"Cihan!" İşittiğim sese aldırış etmeden içkimin son yudumunu da içip kendime bir bardak daha doldurdum. Ahmet başımda dikilmeyi kesince kendine sandalye çekip oturmuş bense yüzüne dahi bakmamıştım.
"Beni nasıl buldun?" Buraya geleceğimi tahmin ederek beni bulmuş olmazdı.
"Sen, bana adamın ölüp ölmediğini sordun cevabını da aldıktan hemen sonra hızla arabana atlayıp gittin. Bende iyi olmadığını bildiğim seni takip ettim. Kusura bakma ama senin yanında olmak benim görevim." demişti. Şimdi bütün sinirimi ondan alacaktım da haberi yoktu.
"Madem geldin biraz dertleşelim yoksa çıldıracak gibiyim." Şuan nefes dahi almakta zorlanıyordum. Hoş yaşayan ölüden ne farkım vardı ki "Seninle dertleşmeyeli uzun zaman oldu. Kuzenin Sedef derken epey aramız açıldı."
"Ahmet, benim kaç yıllık arkadaşımsın. Şu hayatta gözü kapalı güvendiğim yegâne insan sensin. Şimdi bana edebiyat yapmada dertleşeceksek dertleşelim."
"Emredersiniz Cihan Bey." Öyle sinirli çıkış yapmak istemesem de şuan ağzımdan çıkan her söz bir sinirle çıkıp gidiyordu. Ahmet konuşurken benim aklım eskiye onunla yollarımızın denk düştüğü ana gitti.
Ahmet ile bundan sekiz yıl önce tesadüfen tanışmıştık. Ben, bir gece yine çok fazla içmiştim. Tabi o sıralarda bende küçük kuzenimi özlemi vardı. Bu yüzden her içtiğim de belki yolu parka denk düşmüştür diye onu park köşelerinde aradım. Yine bir gün böyleyken üç sarhoş önümü kesip bıçak çekmişti. Adamların niyetleri tabi paraydı. Eh benimde o zaman kanım deli akıyordu onalar bana ben onlara karşılıklı diklendik. O günü hiç unutmam bir kış günü hava buz gibiydi. Biz hararetli şekilde tartışırken kavga kavga alevlenmişti. Etrafta ise gece yarısı olduğundan pek fazla kimse yoktu. Sadece biraz ilerde bankta yatan biri vardı sesleri duyunca kalkmış bana yardıma gelmişti. 'Hangi kitapta yazıyor lan bire üç kişi dalmak' diyerek kavgama ortak olmuştu.
O gece Ahmet, kolundan yaralanmış bunu gören diğerleri de hemen yanimizdan kaçarak gitmişti. Benim o gündür bugündür ona bir can borcum vardı. Tam sekiz senedir ise hiç ayrılmadık o yetimhanede büyümüş belli yaşa gelince oradan ayrılmış sokakta kalmıştı benim gibi kimsesizdi.
Bende o günden sonra onu yanıma almış bugünlere kadar beraber gelmiştik zamanla ona şirketten hisse bile vermiştim. Şuan bir arabası ve çok güzel bir evi vardı. İçimden vay beraber ne günler geçirdik demiştim. Ahmet bir kez daha konuşunca bu defa söylediklerini dinledim.""Şimdi anlat bakalım en sevdiğin arabanı neden haşat ettin?"diye sormuştu. Cevabını bilse de benden duymak istediği aşikârdı.
"Benim içim parçalanmış Ahmet, araba umrumda mı sanıyorsun? Ben yanmışım hatta ölmüşüm de ağlayanım yok..."demiştim. İçince fazladan kafayı bulduğum doğruydu. Ahmet elimden içkiyi almak yerine kendine de doldurup bana eşlik etti.
"Sedef sana ne söyledi Cihan?" Bunu damı görmüştü. Başımı olumsuz anlamda sallayarak gözümü kalabalığa diktim.
