Bölüm 8-DİKEN

7.1K 274 3
                                        

Beğeni hani?? :)

***
İki aydır gayet güzel giden bir ilişkim var. Ancak annem artık iyice sinirlenmeye başlamıştı. Bir kaç buluşmamıza izin vermemişti. Ömer'le bu yüzden iki hafta felan hiç yüzümüzü görmediğimiz oluyordu. Ömer bu duruma delirip sinirinden beni defalarca kırmıştı. Aileme kaf ediyordu. Gizli köşelerde konuştuğum telefonda beni zırıl zırıl ağlatıyordu resmen. Ömer'in gazabı biraz sert oluyordu.

Yine geçen hafta buluşamadık annem izin vermedi. Bu hafta Ömer, Rabia'yı ikna etmiş beni almaya yollamış.

Siyah pantolonum, mavi uzun kollu kazağım ve montumu giyip hemen çıktım evden. Rabia yarı yolda Emre'yle buluşacağını söyleyip kaçtı yanımdan. Bende artık tapusunu almaya yaklaştığımız Yakamoz'a geldim koşarak. Ömer... Her zaman ki yer... Tek farkla, Ömer şuan oldukça sinirliydi. Bu sefer siyah deri ceketinide çıkartmamıştı.

Hemen yanına gidip sarıldım. İtiraz etmedi ama soğuktu.

"Naber?" dedim ortam ısınsın diye.

"İyi!" diye bağırdı birden.

"Sakin olur musun Ömer?" diye çıkıştım.

Sinirle bana döndü ve yüzünü yüzüme hizaladı. "Bana bak! Merve! Seni görememek beni delirtiyor anlıyor musun? Kafayı yiyorum kızım!" diye bağırdı gözlerini bir an gözlerimden kıpırdatmayarak.

Başını boynuma yaklaştırıp "Senin kokunu alamadıkça deliriyorum." dedi. Bağırmadan, demir gibi bir sesle. Sessizce yutkundum.

"Elimde olmadığını sen benden daha iyi biliyorsun anlatıyorum. Ailem..." dedim.

Tam bir küfür mırıldanacaktı ki. "Tamam Merve kırk yılın başı bir görüyorum yüzünü onda da kavga etmicem." dedi.

Bu konu yüzünden sürekli kavga ediyorduk. En başında ben dışarı çıkamadığım için okula gelen Ömer nerede? O böyle yaptıkça ben ondan soğuyordum.

"Hadi gel dışarı çıkalım." dedi. Hava çok soğuktu. Dışarı çıkarsak donardım ama sinirliyken dediğine itiraz etmeyecektim.

"Peki." dedim ve ayağa kalktım. Oda kalktı ve kafenin çıkışına doğru ilerledi. Bende arkasından gidiyordum.

Ağaçların içinde güzel bir bank buldu. Göl kenarında değildi ama gölü görebiliyorduk oturduğumuz yerden. Oturdu. Bende yanına oturdum biraz yanaştım sakinleşsin istiyordum. Nereden çıkardı anlayamadım ama bir gül uzattı.

Laf aramızda böyle şeylerdende nefret ederim.

Gülü aldım. Sadece bir tane diken vardı üzerinde ve o benim elime batmıştı. "Ah!" diye inledim. Canım yanmıştı.

"Ne oldu?" dedi merakla. Canım acıdığı için kaşlarım çatılmıştı. Elime bakıyordum. Çok büyük bir etkisi olmadı dikenim ama hava soğuktu ve cildim hassaslaşırdı bu havalarda.

Elimi avcunun içine alıp bir küfür mırıldandı. Hey! Neden küfrediyordu bu şimdi?

"Niye küfrediyorsun?" diye sordum anlamayarak. Sevgi, şefkat sözleri söylemesi gerekemiyor muydu?

"Hepsini temizlediğimi sanmıştım. Lanet olsun bir tane kalmış. Nasıl kaçtı gözümden?" diye söyledin suçlu ve kızgın bir tavırla.

"Anlamadım Ömer?" dedim.

"Dikenleri diyorum ya!" diye söylendi yine.

Dikenleri tek tek elleriyle temizlemişti. Kim bilir canı ne kadar yanmıştı. Ne için? Benim canım yanmasın diye. Birden mahcup hissettim. Hava soğuk olduğundan ikimizinde elleri üşümeye başlamıştı.

"Ben..." diye geveledim. Ne diyebilirdim ki. Benim canım yanmasın diye canı yanmıştı.

Ellerine baktım. "Çok acıdı mı?" dedim üzgün bir sesle.

"Acımadı. Hemde hiç. Senin için olduğunu hatırladıkça hissetmedim." dedi.

Nerede o sinirlendiğinde yakıp yıkan Ömer? Nerede bu romantik adam?

Birden göl tarafından ağaçların içinden öyle bir rüzgar estiki ruhumu uçuruyor sandım. Donmuştum istemsizce ürperdim.

Hemen farketti. Yarım bir gülümseme attı. Dudağının sadece sol tarafı kıvrıldı yukarıya doğru. Kolunu omzuma attı. Beni kendine doğru iyice çekti. Solunda oturuyordum ve sağ yanağım göğsüne yaslanmış bir vaziyette beni ısıtmaya çalıştı.

Evden zaten annemle kavga ederek çıkmıştım yine! Yine izin vermedi gitmeme ama bu sefer Ömer kafayı yiyip çok sinirleneceği için kavga dövüş çıkmıştım evden. Neden bilmiyorum ama kavga ettikçe ondan soğuyor ve artık bende buluşmalara hevesli olmuyordum.

"Gitmem gerek artık." deyip çıktım omzu ve göğsüyle beni aldığı kafesten.

Küçük bir vedalaşma, öpücük vs. eve doğru yola koyuldum.

Eve geldiğimde annem her zamanki gibi küçük bir kavga kopardı ve yine her zamanki gibi yüzüme bakmadı.

Ben odamda, ailemde yaşadığım huzursuzluk ve Ömer'in kollarında hissettiğim huzur arasında dev bir savaşa girmiştim.

ZORBABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin