Saatler sonra piknik alanına gelmiştim. Hatırlıyorum da pikniğe en son eniştem sağ iken gelmiştik. Ne acıdır ki Ayşin'in babası şuan hayatta değildi. Aracı uygun bir yere park ederken ilerideki kalabalığa korna çaldım. Herkes dönüp bakınca aralarında Sedef'inde olduğunu gördüm. Onu en son dün görmüş olsam da sanki üzerinden yıllar geçmiş gibiydi. Ayşin'in benden tarafa doğru yürümesi üzerine bende araçtan inerek gülümsedim.
" Hoş geldin kuzen." Güzel kuzenimin sesini duymak bile dudaklarımın yukarıya doğru kıvrılmasına yeterliydi. Ayşin yanıma gelince ona kollarıma açarak "Hoş buldum Ayşin..." dedim. Ayşin de hiç beklemeden kollarımın arasına girerek bana karşılık vermişti. Sarılma bitip kolumun altına alınca nasıl olduğunu sordum.
"İyiyim Cihan ama senden küçük bir ricam var. Lütfen bizimkilerin yanında özellikle Fatih'in yanında Ayşin deme olur mu?"diye sorduğunda kaşlarım çatılarak ileride bizi bekleyen guruba baktım.
"Bu ne demek oluyor senin adın Ayşin, belki bunu sen rica etsen anlayışla karışlarım ama onların yanında telaffuz etme demen... "Ayşin sinirlendiğimi anlayınca önüme geçerek yüzüme baktı.
"Hayır, Cihan tamamen yanlış anladın Ayşin ismini de sevdim ama yıllarca kendi ismimle anıldım. Şimdi senin sürekli Ayşin demen..." Ben anlayacağımı anlamıştım kendisini zorlamasına hiç gerek yoktu. Yine de onu üzmemek adına zorla gülümsedim.
"Sorun değil Ayş... Afra, hiç sorun değil sen nasıl istersen öyle hitap ederim. Hadi gel onları daha fazla merakta koymayalım. " Ayşin arkasına bakıp tekrar bana dönünce anlayışım için bana teşekkür etmişti. Bende sorun değil diyerek onun peşi sıra yürüyerek herkesle selamlaşmıştım.
Onur, Fatih ve Mert uzaktan iyi aile çocukları gibi görünse de yakında poyalarını ortaya çıkaracaktım. Tabi önce yeğenlerimin sağ salim doyup anne ve kızı buluşturduktan hemen sonra yapacaktım. O süre zarfına kadar kendime iyi bir adam imajı çekmeliydim ki kendilerini bana daha rahat açıp iç yüzlerini göstersinler...
Ben bunları düşünürken bir tarafta kızlar kendi aralarında gülüşüp bir şeyler hazırlıyor. Bende kenardan mangal ateşini yakmaya çalışan üçlüye bakıyordum. Sonunda zorda olsa köz yapmayı başarmışlar. Kızlarda masayı hazır edince beni oturmam için yanlarına çağırmıştı. Bende onları kırmayarak yanlarına oturup sohbetlerine ortak oldum.
Bu sohbet sırasında Sevda'nın kuzenimin çocukluk arkadaşı olduğunu öğrenmiştim. Onun Ayşin ile çok şey paylaşması onu sevmeme en büyük etkendi. Kızlardan diğeri olan Defne ise çok tatlı biriydi. Konuşurken ki mimikleri naifliği kendine hayran bırakacak tarzdaydı. Bir ara Onur'a sonra da Defne'ye bakmıştım iki zıt kutup nasıl olur da bir olup mutlu aile tablosu çizebiliyordu... Bunları düşünmemin ne kadar gereksiz olduğunu kendime söylerken gözüm Sedef'e gitti. Ben bu üçlüden nefret ederken nasıl olur da onu sevebilirdim. Belki de yol yakınken ondan vazgeçmeliydim.
Afra'nın beni dürtmesi ile kendime gelerek gözlerimi Sedef'ten aldım. Bir süre sonra yemekler yenmiş diğerlerinin gelmesi ile sohbet ortamı büyümüştü. Bende konuşmalara karışmak yerine uzaktan onları dinleyerek mimiklerine hal ve tavırlarına bakıyordum. Bir ara telefonum çalınca acil olduğunu söyleyerek yanlarından ayrılmıştım. Arayan kişi Bora'ydı. Yakında Kayseri'ye gidip otel işlerini halledeceğini söylemişti. Beni de davet etse de başımdan geçenleri geç de olsa özetleyerek gelemeyeceğimi söylemiştim.
Telefon görüşmem bitince arkama dönüp uzaktan güzel görünen aileye baktım. Keşke dışarıdan göründüğünüz kadar masum olsanız da benim de içim huzurla dolsa da rahat nefes alsam. Yüzüme kondurduğum gülücükle yanlarına gidecektim ki aklıma gelen şeyle arabaya dönerek içinden Ayşin için getirdiğim hediyeyi aldım. Kuzenime daha pek çok hediyem vardı ama önce aklımdaki planların gerçekleşmesi gerekiyordu.