"Bana dokunda dedi Ahmet yüreğim parçalandı. Biraz daha düşünürsem aklımı yitirecek gibiyim. O it! Haysiyetini siktiğim adam ona nasıl dokunurdu. Benim sevmeye kıyamadığım gözlerinin içine doyasıya bakmadığım kıza nasıl dokunur? Ahmet o iti orada ben öldürmeliydim kimseye bırakmadan ben parçalara ayırmalıydım..." Elimdeki bardağı sıktığımı sadece parçalara ayrıldığında fark ettim. Ahmet elim için peçete uzatınca gözüm kana gitti. "Ahmet o it öldü değil mi? Bak, bana yalan söylediysen..."
"Öldü Cihan, eminim. Sen biraz hırpaladıktan sonra Mert, Fatih ve Onur neredeyse adamın haşatını çıkardı. İnan bana onu en son gördüğümde yüzü tanınacak halde değildi en son Mert nasıl sinirlendiyse zerre acımadan kafasına birkaç el ateş etti."
"Peki, görgü şahidi falan kaldı mı? Sonra başımıza iş açılmasın."diye sordum. "Yok, bizim adamlar bizzat ilgilendi en küçük delil dahi kalmadığına adım kadar eminim."
"Peki, sağ salim eve gittiler mi?" Ben cesaret edip yanlarında gidememiştim.
"Evet, adamlar eve kadar eşlik etti. Hatta şuan kapının önünde birkaç kişi daha bekletiyorum. Sedef'e gelince de öğrendiğime göre perişan haldeymiş psikolojisi çökmüş durumda istersen sende yanında ol."
Nasıl giderdim hangi yüzle ben Sedef'e sahip çıkabilseydim şuan bunların hiçbiri yaşanmayacaktı."Anladım bizden haber alana kadar beklesinler ve sürekli rapor versinler."
"Orası kolayda Cihan Bir kez daha söylüyorum şuan seninde orada olman gerekmiyor muydu?"diye tekrardan sormuştu. Bende yanında olup sarılmayı her şeyden çok istiyorum ama şimdi olmaz yapamam.
"Ahmet, sahip çıkamadım oysa Sedef, ayağıma kadar geldi. Seni seviyorum, dedi. Beni bırakma, dedi. İnan sana Cihan âşık oldum, dedi. Bense inanmadım. Bana elini uzattı gel beraber gidelim buradan dedi ama ben onu kovmaktan beter ettim. Eğer inansaydım eğer ben ona inansaydım şuan iyi olacaktı. Şimdi Sedef ağlıyorsa canı yanıyorsa bütün suç benim her şeyin sorumlusu benim!"
"Sen, böyle olacağını nerden bilecektin Cihan Ben de kendi gözlerimle gördüm o kız sana düşmanı gibi davranıyordu. Sen, onun yüzünden ölümlerden döndün. Senin yerinde kim olsa inanmazdı. Senin suçun değil bu olacakla öleceğe çare yokmuş."
"Anlamıyorsun Ahmet o sevmese bile ben onu köpek gibi seviyordum. Bana, yalan söylese dahi canıma minnet diyerek onu bırakmamalıydım. Beni sevmesini beklemediydim ama kahretmesin ki ben bunu yapmadım. Onu tek başına çaresiz bıraktım. "
"Cihan, bu düşünceler hayıflanmalar bir çare ya da çözüm getirmez şimdi ne yapacaksın onu düşün ve karar kıl."
"Bilmiyorum Ahmet, inan zerre bilmiyorum."derken o an telefon çaldı. Ahmet telefonuna bakınca "Mert arıyor Cihan, ne yapmamı istersin."diye sordu Ahmet.
"Belki önemlidir aç sen."demiştim. Ahmet sözümü ikiletmeden açıp sesli şekilde konuştu
"Efendim, Mert..." Karşından ne cevap aldıysa telefonu uzak tutarak "Seni nerede olduğunu soruyor ne cevap vermemi istersin?"diye sordu.
"Söyle Ahmet, bana fark etmez."dedim. Şu saten sonra bana hiçbir şey fark etmiyordu. Ahmet tekrar telefonu kulağına dayayıp
"Mert, ben sana konumu atacağım." Demişti. Telefonu kapatınca "Ne söyledi?" diye sordum.
"Anladığım kadarıyla ya seni dövmeye ya da vurmaya geliyor."
"Gelsin gelsin bana zaten vuran vurmuş."
#bitmeyen.gece.yapmışlar
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CİHAN 🚬
Adventure© Tüm hakları saklıdır Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin...
