Bölüm 20-AİLE

5.5K 202 10
                                        

On beş-yirmi dakika içinde okula gelmiştik.

Rabia'yla vedalaşıp kantine indim. Kaan çoktan gelmiş hatta masadaki bardaklara bakılırsa ikinci kahvesini içiyordu. "Günaydın." deyip karşısına oturdum.

Başını kaldırıp "Günaydın." dedi gülümseyerek.

"İyi görünüyorsun." dedim. Gözlerinin altı yine karaydı ama dinç gözüküyordu.

"Alışkınım." dedi gülerek.

"Sabah mesaj atınca bir şey oldu sandım. Cidden bir sorun yok değil mi?" dedi.

"Bir şey olmadı. Sana mesaj atmam için bir şey mi olmalı?" dedim.

"Yok, hayır tabikide her istediğinde at, sadece sabah sabah öyle mesaj felan yani... Aman neyse ne yiyoruz?" dedi.

"Bir şey yiyecek halim yok valla serviste dur-kalk miğdem alt üst oldu. Sen ye." dedim sevecen bir gülümsemeyle.

"Açıkçası benimde yiyecek halim yok." dedi.

Sorgulamadım.

"Kaan beni Mert'le tanıştırdın ya." dedim. Ailesi hakkında bilgi almak istiyordum.

"Evet, sevdin mi?" dedi.

"Evet çok iyi biri belli ki. Başka abin yada kardeşin var mı?" dedim. Bir şey bilmiyor numarası yapacaktım.

Durgunlaştı "Hayır, yok." dedi.

"Üzülme annen baban gençse olur belki?" dedim. Canını yakıyordum onun biliyorum ama başka türlü ulaşamazdım bu bilgilere. Rabia'nın kırıklarından gelen bilgilerle dolu olmak istemiyordum.

"Yapamazlar." dedi. Neden diye soran gözlerle baktım.

"Sanırım seni onlarla tanıştırmalıyım Merve." diye devam etti. Ölmemişler miydi? Nasıl tanışacaktım.

"Peki..." dedim. Kalktı, "Hadi gel gidiyoruz." dedi.

"Okul?" dedim. "Hallederiz." dedi bu sakinliği beni öldürecekti.

Okulun çıkışına gidip her zamanki gibi sakince çıktık okuldan. Biraz yürüyüp otopark gibi bir yere geldik. Siyah bir Audi A8 vardı. Hayatımda böyle bir arabayı bu kadar yakından görmemiştim ki birazdan içinde olacaktım.

Kaan binince şaşkınlığımı atıp bende bindim araca.

Kaan sessizce aracı kullanmaya başladı. Uzun boyundan dolayı yayvan ve rahat oturuyordu koltukta. Bir eli direksiyonda biri ise vitesteydi ve gerçekten büyüleyici görünüyordu. Uzun ince parmakları, kemik ve yer yer damarlarının belli olduğu elleri vardı.

Bir mezarlığa geldiğimizde durumu anlamıştım.

İnince onu takip ettim. Oldukça gösterişli bir mezarın başına geldik. Oldukça büyüktü aile kabristanı gibi. Sanırım tüm ailesi buradaydı.

"Babam." dedi ifadesiz bir sesle. Mermerlere oturup toprağa dokundu.

"Baba, bu Merve." dedi gerçekten yaşayan biriyle tanıştırıyor gibi.

"Ben... Üzgünüm Kaan." dedim.

"Ne için? Biz babamla gayet iyiyiz böyle. Fena muhabbetimiz var." deyip istemsiz bir gülüş attı. Yanına gidip elimi sırtına koydum destek vermek istercesine. Mezar taşında 'Kıvanç Demir' yazıyordu.

Kardeşi ve annesinide böyle bekliyordum ama sadece babasının mezarı vardı.

"Neden bu kadar büyük?" diye sordum.

ZORBABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin