde teyzem açlığın var mı diye sorar hayır yok desem de birkaç kez üstelerdi. "Yeni yedim teyze sen beni düşünme."
"Cihan Abi sen her gece gelsene senin gelmediğin her gece soru yağmuruna tutuluyorum. Mutlaka on kez seni soruyor. Arayıp sen sor dediğimde ise genç adam zırt pırt aranmaz diyerek beni azarlıyor."
"İşler son zamanlarda çok yoğun teyze yoksa seni ziyarete gelmez miyim? Asıl sen söyle bakalım nasılsın romatizmaların yine canını sıkıyor mu?"
"İyiyim Oğlum son günlerde daha iyiyim." Bir süre daha teyzemin sağlığı hakkında konuşup sırayı Mesut'a getirmiştim. "Senin burun nasıl Mesut iyi mi?" Bundan kısa bir süre önce neredeyse burnu kırılıyormuş da son anda yırtmış.
"Şu tuhaf sargı bezinden kuruldum ya emin ol daha iyiyim Cihan Abi."
"İyi bu da sana bir ders olsun bir daha arkadaş seçimini daha iyi yaparsın..."dediğimde ağzından laf almak istedim. Burnunun neden bu halde olduğunu henüz bana söylememişti.
"Ahmet Abi sana bir şey mi söyledi?" Diye sorduğun aklım o güne gitti. Ahmet de bir şeyler bilmesine rağmen ser verip sır vermemişti. "Şu arabayı çarpma mevzusundan başka bir şey söylemdi yoksa söyleyeceği bir şeyler mi var?"
"Yoo öylesine sordum."derken teyzem araya girdi. "Siz ikiniz aranızda ne konuşuyorsunuz benim aklım almıyor. Biraz daha açık konuşun."
"Mesut ve yaramazlıklarından bahsediyoruz teyze sen takma kafana bunları oğlun bir gün büyüyecek değil mi?"
"Yapma ama Abi ya benim nerem küçük yirmi yaşına girdim. Bana hala küçük diyorsan göz doktoruna gitmen gerekiyor." Bu çocuk hiç büyümeyecekti. "Ben ağzının payını bizzat vermek isterdim de bunu teyzeme bırakıyorum. Teyzem benim çıkmam gerekiyor."
"Nereye oğlum daha şimdi geldin. Gitme de kızlar sana kahve yapsınlar..."
Teyzem ısrar etse de Ahmet'in beni beklediğini söyleyerek evden kendi evime doğru yol almıştım. Evime geldiğimde kendimi duşun altına sokarak bugün olanları düşündüm. Bugün kuzenimin gerçekte kim olduğunu öğrenmiş ama bunu teyzeme söyleyememiştim. Bu durum bana acı verdiği için teyzemin yüzüne daha fazla bakamayarak evden ayrılmak zorunda kalmıştım.
Teyzem gül yüzlü Fatma Sultan onunla tanışması Annem demesi Ayşin'e ne tür bir zarar verebilirdi ki ikisi de mutlu olacaktı. Artık gülme mutlu olma zamanı değil miydi? O halde neden Ayşin kavuşma işini ertelemişti. Bu kadınları ömrüm boyunca anlayamayacaktım. Belki de anlayamadığım için böyle hissediyordum. Bırak Cihan, kuzenin nasıl istiyorsa öyle olsun. Onunda bildiği bir şey vardır.
Yalnız hala Fatih'e kıldım. Beni sevmemesi kıskançlığından olabilirdi ama Ayşin'in bazı sözleri aklımı karıştırıyordu. Ne garip kısa bir süre önce Fatih ve arkadaşlarından nefret ederim. Adam şimdi eniştem oldu. Duştan çıkınca Ahmet'e gelmesi için haber verdim. Altıma çektiğim eşofmandan sonra mutfağa giderek ikimiz için kahve yapmış kahvelerin hazır olduğu sırada Ahmet gelmişti.
"Getirdin mi?"diye sorduğumda elindeki dosyaya baktım. Ahmet benim için bazı araştırmalar yapacaktı. İstediğim bilgilere ulaşmak onun için hiç zor değildi. "Hepsi burada elimdeki bilgiler bebekliklerinden başlıyor."dediği sırada sandalyeye geçip oturmuş bende karşında oturarak elimde ki kahveyi uzatmıştım. Ahmet, kahveyi alırken bende dosyayı alarak masaya yaydım.
"En tehlikelisi Onur aynı zamanda içlerinde yaşça büyük olanda Onur... Diğeri Mert ise en çapkınları bildiğin hovarda tıpkı babası gibi en açık örneği Sedef, başka birinden... Geriye kalan tek kişi Enişten Fatih, o biraz içlerinde daha mahsun duruyor. Hiçbirinin sabıka kaydı yok. Tabi gençlik yıllarında girdiklerinde birkaç kavga hariç..."
"Gençlik derken adamlar otuz bile değil..."diyerek gözlerimi devirdim.
"Benim için üniversite yılları gençlik yılları olarak geçiyor. Şimdi adamlar almış yürümüş. Üçü de Babadan zenginler..."
"Onur, cidden babası annesini öldürmüş mü?" Evet, daha önce de bu adamları araştır demiştim ama o araştırma üstün körü bir araştırmaydı.
"Evet, öldürmüş ve en önemlisi babası hala hapiste yaşıyor. En önemlisi de dışarıya çıkmasına az bir süre kalmış."dediğinde aklıma da tonla soru vardı. Tek tek yazılanları okumaktansa bilgiyi doğrudan almak olayı daha anlaşılır kılıyordu. "Aldığım bilgilere göre Onur, annesini kaybettiğinde küçük yaştaymış. Babası da bütün malvarlığını biricik oğluna devretmiş adam tam on sekiz yaşından itibaren bir eli hep ticaretteymiş. Mert'i neden aralarına aldıklarını hiç bilmiyorum ama anladığım kadarıyla zehir gibi bir zekaya sahipmiş. Hani şu dersine hiç çalışmayıp en yüksek puanla okulu bitiren zekilerden..."
"Ahmet, şuan ki odak noktam Fatih, bana onun hakkında bilgi ver."
"Yok, abi yok. Adam sessiz sakin bir kişiliğe sahip... Adam tam bir İstanbul beyefendisi... Mert'i anlat desen bir dünya gazete magazin haberi var. Onur da cemiyete şanı büyük ama gel gör ki Fatih gizli adam..."
"Belki de tam aksine karanlığın arkasında saklanan kişi odur. Benim Fatih'in huyunu suyunu bilemem lazım Ahmet. Kuzenimi koruyup kollamak için beni anladığını gayet iyi biliyorum."
"Bir gün Cihan, bir gün gelecek ve onun hakkındaki büyün sırlar açığa çıkacak. Buna kendi gözlerinle şahit olacaksın."
"Son olarak şu Sedef, onu da araştır. Hayatında biri var mı yok mu öğren..."
#YalanDolan
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CİHAN 🚬
Adventure© Tüm hakları saklıdır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin...
