"Gören olacak ayıp Kaan. Giy üzerini." dedim. Gören umrumda değildi şuan çok çekici duruyordu.
"Umrumda değil piştim Merve..." dedi umursamaz tavrıyla.
Israrlarıma olumsuz cevap verince boyun eğip gezmeye devam ettik. Sarayın şuan tam ortasındaydık. Saray sadece duvarlarının yerinden belli oluyordu. Birkaç tuğla kalmıştı, üstü bom boştu.
Güneş batıyordu.
"İzleyelim mi?" dedim sevinçle.
"Peki..." dedi.
Tam saray harabesinin ortasına geldik tam orta noktası. Güneşin battığı yöne döndük. Arkama geçip sarıldı. Uzundu benden başı saçlarımın arasında gezebilecek şekildeydi.
Saçlarımın kokusunu çekti içine uzun uzun.
"Saray..." dedi kısık bir sesle.
"Kim bilir belki bir prenses vardır zamanında burada." dedi.
Tekrar saçlarımın kokusunu içine çekip "Tam bu noktada." dedi.
"Belki o prensesin, prensi olmak için uğraşan birde aptal bir aşık vardır." dedi.
Prens mi? Kaan bu hikaye biz miyiz? Ne demek istiyordu? Nereye bağlayacaktı?
Güneş gidişi ardından gök yüzünü kızıla boyuyordu. Şuan Kaan'a çok aykırı bir şekilde romantizmin doruklarındaydık.
"Bu aptal aşık bir öküzlükle kızdırmış bir gün bu prensesi..." dedi ve devam etti.
"Prenses çok kızınca aşığını çöle sürmüş, yansın, sıcaktan bunalsın diye." dedi. Çölümüzde bu harabeler sanırım.
"Aşığı akıllanmış akıllanmasınada..." dedi ve bir anda ellerini belimden geri çekti.
"Bırak o Samet'i ya o kadar yakın olma!" dedi çocuksu bir istekle.
ÖKÜZ!
Romantizmin içine sıçtın Kaan! Zaten bu kadarı bile şaşılacak durumdu...
Gözlerinin içine öldürücü bakışlar attım.
"Kaan." dedim soğuk ses tonumla. Ne var dercesine baktı.
"Sen bilmiyorsun değil mi o hikayenin sonunu?" dedim.
"Hayır. Biliyorsan sen anlat." dedi merakla.
"Birincisi o aptal aşık değil öküz aşık olacak hikayenin orjinali böyle. İkincisi o prenses Budist değil. Öküz sevmez." dedim ve arkamı dönüp yürüyüş yolundan araca doğru ilerledim.
Sinirle arabaya bindim, ardımdan oda geldi.
"Bitti mi gezi?" dedi bir süre sonra.
"Evet." dedim keskin bir sesle.
"Yarın?" dedi istercesine.
"Davam var." dedim aynı soğukla.
Bir şey demedi.
Benim evin önüne geldim. Ben eve çıkacaktım oda evin önündeki arabasını alıp gidecekti.
Araçtan indim. Oda indi. Binanın merdivenlerine doğru yürürken başında şapkasıyla postacı formalı biri geldi.
"Merve Hanım?" dedi sorarcasına.
"Buyrun." dedim. O sırada arkamdan Kaan'da yaklaştı.
"Size." deyip bir zarf uzattı. Kaan'ın gözüne bakıp açtım zarfı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZORBA
Fiksi RemajaEğer sol tarafımda atan şeye engel olabilseydim, senden uzak dururdum.
