Yüzümde tebessüm kalbimde huzur... Bu aşkın verdiği sonsuz mutluluktu. Şöyle her an avucundan kaçacakmış gibi yahut her an bir şey olup da mutluluğum son bulacakmış hissi olmasa mutluluktan ayaklarım yerden kesilebilirdi. İnsan bir kere bir gün gülüp iki gün ağlamaya alışınca bunca mutluluk fazla geliyordu. Açıkçası en çok da bütün yaşadıklarımın bir rüya olmasından korkuyordum. Bir gün olup uyandığımda her şeyin hatıralarımdan silinmesi ihtimali can yakıyordu.
Holdingden içeriye girip o mini etekli kızı görene kadar hayal dünyama dalıp gitmiştim. Ben olduğum yerde dururken sapık gibi gözlerimi kısıp kızın mini eteğine odaklandım. Ya sabır çekerken ilerde başka bir kız daha görünce yuh demiştim. Cihan bu kadınların arasında mı çalışıyordu. Ben bunu daha önce neden fark edememiştim. Bir saniye ya nende çoğunluk kadınlardan oluşuyor erkek nüfusuna da ne oldu?
Telefonum çalınca kimin aradığına bakmadan telefonu açıp kulağıma dayadım. "Tamam, gördüm seni..." Bu Cihan'ın sesiydi. Başımı çevirip ileriye baktığımda Cihan'ın telefonunu cebine koyarak benden tarafa hızla yürüdüğünü gördüm. Bu adam bana mı gülüyordu yoksa yanından geçen kadına mı? Kadına bak ya utanmadan selam veriyor. "Hayatım neden araba beklemedin geliyorum demiştim." Cihan yanıma ulaşıp yanağımdan öperken ben hala gözleri kısık etrafımı kesiyordum.
"Neden görmemi istemediğin bir durum mu var?"
Cihan çenemden tutup kendisine bakmamı sağlayınca "Neyin var hayatım öyle kötü bakışlar atarak kime bakıyorsun?"
"Mine etekli kız ordusuna... Yoksa sen beni kıskandırmak için işe yeni kızlar mı aldın?" Kıskandığımı bariz belli etmeseydim iyiydi. Cihan elimi dudağına götürünce elimi öpüp sırıttı.
"Ben senden başka kadın görmüyorum canım hadi gidelim işimiz uzun..." Sen lafı geçiştir ama bende Sedef isem bu kızların kaynağını bulurum. Tabi önce düğün hazırlıklarına odaklanmalıyım..." Hadi sevgilim..." Cihan elimden tutup çekiştirirken bile dönüp dönüp arkama bakıyordum. "Şu kız bana mı baktı? Hey kime diyorum şu kız sanki bana baktı."
"Sedef!" İyi be ne de olsa en kısa sürede yine gelecektim. Şimdi keyfimi hiçbir şey bozamaz. "Önce nereye gidelim hayatım düğün davetiyelerimizi mi seçelim yoksa düğün salonuna gidip işlerin nasıl gittiğine göz mü atalım."
"Düğün mekanımız zaten harika Cihan, şu adamlarla uğraşmayı bırak adamlar zaten işlerini gayet iyi yapıyorken zorlamayalım değil mi?"
"O halde şu davetiye işini aradan çıkaralım." Aslında düğün davetiyemizi seçmiştik ama teknik bir sorun olunca Cihan çıldırarak adamlara resti çekmişti. Bizde mecburen başka davetiye bastıracaktık. "Sen gelinlik provasına gitmiştin değil mi?" Sabah konuşmuştuk ne ara unutmuştu. Araba gelince ikimizde arkaya geçip oturduk.
"Bu aralar sende unutkanlık başladı galiba provaya gittim hatta oradan geliyorum." Cihan telefonuyla ilgilenince bende başımı eğip neye baktığına göz attım. Mail mi? Cihan ne oluyor gibisinden bakınca geri çekilip yola baktım "Bu işler sandığımdan daha çok yorucuymuş."
"Az kaldı güzel gözlüm çoğu gitti... Sedef bu arada şu ev işini düşündün mü?" Ben Abimlerin hemen yan dairesinde yaşamak istersen Cihan artık olumlu bakmıyordu.
"Söylediğim gibi Cihan o daireyi seviyorum. Hem her şey tam oldu. Bütün mobilyalar yerleşti. Kızlarla temizlik bile yaptık. Şimdi evi değiştirmek olmaz. Üstelik sen her sabah işe gideceksin ben kızlardan uzağa tanışmak istemiyorum. Sevda dün bana eğer çocuğunu olursa bizim gözetimimiz altında olursun aksi takdirde Cihan sana bakıcı tutar haberin olsun dedi..."
"Bebek için diyorsun yani..." Onca laf etmiştim takıla takıla bu konuya mı takılmıştı. Cihan'a kötü bir bakış atmaya çalışsam da gülen yüzüne kıyamayarak uzanıp yanağından öptüm.
"Evet, kızlarımız ve oğlumuz..." Neden kızları çoğul söylediğimi sorunca omuz silktim. "Çünkü canım ben tatlı yeğenimi çok seviyorum ve ondan birkaç tane olsa bıkmadan severim diye düşünüyorum." Cihan ile yol boyunca bebek konusunu konuştuktan sonra davetiyelerimizi seçip alışverişe çıktık. Neymiş efendim Cihan Bey evlenmeden önce mutfak marifetlerimi görecekmiş...
"Ne yani bu kadar mı bana sadece makarna mı yapacaksın?" Cihan söylenince makarnayı bağrıma bastım.
"Alışsan iyi edersin canım evlendikten sonra sana her çeşit makarna yapacağım." Cihan gözlerini devirmekle yetinmeyerek kötü bir bakış atıp reyonlara yöneldi.
"Benim açlıktan ölme gibi niyetim yok hayatım olmadı eve kadın tutarız bize yemekler yapar. Hoş tanımadığım insanların elinden yemeği sevmiyorum ama yapacak bir şey yok." Bildiğin yemek öğren diye alttan alttan laf sokmuştu.
"Bizde böyle sevgilim beğenirsen yok ben aç kalamam falan dersen henüz çok erken yol yakınken ayrılabilirsin..." Ben yemi atmıştım atmasına da Cihan fazla öfkelenmişti.
"Gerekirse açlıktan ölürüm yine de senden vazgeçmem..."
"Aşksın sen..." Büyük coşkuyla sevgilimin koluna girip söyle ne yemek istersin diye sordum. Cihan yemek isimlerini ardı ardına sıralayınca hay sormaz olaydım demiştim. Yine de bugün şanlı günümdeymişim ki alışveriş bitiminde Fatma teyze arayarak akşam yemeğine davet etmişti. Bugün yırttım derken bir sonraki gün de babam bizi akşam yemeğine davet edip Cihan ile uzun soluklu konuşmalar yapmıştı.
Benim kaçışım ise iki günde son bulmuştu çünkü üçüncü gün kolumdan tutup evine getiren Cihan kimse rahatsız etmesin diye telefonunu bile kapatmıştı. Aslında Cihan'ın yemek konusunda bana yardımcı olacağını bilseydim yemek yapma işini sürekliye bindirdim. Sonunda yemek hazır olunca masaya geçiyorduk ki zil çaldı. Gelen ise Ahmet'ten başkası değildi. Cihan'a ulaşamayan Ahmet eve gelmişken yemeğimize de ortak olmuştu. Keyifle yemek yenirken Cihan kulağıma eğilip fısıldayarak konuştu.
"Yarın telefonu sessize alacağım unutturma." Dediğinde gülümsedim. Demek ki yarın yine yemek yapacaktım.
"Zevkle..."
AŞK SONSUZA KADAR SÜRER Mİ?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CİHAN 🚬
Adventure© Tüm hakları saklıdır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin...