"Cihan, elindekiler de ne böyle?" Ayşin elimdekileri görünce ayağa kalkıp yanıma gelmiş bende bize bakan kocasına bakarak gülümsemiştim. "Sana, küçük bir hediye kuzen umarım beğenirsin çünkü benim için dünyanın en değerli parçasıdır."
"Peki, hediye mi görebilir miyim?" Dediğinde ilk önce elimde tutuğum paketi masadakilere uzatıp "Kızlar için aldım." Derken elimden alan Sevda paketi açarak içindeki tatlıları gösterdi. Ayşin de tatlıyı görünce havalara uçmuştu.
"Ya! Bu halka tatlısı nerden bildin sevdiğimi Fatih mi söyledi."dediğinde güldüm.
"Hayır, küçüğüm sen belki hatırlamazsın ama küçükken dışarıda halka tatlı satan bir adam görmüş sonra da arkasından koşup düşmüştün. Senin yanına geldiğimde ayağın kanıyordu. Ama senin tek derdin o tatlılardı. Bende koşup adama yetişmiştim. Sana bütün paramla bu tatlılardan almıştım."dediğimde yine eskilere girmenin burukluğu yaşamıştım... Onlar ne söylediğimi anlamasa benim en güzel anılarımdan biriydi.
"Ya! Bakın, bugün buraya gülmeye geldik. Cihan, bizi ağlatırsan elime ne geçerse kafana atarım."dediğinde gülümseyerek "O halde hemen hediye faslına geçerek bu duygusal ana son veriyorum..."
"Ne hediyesi... Bir saniye bu bahsettiğin bez bebek mi?"diye sorduğunda başımı olumlu anlamda salladım. Ayşin'in giderken bana bıraktığı tek şey bu olmuştu. "Evet, bu küçükken yanından hiç ayırmadığın Elif'in..."
"Ya! Çok sevindim. Ben... Ben şimdi hatırladım bunu saçları çok güzeldi bende pembe saç istiyorum diye çok ağlamıştım."dediğinde hatırladığı anıyla sok olmuştum. Ayşin ilk kez geçmişe dair bir şey hatırlıyordu.
"Şimdi çok zor değil Afra, hala yapabilirsin."dediğinde Sedef gözlerimi devirdim. Fatih ise benden önce atılarak "Sedef, karımın aklına girme. Saçları gayet güzel..." derken gözüm Defne ve Sevda'ya gitti. İkili de hamile olduğu için fırsattan istifade tatlıları götürüyorlardı.
"Defne! Artık bırak şu tatlıları yine karnın ağrıyacak... Hey ben kime diyorum."dediğinde Defne ise ağzı dolu şekilde "Abi ya şuna bir şey söyle lokmalarımı sayıyor."dedi sistemle
"Onur, haklı Defne ne bulursan mideye indiriyorsun."dediğinde Fatih, bunu duyan Defne dudağını büzdü. Sıra Sevda'ya gelmişti ki Mert başını olumsuz anlamda sallayarak "Biriniz şu Sevdaya kızabilir mi? Ben, laf söyleyince kendileri ağlıyor da..." dediğinde kaşlarım kendiliğinden çatılmıştı.
"Mert, yalan atmasana ben ne zaman ağladım."diye sorguladı Sevda.
"Yenge bak, Abim haklı geçen neredeyse bir tepsi baklava yedin elinden almaya kalkışınca. Siz, beni sevmiyorsunuz diye ağladın zor susturduk."dediğinde Sedef ister istemez güldüm. Bunu yapmış olma ihtimali çok yüksekti.
"Sen hamile kal Sedef, işte o zaman soracağım sana yenge yenge demeyi."derken Sedef'e baktım. Hamilelik ona çok yakışırdı. "Aman Allah korusun ben daha gencim."
"Ne yanı Sedef, biz yaşlı mıyız Fatih ben yaşlandım mı?"diye sorduğunda Ayşin üstüne alınmış ki önce bana sonra da kocasına bakıp bizi sorgulamış bunu yaparken de bez bebeğine sımsıkı sarılmıştı. "Sedef, şu kızların psikolojileriyle uğraşma sonra toplaması bize kalıyor."
"İyi yemedik sizin sevgili karılarınızı..."diyerek hayıflandığında Mert kolunu kardeşinin omzuna atıp herkese hitaben konuştu. "Ah benim güzel bunlar ne anlar şakadan sen bana takıl hayatını yaşa..." Diyerek gülmüştü.
"Afra, benimle gelir misin? Önemli bir konuda görüşmemiz gerekiyor."
#yalanmıgerçekmi
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CİHAN 🚬
Adventure© Tüm hakları saklıdır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin...
