Beklenmeyen

21.9K 1.2K 101
                                        

"Siz ikiniz hemen dünyaya dönün!" Yengemin ikaz sesiyle başımı telefondan kaldırmıştım. Benimle birlikte abim de yengeme bakmıştı. "Neden öyle bakıyorsunuz bütün gün elinizde telefon gözünüz beni bile görmüyor. İnsan bir sorar bu kız el kadar bebekle ne yapıyor? Kendini nasıl hissediyor? Ama nerde kızımda olmasa yüzüme dahi bakmayacaksınız..."

Abimle birlikte birbirimize bakıp "Biz mi?" diye sorduk. Abim de bende yeni doğan bebeğimizin peşinde dört dönmekten helak olmuştuk da haberi yoktu. "Karıcığım az önce oturduk. Bu durumda seni ihmal ettiğimizi nasıl söylersin?"

"Kızım için dört döndünüz benim için değil. İnsan bir konuşalım sohbet edelim der ama ben kime anlatıyorum değil mi?" Yengemin doğumun üstünden yirmi gün geçmiş dünya tatlısı bir kızımız olmuştu. Yeğenim pek küçük ve ağlak olmasına rağmen çok seviyordum.

Abim yerinden kalkıp Sevda'nın yanına gidince hemen kollarının arasına almıştı. Sevda'nın lohusalık dönemi bitseydi de sitemlerinden kurtulsaydık. Tabi yakınacak biri varsa asıl abimdi. Kızı bütün gece hiç durmadan ağlıyordu. "Onur'u daha yeni yeni anlıyorum. Yeni doğum yapmış bir kadınla uğraşmak yüz çalışanla aynı anda uğraşmaktan daha uğraş verici diyordu..." Sevda abimin koluna vurunca güldüm.

"Sen ne demeye çalışıyorsun? Ben sadece benimle de biraz ilgilenin hep kızım olmuyor diyorum..." dediği anda kızı da onu duymuş gibi ağlamaya başladı. Sevda telsizi aldığı gibi ayaklandı. "Benim ki çatlamadan gitsem iyi olacak." Dediğinde abim de ayaklanarak "Bende gidiyorum."demişti. Bebek henüz yeni olduğundan mı bilinmez ne kadar sitem ederlerse etsinler bir an için yanından ayrılmak istemiyorlardı.

Allah'ım inşallah bana da nasip ederdi. Aslında Afra'nın doğumuna çok az kaldı. Bugün yarın bebekleri dünyaya gelir benim isteme işi de aradan çıkar bende rahata ererdim. İnşallah bebekler sağ salim dünyaya gelirdi. Defne ve Sevda'nın bebekleri tam gününde doğmuştu. Eğer Afra da tam gününde doğum yaparsa on güne kalmaz her şey netleşirdi.

Telefonuma mesaj gelince gülen gözlerle ekrana bakmıştım. "Şimdi eve geçiyorum. Sende bana gelsene..." Cihan'ın bana dediği yer hemen yan daireydi. Aslında tam olarak eve yerleşmese de ara sıra gelip yan dairede kalıyordu. Tabi birinci etken ben olsam da en büyük etken Afra'nın yaklaşan doğumuydu. "Abim faktörünü hatırlatmama gerek olmadığını düşünüyorum."

Mesajı gönderince anında karşılık geldi. "Kaç yaşına geldin Sedef hala abinden korkuyor olmazsın. Hadi bilmese eyvallah diyeceğim."

"Bakıyorum pek de bir sinirliyiz. Bir sorun mu var?"

"Sevgilimi görmek istiyorum ve istediğim anda göremiyorum bundan daha büyük nasıl bir sorun olabilir?" Anlaşıldı epey kızmıştı. Sesli şekilde nefes alarak etrafıma baktım. Benim ki korkudan değil saygıdandı. Bu erkekler bizlerin her şeyden korktuğunu sanıyordu. "Cevap? Eğer gelmeyeceksen diğer evime geçiyorum." Evet. Çok mantıklıydı. Yan evdense diğer evi daha iyi olurdu. Dışarıya çıkarken sorun yoktu da evde oturmak olmazdı. Tamam, diğeri de evdi de... Saçmala Sedef!

Abim salona gelince "Abi dışarı çıksam size ayıp olur mu?"

"Çık güzelim sürekli evde oturmaktan bunalmış olmalısın." İşte böyle abiye can kurban... Abim oturmadan ayaklanarak boynuna atladım. "O halde ben hemen çıkayım ki çok geçe kalmayayım değil mi?" Abim sarılışıma karşılık verirken aynen öyle demişti. Bana kalırsa Cihan ile görüşeceğimi bildiği için beni fazla sorgulamamıştı. Bu yüzden alelacele Cihan'a mesaj atarak evden çıkmıştım.

İlk başta aklımda diğer evine gitmek varken Cihan'ın işlerden dolayı yorgun olduğunu düşünerek yan daireyi seçmiş eve de Cihan'ın vermiş olduğu anahtarla girmiştim. Yakında burası benim evim olacaktı. Bana ait ev... Salonunda mutlulukla gezinirken kapının açılma sesini işittim.

"Cihan..." dememe kalmadan elinde anahtar Cihan göründü sanki gerçekten evli bir çiftmişiz gibi yanına ulaşınca sımsıkı sarıldım. "Sevgilim..."diyen Cihanda bana kayıtsız kalmayarak beni sarmalayıp saçıma öpücük bırakmıştı. "Seni çok özledim..."

"Bende..."dediğimde ondan ayrılıp yüzüne bakmıştım ki dudağıma küçük bir buse bırakıp elimden tuttu. "Söyle bakalım ne yapmak istersin?" Bu da soruma sadece sana sarılmak istiyorum. Arkamı dönüp televizyonu işaret ettim.

"Film izleyelim."demiştim. Biliyordum ki film izlemek sarmaş dolaş oturup özlem gidermek demekti...

"Sen nasıl istersen..." Cihan elimi bırakıp üstündeki ceketi çıkartırken bende televizyonu açıp film aramaya koyuldum. "İçecek olarak ne istersin?" diye sorduğunda fark etmez demiştim. Cihan sırf ara sırada olsa bu evde baş başa kaldığımız için dolabı hiç boş bırakmıyordu. Ben koltuğa geçip oturduğumda Cihan da çok gecikmeden elinde içecek artı çerezlerle gelmişti.

Bende rastgele bir film açıp Cihan'ın yanıma oturmasını bekledim. Tam da beklediğim gibi Cihan yanıma oturunca ona sarılmam için bana kollarını açmış bende dünyanın en rahat yerine kurulmuştum.

İstemeye istemeyede olsa bir gecenin daha sonuna gelmiş film bitiminde eve gitme vakti çoktan gelmişti de uzatmaları oynuyorduk. Cihan'dan ayrılırken nedensizce içimi huzursuzluk doldurmuştu. Eve gitmek için ayağa katlığımda Cihan da benimle beraber ayaklanmıştı. Ellerimiz birken ansızın telefonu çalmış ben bu saate kim arıyor derken telefonda Afra'nın adını okumuştum. Cihan ağzını açmaya kalmadan bir anda kıpkırmızı kesildi.

"Ayşin sakin... Ayşin sakin ol ben hemen geliyorum." Ben ne oldu demeye kalmadan Cihan çoktan fırlamıştı. Bende peşinden koştuğumda Cihan karşı daireye Afra'ların dairesine gelince kapıyı vurmaya başladı. Elim ağzımda ne olduğu anlamaya çalışırken hemen yan dairede ki Onur evden fırlamış çok geçmeden de abim çıkmıştı.

Cihan son kez "Fatih..." diye bağırdığında hala olanları idrak etmeye çalışıyordum. Fatih kapıyı uykulu vaziyette açtığında Cihan boğazına sarılmış bizimkilerde homurdanarak araya girmişti.

"Lan şerefsiz karın doğum yapıyor sen uyuyor musun?"

İşittiğim sözle tüylerim diken diken olmuştu. Cihan, karşında afallayan adamı iteleyerek içeriye koşmuş hemen peşinden abim ve Onur en son kendine gelen Fatih de koşuşturmaya başlamıştı. Bebeğin on gün erken doğması erken doğum olur muydu? En önemlisi Afra'nın sancısı geldiyse Fatih nasıl olurda duymamıştı.

Allah'ım bebeklere ya da Afra^ya zarar gelirse Cihan asla durmaz Fatih de elinden kurtulamazdı. Fatih'e zarar gelse bizimkilerde asla altta kalmaz kızılca kıyamet kopardı. En önemlisi de beklenmedik doğumun Afra'ya getireceği zararlardı. Allah'ım ne olur bebekler de Afra da iyi olsun...




BEKLENMEYEN ŞEYLER BEKLENMEDİK ANDA BAŞA GELİR...


GETİRİLERİ İSE YA CAN SIKAR YA DA CAN YAKAR...




CİHAN  🚬 Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin